- İşin ciddi olduğunu biz de biliyoruz. Bizi çatlatmak zorunda mısın? - Peki o zaman, çevireyim bir sayfa. - Bir sayfayla olmaz, dedi Romki. - Ne kadar sabırsızsınız. Yıllardır raflarda öylece durdunuz da şimdi mi sabrınız bitti? - Ee yeter be, diyerek yakasına yapıştı Romki. - Bırak beni, ben senin sayfalarındaki kötü karakter değilim. - Sakin olun, diye araya girdi Anki. Böyle yaparsanız sorunumuzu hiç çözemeyiz. Dedki’ye de hak verin. Öğrendikleri onu şaşırtmış olabilir. Belli ki bizi alıştırmak istiyor. Hem siz kitapsınız, biraz sabırlı olun. Anki, Dedki’ye döndü: - Hadi evladım, başla da arkadaşlarını üzme. Ansiklopedi kitabıydı Anki, tüm kitapların saygısını kazanmıştı. Ne zaman bir şeyi merak etseler hemen ona danışırlardı. Sakin, sağduyulu, gerçekçiydi. Her kitabın bir yazarı varken onun onlarca yazarı vardı. Dedki yanlış yaptığını düşünmeye başladı. Utanarak söze girdi: - Arkadaşlar, işimiz çok zor. - Bilmiyorduk, dedi Romki. - Lütfen Romki, sözümü kesme. Üzüntüm şu: İnsanların bizi okumaları için sebepleri azalmış. Ne zamandır konuşmayan masal kitabı Maksi araya girdi: - Anlamadım. - Yapma Maksi, biz senin develerinin tellal, pirelerinin berber olmasını anlıyoruz ya. - Ee dedi Anki. Bu insanlar nelerle uğraşıyorlar. - Bilgisayar, tv, cep telefonu, bir de potlu bir şey. - Ne potu? - Vallahi tam anlayamadım, ay pot mu, vay pot mu ne! Bilgisayar başında yemek yemeyi, uyumayı unutanlar bile var. - Aşka bak, dedi Romki. İnsanlar abayı yakmış desene! - Artık bilmiyorum. Abayı mı yakmış, kendini mi? - Şaştım doğrusu, dedi Anki. - Ya çocuklar, dedi Maksi. Çocuklar masal da dinlemiyorlar mı? Maksi, okunma konusunda çok şanslıydı. Küçük okuyucuları bayılırdı ona. Dedki konuşmasını sürdürdü. - Dışarıda her şey bilgisayara doğru akıyor. Filmler, müzikler, resimler… Sıra kitaplara gelmiş. Anlayacağınız bizim iki sorunumuz var: okunmamak ve taranmak. - Taranmak? O da ne? Diye mırıldandı tüm kitaplar. - Bilgisayara yüklenip sayısal hale gelmek. - Toz var mı toz, dedi sağlık kitabı Sağki. - Toz yok Sağki. - Oh. - Toz yok; ama virüs diye bir şey var. - Amanın! - Hem de ne virüs. Bilgisayardaki tüm kitapları bir anda yok edebilirmiş. Anlayacağın kütüphane tozu onun yanında pudra kalır - Demek taranmak ha! Dedi Anki. Bu sözcük yeni çıkmış olmalı. Benim maddelerimde yok. Not edeyim bari. - Not etme, dedi Dedki. - Nedenmiş o? - Dışarıda sizde olmayan o kadar çok madde var ki, ben sana bir ara ayrıntılı yazdırırım. Çet, taramak, bellek, mail, hard disk. - Gülle gibi bir şey mi? Dedi Maksi. - Yok çekiç. - Gerçekten mi? - Hayır Maksi, bilgisayar parçası. Kitaplar anlatılanlara odaklanmıştı. Raflardan çıt çıkmıyordu. Anki merakla sordu: - İnsanlar bizi neden bilgisayarlara yüklüyorlar ki? - Depolanması, taşınması kolaymış, da ondan. - Ya okunması? Onuncu Bölümün Sonu
Bu yazı 370 kere okundu.
|