-Nereden bileyim? En son, kütüphaneden dışarı çıktığımda insanlar renkli televizyonun heyecanını yaşıyorlardı. -Ooo… Epey olmuş. Şimdi tv sıradan oldu. Gerçi “LCD” ekranlar yine gündemde; ancak cep telefonları, bilgisayarlar en önde. Kitaplar kendi aralarında konuşup Dedki ye bilgisayarın, internetin, cep telefonunun ne olduğunu anlattılar. Çantadaki ders kitaplarının okunuyor olmaktan kaynaklanan kibirleri vardı. Sözlerinin çoğu Dedki yi aşağılamaya yönelikti. Dedki onların sayfalarını cart diye yırtmamak için kendini zor tutuyordu. Bu arada çocuklar kapıyı açıp internet kafeye girdiler. Dedki dinlemedeydi: -Bana yarım saatlik aç. -Beş numara, dedi bir diğer ses. Çocuklar söylenen yere ilerlerken silah sesleri, küfürler, bağrışmalar çantanın içine kadar geldi. -Arkanda… Saklan, vuruldun, öldüm. Tüh……… Dedki nin kafasında sorular belirmişti. “Burası savaş alanı mıydı? Öldüm diyen çocuk nasıl hâlâ konuşuyordu. Öldüğünü nereden biliyordu? Dedki bu işin içinden çıkamayınca bilgisayar kitabına dönüp: -Dışarıda neler oluyor? -Oyun… -Oyun mu? -Oyun ya, ne sandın? -Ne bileyim vurulanlar konuşuyor, benim sayfalarımda böyle olmuyordu. -Burada her şey oyun; ancak çocuklar bu işi fazla ciddiye alıyorlar. -Sık sık geliyorlar mı? -Hafta içi her gün. Hafta sonu da gelirler; ancak bizi getirmezler. -Siz? -Evde… Ya çantada ya rafta… Dedki “rafta” sözcüğünü duyunca durgunlaştı. Dışarıdan sesler gelmeye devam ediyordu. Bir zamanlar kütüphanenin rafları arasında duyduğu seslere benziyordu bu çocuk sesleri. Kitap almak için geldiklerinde de böyle tartışırlardı. Ancak o zamanlar küfür yoktu. Şimdi birbirlerini öldürmek için yarışıyorlar. Yok ederek kazanılan oyunlar oynuyorlar. Hayat bilgisi kitabı çantada her şeyi kanıksamış bir halde duruyordu. “Hayat artık böyle!” der gibiydi. Bilgisayar kitabı ise dışarıdaki ortamın kurucusu olarak kasılıyordu. Dedki, bilgisayar kitabına dönerek: -İnternet için ağ demiştin, değil mi? -Evet, sanal bir ağ. -Kimi yakalıyor? -Görünüşte bilgileri; ancak iş çoğu zaman tersine işliyor ve insanlar yakalanıyor. -İnsanlar uyanıktır, ağları yırtıp kaçarlar. -Yakalandıklarını anlamıyorlar ki! -Nasıl yani? -Diyelim ki e-mailine bakmak için internete girdi, bir anda kendini oyun oynarken buluyor. -E-mail mi dedin? -Hayır, ee nail dedim. -Anlamadım? -Sen ne biliyorsun Allah aşkına? Hayat bilgisi araya girip: -Bilgisayar kitabı, bırak şu cahili. Görmüyor musun okunmaya okunmaya iyice küflenmiş. Dedki önce yutkunup: -Küflü sana benzer, sen çok mu okunuyorsun? -Ne sandın ya? Benden bir milyon tane dağıtıldı. -Trilyon dağıtılsan ne olur? Sen daha okunmanın ne demek olduğunu bile bilmiyorsun. Öğretmen ödev vermese seni kim okur? -Fazla ileri gidiyorsun ama… -Ne oldu, ağırına mı gitti? -Evet, küf kokun ağırıma gitti. Dedki, hayat bilgisi kitabının sayfalarına uzanmıştı ki bilgisayar kitabı araya girdi. -Çocuklar sakin olun! Dedki lütfen, nasıl olsa okunup kütüphaneye döneceksin, niye bu kadar meraklısın anlamadım. -Ne yani maili bilmiyorsam soramaz mıyım? -Mektup işte, öğrendin bak. -Postacı mı getiriyor? -Ağlardan çıkıyor. -Denize bırakılan şişe içindeki mektuplar gibi mi? -Hayır, o kadar romantik değil. -Posta pulu? -Dedki belki farkında değilsin ancak konuştukların, sordukların çok ilkel şeyler. Hayat bilgisi haklı bence, sen onun sayfalarını biraz karıştır. -Aman aman, önce o içinden çıktığı hayatı öğrensin de… -Böyle konuşma, mademki bir şeyler öğrenmek istiyorsun. -Hayatı yeteri kadar biliyorum. Ben şu ağa takıldım kaldım. Bu konuşmalar sürerken çocukların oyunu bitti. Çanta hareketlendi. Bu hareketi fırsat bilen hayat bilgisi Dedki ye bir omuz attı. Dedki düşüncelere dalmıştı. Bilgisayar kitabında çok bilgi olduğunu tahmin ediyordu. Bu akşam eve vardıklarında ondan çok şey öğrenebilirdi. Çocuklar bir süre yürüdükten sonra birbirlerine “iyi akşamlar” deyip ayrıldılar. Dedki nin olduğu çantanın sahibi olan çocuk bir apartmanın önünde durdu ve zile bastı. Üçüncü Bölümün Sonu
Bu yazı 556 kere okundu.
|