Haber Ara
Canlı Yayın
Gazeteler
Genel Editör
Yazarlarımız
Şehir Kütüphanesi Kitapları–2
Özlem YILDIZ
|
|
Şehir Kütüphanesi Kitapları–2 |
Bu tartışmaların sonu gelmezdi. Genelde ukalalık eden kitaba ağzının payı verilirdi. İçten konuşanlara kimsenin bir şey dediği yoktu. Kitaplar arasında geçen konuşmaların hepsini yazmaya kalksak ortaya çıkacak kitapları koymak için yeni bir kütüphane yapmak gerekecek. Aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş, bizimki de o hesap. Bir kütüphanenin hakkını verdik de yenisine sıra geldi. Oysa yakında bu kütüphaneye bile kilit vurulacak. Memur pek renk vermiyor; ancak dışarı giden kitaplar sayfaları sararmış bir halde dönüyorlar. Raflardakilerinse hiçbir şeyden haberi yok. Kütüphanedeki söz sahibi kitaplar, bu işe el atmaya karar verdiler. Öncelikle çocuk kitaplarını sıkıştırdılar: “Dışarıda neler oluyor, anlatır mısınız?” “Bir eve gittim, okundum, geldim.” “Böyle yanıt mı olur? Biraz açık konuş!” “Neler olduğunu söyleyemem, Pinokyo söylesin. En çok okunan o.” “Pinokyo?” “Beni sıkıştırmayın arkadaşlar. Biliyorsunuz yalan da söyleyemem. Şimdi burnumu uzatmanın âlemi yok. Siz Polyanna ya sorsanız daha iyi olacak.” “Hadi kızım, Polyanna lütfen sen söyler misin?” “Değerli büyüklerim, kıymetli kitap arkadaşlarım, biliyorsunuz ki ben iyimserliğimle tanınmış bir karakterim. Ancak ben de Pinokyo gibi dışarıda olanları anlatırsan karakterim değişecek. Lütfen beni de zorlamayın.” Hiçbir kitap dışarıda neler olduğunu anlatmak istemiyordu. Bilge ansiklopediler, emektar kitaplar, çok okunanlar, az okunanlar, hiç okunmayanlar sabaha kadar tartıştı. Tartışmanın başlarında her kafadan bir ses çıkmasına rağmen sabahın ilk ışıkları kütüphaneye dolarken orta yol bulundu. Kitapların neden okunmadığını araştırmak için dedektif kitabını görevlendirmeye karar verdiler. Dedektif kitabı ödünç kitap almaya gelen çocukların çantasına girecek ve olayı araştıracaktı. Gerekirse okullara girip öğrencilerin çantalarına gizlenecekti. Kurgu kitaplar kolaylık olsun diye bu işle ilgilenecek kitaplara kısaltılmış isimler vermeyi önerdiler. Göreve ilk gidecek kitaba da Dedki ismini önerdiler. Daha o andan itibaren tüm kitaplar dedektif kitabına Dedki demeye başladılar. Sabah, kütüphanenin kapısı çıkırt diye açıldı. Görevli kadın dinlenmiş bir halde rafların arasına gelip: “Günaydın, sayfalar dolusu dostlarım.” Kitaplar da: “Günaydın, kütüphanemizin annesi.” Kadın, rafların arasından bir kitap aldı. Yerine dönerken: “Keşke hepinize ilgi gösterebilsem, keşke hepinizi okuma şansım olsa.” Kitaplarsa akşamüzeri gelecek çocukları bekliyorlardı. Dedki heyecanlıydı. Kendi kendine konuşurken: “Düğümler benim işim. Sayfalarımda onca olayı çözdüm. Bu olay benim için çocuk oyuncağı.” Akşamüzeri, birkaç çocuk kütüphaneye geldi. Öncelikle okumuş oldukları kitapları teslim ettiler. Memur, kitapları evirdi, çevirdi, bir sorun görmeyince teslim aldı. Çocuklara dönerek: “Yeni kitap alacak mısınız?” “Evet!” diye yanıtladı çocuklar. “Hadi o zaman, rafların arasına!” Raflara doğru ilerleyen çocuklardan birinin çantası açıktı. Çocuk tam da Dedki nin olduğu rafın önünden geçerken Dedki arkadaşlarının da yardımıyla küt diye çantanın içine atladı. Çantadaki ders kitaplarının ve defterlerin arasında öylece beklemeye başladı. Çocuklar birer kitap beğenip de görevlinin yanında dönerken Dedki iyice pustu. Görevliye görünüp de çocuklara hırsız damgası vurdurmak istemiyordu. Kısa sürede çocukların işi bitti. Çanta sarsılmaya başladı. Merdivenden iniyorlardı. Dedki tüm dikkatini çocuğun hareketlerine vermişti. “Şimdi merdiven iniyoruz, işte şimdi sokaktayız, köşeyi dönüyoruz…” bir de çocukların sesi geliyordu. -Sen hangi kitabı aldın? -Muzaffer İzgüden …….. -Ya sen? -Ben de Gülten Dayıoğlu ndan Tuna dan Uçan Kuş u aldım. -Aaa biliyorum. O çok güzel bir kitap! -İnternet kafeye biraz uğrasak ya! Dedki interneti ilk kez duyuyordu. Merakını yenemeyince çantaya girdiğinden beri konuşmadığı ders kitaplarına sordu: -İnternet ne ki? Tüm kitaplar ona baktılar. Bir tanesi: -Bilmiyor musun? -Bilsem sorar mıyım? Ne zamandır kütüphaneden çıkmamıştım. -Belli, küf kokuyorsun, dedi hayat bilgisi kitabı. Dedki bozulsa da sıradan bir yanıt verdi. -Yirmi yıl aynı rafta beklersen sen de benim gibi kokarsın. Önce sinsi bir toz siner üstüne. Sonra yaprakarın sararır. Sen mürekkep koktuğunu sanırsın. Küf kokusunu alamazsın. -Biz alıyoruz ama! diye üsteledi hayat bilgisi kitabı. Dedki kibarlığını koruyarak: -Biraz anlayışlı olabilirsin. Bir de hayat bilgisi kitabı olacaksın. -Adım ne olursa olsun, bu kokuyu çekmek zorunda değilim. Hayat bilgisi kitabı Dedki yi sevmemişti. Onun yıpranmış sayfalarını, kokusunu eleştirip duruyordu. Diğer kitaplar söze girmiyordu. Dedki görev bilinciyle alttan aldı: -Sen kokuyu bırak da interneti anlat? -İnterneti anlatmak bana düşmez. -Neden? -Bak burada bilgisayar kitabı var, o anlatsın. Dedki ne zamandır söze girmeyen kitaba dönüp: -Merhaba, bilgisayar kitabı! -Merhaba, öğrenci okumak için seni mi seçti? -Öyle sayılır. Sen şu interneti bana bir anlatsan olmaz mı? -Büyük bir ağ… -Balık ağı gibi mi? -Eh… -İpleri de var mı? Bilgisayar kitabı gülümseyerek: -Desene sen bu konuda hiçbir şey bilmiyorsun. İkinci Bölümün Sonu
Bu yazı 458 kere okundu.
|
 |
 |
|
YORUMLAR
Özlem YILDIZ 2009-12-03
Kütüphane
Merhaba Boran Bey,
Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim.
Kütüphanelerin ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum.
Yukarıda okuduğunuz satırların büyük bir çoğunluğunu, diplomamı, daha birçok özelliğimi kasabamızdaki kütüphaneye borçluyum. Tam da benim liseyi bitirdiğim, üniversiteye hazırlandığım dönemde açılmıştı. Hemen hemen iki günde bir kitap okurdum. Aldığım kitabı özenle ciltleyip geri verirdim. Çoğu kitabın ilk okuyucusu bendim. Şimdi o kütüphanenin benim gibi kaç kişiyi kurtardığını merak ediyorum. İki bin nüfuslu bir kasaba ve belediye destekli bir kütüphane… Şimdi yüz bin nüfuslu bir şehirdeyim…
Sevgiyle kalın...
boran 2009-12-01
Kitaplar..
Kitaplar,gerçekten en yakın dostlarımızdır.Onlardan çok şeyler öğreniriz,okudukça.Kendimizi geliştirebiliriz.Kent kitaplıkları,bir süre okuma evleri gibiydi.Sonra,biraz unutuldular.Teknolojik gelişmeler,bir şekilde etkilese de,kitapların yerini alamaz.Sizler bu süreci iyi anlatıyorsunuz,sayın yazar.Teşekkürler.Hoşça kalın,sevgiyle kalın.
|
|
SON YAZILARI
|
|
Zamane Yağmurları
Şehirdeki Çapa Sesi
Paraşütsüz Atlayışlar
Zeytin Ağaçları Ne Söyler
Bir Kayıp Denizci
Naciye Evren'de Söyleşi
Darkale Bisiklet Turu Bölüm-IV Darkale’de Kahvaltı
Darkale Bisiklet Turu III Bölüm- Köy İzlenimleri
Darkale Bisiklet Turu Bölüm-II Yolculuk
Darkale Bisiklet Turu Bölüm-I Toplanma Yeri
|
Hava Durumu
|