|
e) Kızgınlık
Bu aşamada neden ben? Diye sorulur ve neden bir başkasının çocuğu değil de kendi çocuğunun engelli olduğunun kızgınlığı yaşanır. Bu kızgınlık davranışlarında agresifliğe neden olabilir. Çevresi tarafından özellikle anlayışla karşılanmazsa bu aşamada anne babalar ciddi anlamda iletişim sorunları yaşayabilirler.
f) Utanç ve Sıkıntı
Bu aşamada anne baba için yapacak pek bir şey kalmamış yani çocuklarının engelli olduğu gerçeği ile yüzleşmişlerdir. Ama çocuklarının diğer çocuklardan farklı olması anne baba açısından utanç nedenidir. Bu nedenle çocukları yok gibi davranma, engelli çocuklarını en yakın çevreden bile gizleme eğilimindedirler. Ne onları yanlarında götürmeyi isterler ne de evlerine gelen misafirlerine göstermeyi isterler. Ondan hiç söz edilmemesi yanlısı bir tutum sergilerler. Çünkü çevrelerindekilerin acıma duygusundan rahatsızlık duymaktadırlar. Bu aşamada çocuklarını yalnızlığa iterler. Çünkü evden çıkmalarına izin vermezler. Çocuğun sosyalleşmesini engelleyici bu tutum çocuğun gelişimine de olumsuz katkıda bulunacaktır.
g) Pazarlık Etme
Bu aşamada “denize düşen yılana sarılır” cümlesinde olduğu gibi bildiği tüm umut kapılarını teker teker çalmaya, çocuğunun derdine çare bulduğu takdirde ona minnettar olacağını, hatta ödüllendireceğini ifade etmeye başlar.
Bu aşamada ana babalar çocuğun engelinin giderilebilmesinde ya da en aza indirgenebilmesinde rolü olacak olan herkesle (doktor, öğretmen… vb.) farklı pazarlıkların içine girebilirler. Hatta çocuğu iyileşirse kurban keseceğini adayarak adeta Allah ile de pazarlık yapar. (Adak kelimesini genel anlamda Allah ile yapılan bir pazarlık olarak gördüğüm sanılmasın. Burada geçen cümle sadece engelli bir çocuğu bulunan ailelerin yaşadığı kabullenme süreci içindeki değişken psikoloji olarak görülmelidir.)
h) Kabul ve Uyum
Bu aşamada aile çocuğunun durumunu kabul eder. Çocuğuyla ilgili gerçekçi beklentiler geliştirerek beklenti ve isteklerini sıraya koymamaya başlar. Artık çocuğun yeterlilik ve sınırlılıklarını kabullenmişlik ve bu aşamadan sonra çocuğu için neleri yapabileceğinin telaşı vardır.
Anne ve babaların bu aşamalardan geçmesi normaldir. Bu aşamalardan farklı şekillerde ve zamanlarda geçebilirler. Yani her ailenin bir aşamadan diğer aşamaya geçerken geçirecekleri süreler ve bu aşamaların her birinde yaşanılan duyguların yoğunluğu birbirinden farklıdır. Dolayısıyla her aile bu aşamalardan geçer dememize rağmen, her aile kendine özgüdür de. Aile için önemli olan gereken desteği alarak bir an önce çocuğuyla ilgili tanıyı öğrenmek ve engelini kabul ederek çocuğun eğitimine katılmayı hedeflemektir. Şu bir gerçek ki ülkemizde sekiz buçuk milyon engelli olmasına rağmen engellilere farklı gözle bakılmakta ve engellinin aileleri bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Fakat aileler bireyin farkında olmalıdırlar; nitekim engelli bireyin topluma uyum sağlaması konusunda onlara çok iş düşmektedir. Aileler engelli çocuklarından utanmamalı onları evde kapatmak yerine toplum önüne çıkarmalıdırlar. Bunun yanı sıra çocuklarına acıyarak yaklaşmamaları gerekir çünkü acımadan doğan sevgi ve yardım çocuğun öğrenmesine engel olacak ve psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Engellilik bir farklılıktır bunu kabul ederek nasıl davranmak gerektiğini bilmek gerekir. Unutmamak gerekir ki engellilerin en çok istediği şey biraz anlayış ve sevgidir. Yani engelli bireylerin eğitilerek topluma kazandırılmalarında aile büyük önem taşımaktadır. Aile eğitilerek engelli bireyin eğitimine olumlu katkı sağlaması için onlara yardımcı olunmalıdır.
Bu yazı 568 kere okundu.
|