|
Engelli Birey Kimdir?
Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, iyileştirme, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişilere engelli birey denir.
Ailelerin Engelli Çocuğu Kabullenme Aşamaları:
a) ŞOK
Bu tanıma uyan bir çocuğu çok yakınımızda hatta yanı başımızda kendi çocuğumuz olarak gördüğümüzde anne-baba olarak ilk ortaya koyacağımız tepki şoktur. Bu şok olayını anlayabilmek için arabasıyla kaza yapmış bir sürücünün hurdaya dönmüş arabasına ilk baktığı anı düşünün. Evinin yanışını seyreden bir kişiyi, depremde evi yıkılmış bir kişinin evine ilk bakışını düşünün. Ya donmuş kalmış donuk bir ifade ile olayı sessizce seyrediyordur, ya da durmadan anlamlı anlamsız bir şeyler konuşuyordur. Bu tür tepki veren kişiler için kullanılan yaygın ifade ise “Henüz olayın şokundan kurtulamamış.” Şeklindedir. Anne baba da çocuklarının engelli olduğunu öğrendikleri anda benzer tepki verir. Çünkü o an ciddi anlamda şok yaşamaktadırlar.
b) İNKÂR
İlk yaşanılan şok anı atlatıldıktan sonra anne baba ya çocuklarının engelini tamamen inkâr etme ya da en azından engellilik düzeyini inkâr eden bir davranış sergilerler. Örneğin çocuğunun zihinsel engelli olduğu gerçeği ile yüz yüze ise;
—Benim çocuğum belki tembel ama kesinlikle engelli değil. Hatta birçok arkadaşından daha zeki ama çalışmıyor kerata, şeklinde bir tepki vererek engellilik durumunu inkâr edebilir. Ya da öğrenmesinde biraz sorun olduğunu kabul etmesine rağmen uygulanan test sonuçlarının ortaya koyduğu düzeyde bir engelliliğin mümkün olmadığı yolunda tepkiler verebilir.
c) Acı ve Depresyon
İnkâr aşamasından sonra acı gerçeğin tüm çıplaklığı ile karşısında olduğunu gören anne baba acı çekmeye ve bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünmeye başlar. Ciddi anlamda bir hayal kırıklığı yaşamışlardır. Çocuklarıyla ilgili o ana kadar kurdukları hayallerin yıkıldığını düşünmek onların acılarını bir kat daha arttırmaktadır. Adeta tüm ümitlerin tükendiği noktada olduklarını düşünürler. Çünkü onların çocukları hiçbir zaman komşunun çocuğu gibi olamayacak. Ya da benim çocuğum… Diye başlayan ve gururlanarak söyleyebilecekleri hiçbir zaman kuramayacaklarını düşünmeye başlarlar. Bu yaşanılan acılar zaman zaman yoğunlaşarak depresyona da dönüşebilir.
d) Suçluluk
Anne babaları bu aşamada çocuklarının engelliliğe neden olabilecek değişik faktörlerin oluşmasında rolü olan herkesi, hatta kendisini bile suçlamaya başladıkları evredir. Çocuklarının doktorundan çocuğun engelliliğine neden olan sebepleri öğrendiklerinde kendilerini, eşler birlerini, kendi ailelerini, birbirlerinin ailelerini çocuklarının engelliliğine neden oldukları için suçlayabilmektedirler. Hatta zaman zaman sadece bu çocuğun doğmasını çok istedikleri için kendilerini suçladıkları bile olur.
—Keşke çocuk sahibi olmayı bu kadar çok istemeseydim, diyerek suçluluk duygusunun altında ezildikleri bile olur. Yaşanılan acı suçluluk duygusuyla birleştiğinde dayanılmaz hal alabilir. Bunu daha iyi anlatabilmek için bir örnek vermek istiyorum. Kendi hatası sonucu yaptığı trafik kazasında çocuğunun ölümüne neden olan baba ya da anne, çocuğunu trafik kazasında kaybeden diğer anne babalardan daha çok üzülecektir. Zaman acıların küllenmesine, katlanılabilir olmasına yardımcı olur. Ama zaman vicdan azabını hafifletmeye yetmeyebilir.
Devamı Haftaya
Bu yazı 714 kere okundu.
|