|
Edgar Wtson Howe bir gün şu espriyi yapar: “Hiç kimse sıranın kendisine geleceğini bilmese, sizin konuşmanızı dinlemez.” Ne yazık ki bu söz, pek çok insanın iletişime yaklaşımını doğru yansıtmaktadır. İnsanlar genelde dinlemek yerine sıranın kendisine geldiğinde ne söyleyeceğinin planlaması ile meşgul oldukları için söyleneni anlayıp cevaplamak yerine kafalarında önceden kurguladıkları cümleleri söylerler. Ancak etkili insanlar, iyi bir dinleyici olmanın inanılmaz değerini bilirler.
Dinlemek saygıyı gösterir.
Psikolog Dr. Joyce Brothers şöyle der: “Yağ çekmenin en samimi biçimi taklit etmek değil, dinlemek olabilir.” Başkalarının anlattıklarına ilgi göstermediğiniz her durumda, kendilerine değer vermediğiniz mesajını göndermiş oluyorsunuz. Söylediklerinin dinlemeye değer bulunmaması söyleyene değer verilmediği yolunda algılanabilir. Ama karşımızdaki kişilerin söylediklerine kulak verdiğinizde onlara saygı gösterdiğiniz anlaşılır.
Dinlemek ilişkiler kurar
Dinleyerek karşımızdakini anlayabiliriz ve sonrasında da onu anladığımızı ifade edebiliriz ki bu iletişimin olmazsa olmazıdır. İnsanlar arası iletişim ise sağlıklı bir toplum yaşamı için vazgeçilmez bir unsurdur.
Dinlemek bilgiyi artırır.
Dinlemek aynı zamanda bir çeşit öğrenme biçimidir. Örneğin, öğretmenin kullandığı anlatım, soru cevap, drama… vb. öğretim tekniklerinden yararlanabilmesi için öğrenen konumundaki bireyin aktif dinlemesi gerekmektedir. Bu durumda dinleme bilgi edinme için önem kazanmaktadır.
Dinlemek fikir üretir
Herhangi bir konuda fikir üretebilmek için o konuda değişik fikirleri dinleyip onları harmanlayabilmek, yorumlayabilmek önem kazanmaktadır. Yani bir konuda fikir üretebilmek için önce o konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Bir konu hakkında bilgi sahibi olabilmek için ise aktif dinlemenin öneminden bir önceki maddede bahsetmiştim. Dolayısıyla dinlemeden bilmek ne kadar zor ise bilmediğimiz konuda fikir üretebilmemiz de o derece zordur.
Dinlemek sadakat sağlar
Sadakat karşılıklı olduğunda önem kazanan bir değerdir. Karşımızdaki kişinin sadakatinden emin olabilmek için bile onu dinlemek gerekir. Dinlediğimizde onu anlayıp ona hak vereceğimiz için dinlememizin aynı zamanda bizim sadakatimiz için de ön şart olduğunu görüyoruz.
Dinlemek, başkalarına ve kendinize yardım etmenin iyi bir yoludur.
Kendimize yardım edebilmemiz için konunun uzmanı olan kişilerin belli konularda nasıl davranmamız gerektiği yolundaki önerilerine kulak vermemiz gerekmektedir. Başkalarına yardım edebilmek için de onların hangi konuda bizim yardımımıza gereksinim duyduklarını bilmemiz yani önce onları iyice etkin bir biçimde dinlememiz gerekmektedir.
DİNLEMENİN ÖNÜNDEKİ YAYGIN ENGELLER
Konuşmaya aşırı değer vermek
Bir konuda odaklanamamak
Zihinsel yorgunluk yaşamak
Kişilere başvurmak
Kişisel duygu yükünü taşımak
Kendisiyle meşgul olmak
DİNLEME BECERİLERİ NASIL GELİŞTİRİLİR?
Öncelikle iyi bir dinleyici olup olmadığımızı yada ne kadar etkin bir dinleyici olduğumuzu sorgulamalıyız. İyi bir dinleyici olmadığımızı düşünüyorsak en azından durumun farkındayız ve çözüm için doğru yoldayız demektir. İyi bir dinleyici olabilmek için aşağıdaki önerilere kulak vermek gerekiyor.
Konuşmacıya bakın
Konuşmacıya değil de başka yöne dönmüşsek, konuşmacıya “seni duyuyorum belki ama kesinlikle dinlemiyorum” şeklinde bir mesaj göndermiş olabiliriz. Yani ne kadar iyi bir dinleyici olduğumuz, karşımızdaki kişinin kendisini ne kadar dinlediğimizi düşünmesiyle de alakalıdır. Dinlediğimiz kişiyle göz teması çok önemlidir. Hatta konuşan kişi çocuk ise, yani aramızda boy farkı varsa, hafiften çökerek göz teması kurmaya çalışmamız bile önem kazanır.
Bu yazı 1184 kere okundu.
|