Günler birbirini kovaladı. Okay, Çitlenbik i küçük bir civciv olarak alalı üç yıl olmuştu. Okay, bu süre içerisinde farklı maceralar da yaşadı. Hiçbir şey olmasa bile bazen bir komşusu çıkageliyor ve : - Oğum, bitlencik mi çitlencik mi adı her neyse o horozuna sahip çık! Benim horozu yine kan içinde bırakmış! - Ne yapayım teyze, sizin horozunuz da rahat dursaydı. - Okay, sen de horozundan aşağı kalmıyorsun, sana horozuna dikkat et diyorum, yoksa onu bir gün tencerenin içine koyar da getiririm vallahi. - Tamam, tamam. Bir daha olmaz. Okay ın okul yaşamı da yoğunlaşmıştı. Dördüncü sınıfa gidiyordu. Derslerinin ağırlığı yüzünden Çitlenbik le istediği kadar vakit geçiremiyordu. Buna rağmen sınıftaki çoğu arkadaşı, onun bir dövüş horozu olduğunu biliyordu. Okaylar ikili öğretim yapan okulda sabahçıydılar. Öğlenci dörtlerde Akın isimli bir çocuk vardı. Onun da çok güvendiği bir dövüş horozu vardı. Bu horozun bazı dövüşlerde rakiplerini canından ettiği bile olmuştu. Akın ın babası da zamanında bu horozu kasabadaki horoz dövüşlerine götürmüştü. Bu durum ister istemez Okay la Akın ı karşı karşıya getirdi. İki çocuk da kendilerini bu konuda baskı altında hissediyordu. Sınıf arkadaşlarının amacı bu iki horoz aracılığıyla iki sınıf arasındaki mücadeleyi somutlaştırmaktı. Bu yüzden her sınıf, kendi arkadaşını sıkıştırıyordu. Okay bir gün ders çıkışı sınıf kapısında Akın la karşılaştı. Akın, kendisine alaycı bir tavırla: - Oğlum daha nereye kadar kaçacaksın, korktunsa korktum de. Böylece sen de rahat edersin ben de rahat ederim. - Niye korkacakmışım, benim horozum hiçbir dövüşü kaybetmez. - Eskidenmiş o. Senin kart horozunu benim İbibik im iki pençede yere serer. - Kart horoz sana benzer. - Hop hop sakin ol! Biz değil horozlar dövüşecek. Okay, arkadaşlarının önünde geçen bu tartışmayı kendine yediremedi. Bir korkak olarak anılmak istemiyordu. Ancak Akın ın horozu İbibik, profesyonel bir dövüşçüydü. Ona bir zarar gelirse zor durumda kalmak istemiyordu. Bu düşüncelerle Akın a: - Bak Akın, dövüşü kabul ediyorum ancak… Bu sözden sonra etrafta bir çığlık koptu. Okay ın arkadaşları bu duruma çok sevindi. Tabii ki sınıfa girmek için kapıda bekleyen Akın ın arkadaşları da bu işe çok sevindiler. Okay konuşmasını sürdürdü. - Dövüşü bir şartla kabul ederim. - Neymiş o şart? - Dövüş sırasında horozuna bir şey olursa karışmam. - Bak sen… Unutuyorsun galiba, benim İbibik kaç horozu maç sırasında yere serdi. Şartını kabul ediyorum; ancak benim de bir isteğim var. - Neymiş o istek? - Seninkinin aynısı, maç sırasında horozun ölürse karışmam. Bu sözden sonra öğlenci dörtler bastılar kahkahayı. Güneşli bir bahar günüydü. Tüm çocuklar katılabilsin diye dövüşün cumartesi olmasına karar verildi. Dövüş yerini duyurmaya bile gerek görülmedi. Çünkü bu dövüşün çayırda olacağını herkes tahmin edebiliyordu. Dövüş saati yaklaştıkça çayırdaki kalabalık artmaya başladı. 4 A ve 4 B nin öğrencilerinin neredeyse tamamı oradaydı. Okay ın sınıf arkadaşları ve karşı sınıf öğrencileri atışıyordu. - Çitlenbik, Çitlenbik! Biz bu işi bitirdik. - Kart horoz, Çitlenbik, Şampiyon İbibik. Okay, kucağındaki Çitlenbik le çayıra gelince arkadaşlarının coşkusu arttı. Aynı anda Akın da İbibik le göründü. İki seyirci grubu çayırın ortasında geniş bir daire oluşturdu. Okay ve Akın alanın ortasına gelerek horozları yere bıraktılar. Tüm gözler horozlara odaklandı. İki dövüşken biraz horozlanıp maçı başlattılar. İbibik, sert bir gaga darbesiyle Çitlenbik in ibiğini yakaladı. Ardından çifte mahmuzunu Çitlenbik in göğsüne indirdi. İbibik in mahmuzları jilet gibi keskindi. İlk darbede Çitlenbik in göğsü kanamaya başladı. Yaşlı horoz düştüğü yerde kısa bir süre kaldı. Zaten İbibik, hep bu göğüs darbeleriyle öldürmüştü eski rakiplerini. Çitlenbik toparlanıp ayağa kalktı. Şimdi biraz daha temkinliydi. İki horoz karşılıklı durmuş boyun tüylerini kabartmış, karşı taraftan hareket bekliyordu. İbibik, yeniden saldırdı. Bu kez de Çitlenbik in göğsünün diğer tarafını yaraladı. Üstelik bir gaga dolusu tüyünü de kopardı. Akın ın arkadaşları İbibik saldırdıkça çılgına dönüyorlardı. Çitlenbik in ne zamandır dövüşmediği belliydi. Hareketleri tutuktu. Karşısında komşunun horozu da yoktu. Okay ın arkadaşları karamsarlığa düşse de Okay umutluydu. Durmadan: “Hadi aslanım, hadi aslanım!” diyordu. Horozunu iyi tanıyordu. Çitlenbik yeteri kadar hırslanırsa maçı kazanabilirdi. Zaman ilerledikçe Çitlenbik, hırslanmaya başladı. Dövüş başlayalı bir saat olmuştu. Bu arada İbibik maçın başındaki üstünlüğünü yavaş yavaş kaybediyordu. Maça neredeyse denge gelmişti. Horozların ikisi de yorgundu. Artık iki horoz da son bir darbeyle rakibini saf dışı etmenin hesabını yapıyordu. Önce birbirlerine bakıyor ardından en uygun zamanda saldırıyorlardı. Böyle anlardan birinde Çitlenbik İbibik e çok sert bir gaga vurdu. Bu vuruşla İbibik i gagasından yakaladı. Hareketini sert bir mahmuzla destekleyince taraftarlar “oley” diye bağırdı. Çitlenbik, İbibik in gagasını kırmıştı. Zavallı horoz artık saldırmak istese başaramıyordu. Kılıcı elinden alınmış bir savaşçı gibi kalakaldı. Çitlenbik, beş dakika sürmeden onu kaçırmayı başardı. İbibik çayırın bir ucunda kaçarken Akın, horozunu yakalamakla uğraşıyordu. Çayır, “Çitlenbik!” sesleriyle inliyordu. Okay ın içinde sevinçten çok hüzün vardı.
Bu yazı 573 kere okundu.
|