- O kadarını bilmiyorum. İnsanlar şimdi bilgisayarlarında kaç e-kitap var, onu konuşuyorlar.
- E-kitap?
- Elektronik kitap.
- Yaz Anki yaz, dedi Romki.
Anki dalgın dalgın uzaklara baktı. Kütüphaneye sessizlik çöktü. Kitaplar bilgisayar belleğine yüklendiklerini düşünmeye başladılar. Hiçbirinin sayfaları bunu almıyordu.
Maksi, arkadaşlarına döndü:
- Raflar ne olacak?
- Onları da senin develerine yükleriz, dedi Romki.
- Develer?
- Onları da bilgisayara yüklerler.
- Bilgisayarları develere yükleseler daha iyi olmaz mı?
- Of Maksi çocuk gibisin, dedi Dedki.
- Peki raf yoksa, dedi Maksi. O zaman nasıl duracağız?
- Arkadaşlar, şaşırdığınızı biliyorum. Ancak bunlar çok yeni şeyler, nasıl olacağını inanın ben de bilmiyorum. Aslına bakarsanız anlattıklarımın çoğunu bilgisayar kitabından öğrendim.
Dedki konuşurken ne zamandır rafta tartışmaları izleyen bilgisayar kitabını göstermişti. İşte bu anda tüm kitaplar bilgisayar kitabına döndüler. Dedki bir şey unutmuş olduğunu hatırladı:
- Arkadaşlar kusura bakmayın, sizi tanıştırmayı unuttum.
- Fırsat mı kaldı ki, dedi Anki.
Dedki:
- Sevgili dostlar bu, bilgisayar kitabı Biski, Biski bunlar da arkadaşlarım, Şehir Kütüphanesi Kitapları.
- Memnun oldum.
- Biz de memnun olduk.
Dedki devam etti:
- Arkadaşlar, bilgisayar kitabı bizim çalışmalarımızı merak etti. Ve gördüğünüz gibi o da aramıza katıldı.
Kütüphanede bir uğultu yükseldi.
Dedki araya girdi:
- Arkadaşlar neler oluyor?
- Şey dedi Maksi, ya bizi de tararsa, diyorlar.
Bilgisayar kitabı:
- Ben buraya sizi taramaya gelmedim. Siz istemedikten sonra böyle bir şey olmayacak.
- Bize katılırken iyi düşündün mü evladım, dedi Anki. Bu işin tehlikeleri de olacağı belli. Doğrusunu istersen neyle karşılaşacağımızı biz de bilmiyoruz.
- Dışarıda dolu dolu bir yıl geçirdim. Ben ders kitabıyım. Orada kalmaya devam etsem çöpe gidecektim. En azından şimdi bir işe yarayabilirim.
Kitaplar, Biski’den etkilendiler. Hep bir ağızdan bağırdılar:
- Aramıza hoş geldin Biski!
- Hoş bulduk arkadaşlar. Ancak şunu da bilin, sizin okunmanız konusunda bir şey yapamam. Bu elimden gelmez. Ancak sizi taranmak konusunda bilgilendiririm. Çünkü Dedki’nin dediği gibi okunmamak kadar taranmak da sizi ilgilendiriyor.
Kitaplar gün doğana kadar konuştular. Öncelikle insanların neden okumadıklarını ele almaya karar verdiler. Eğer okunma sorununu aşmadan taranırlarsa bunun sonları olacağını dile getirdiler.
Sabah aydınlığı kütüphaneye dolup da görevli geldiğinde sustular. Görevlinin seslerine kulak verdiler. Önce çay tıngırtısı sonra gazete hışırtısı derken raf düzenlemeleri, telefon konuşmaları… Kitaplar akşam olup da görevli gidene kadar bir gece önceki konu üzerinde düşündüler durdular.
On Birinci Bölümün Sonu
Bu yazı 355 kere okundu.
|