- Hep böyle olur, dedi öğretmen. Okumayanlar, en son ne okudun diye sorulduğunda çok bilinen bir kitap adı verirler. - Öğretmenim ben gerçekten en son Robenson’u okudum. - Peki kütüphaneye kaç kere gittin - Bir kere. Sıralar arasından bir öğrencinin sesi geldi - Gerçekten gitti öğretmenim, bir ansiklopedinin sayfasını bile yırttı. Gülüşmeler, tartışmalar kesilince öğretmen dersi tamamladı. Ders sonunda öğrenciler taramanın ne olduğunu öğrenmişlerdi. Vakit geçiverdi. Çıkış zili çaldı. Çanta sahibi çocuk, arkadaşı ile buluşup kütüphanenin yolunu tuttu. Dedki, fermuarı aralık çantadan dışarıyı da gözlüyordu. “Yirmi yılda ne çok şey değişmiş. Apartmanların boyu uzamış. Ya böcekleri andıran arabalara ne demeli” Kütüphanenin önüne gelmişlerdi ki yol kıyısında park etmiş bir kamyon gördü. Rüyasındaki kamyon aklına geldi. Benzi attı. Bu arada çocuklar merdivenleri tırmanmış, görevlinin karşısına dikilmişlerdi. Elindeki kitabı karıştıran kadın onları görünce başını kaldırdı - Hoş geldiniz çocuklar. - Hoş bulduk. - Bitirdiniz mi bakalım kitaplarınızı. - Bitirdik. - Beğendiniz mi - Ben çok beğendim, dedi bir çocuk. - Benimki normaldi, dedi diğeri. - Yeni kitap alacak mısınız - Evet! - Doğru raflara o zaman. Ben de getirdiklerinizi işlerim. İki çocuk, rafların arasına daldı. Kitaplar heyecanlandı. Çocukları tanıyorlardı. Birazdan çantanın içindeki arkadaşları çıkacaktı. Çocuk, bir kitaba uzanmıştı ki Dedki, kendini rafa attı. Düşecek gibi oldu. Arkadaşları onu sayfalarından kavrayıverdi. Bu sırada bilgisayar kitabı da kendini rafa attı. Bir köşeye yerleşti. Arkadaşları Dedki’nin anlatacaklarını bekliyorlardı. Hemen etrafına toplanındılar - Anlatsana, dışarıda neler oluyor - Sonra, dedi Dedki fısıltı ile. Kütüphaneye gelen çocuklar yeni kitaplarını alıp çıktılar. Mesai bitmek üzereydi. Ötelerden görevlinin topuklu ayakkabılarının sesleri duyuldu. Her zamanki gibi rafların arasına geliyordu. Kitaplar bu sesi duyunca toparlandı. Kendilerini bu kadın yazmamıştı; ancak onu yazarları kadar seviyorlardı. Senelerdir burada çalışıyordu. Bir akşam olsun onlarla vedalaşmadan ayrılmamıştı. İşte yine konuşmaya başlamıştı - Üzülmeyin, yavrularım. Kitaplar onu anlıyormuş gibi yanıt verdiler içlerinden. - Üzülmüyoruz. - Biliyorum üzülmediğinizi. Hem neden üzülesiniz ki Kitapların doğasında okunmamak da var. Hem belki insanlar sizi seneler sonra keşfeder. Kitaplar bu keşfetmek sözcüğüne bozuldular. - Çarşının ortasında, insanların gözünün önündeyiz. Keşfetmek farklı bir şey. Birden ortadan kayboluversek kaç kişi üzülecek ki bize Görevli, iyi akşamlar deyip çıktı. Kapının çıkırt sesinde sonra kitaplar yeniden Dedki’nin başına toplandılar. - Anlatsana neler oldu - Arkadaşlar sabırlı olun, ben bir dedektif kitabıyım. Tüm delillere ulaşmadan konuşamam ki. Hem biraz da gizemli olmalıyım. Bilge ansiklopedi Anki - Bırak şimdi gizemi, Dedki. - O zaman biterim işte Anki. Merak edin biraz. Roman kitabı Romki dayanamadı - Yahu zaten seni kimse okumuyor, şimdi gizemini bize mi yutturacaksın - Romki, bu iş senin sayfalarındaki pembe aşklara benzemiyor. İş çok ciddi. Dokuzuncu Bölümün Sonu
Bu yazı 389 kere okundu.
|