|
Kekemelik, çocuğun yaşına ve lehçesine uygun gelişimsel olarak çıkartması beklenen konuşma seslerini çıkartamaması, konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde bozukluk olması durumudur
Genel olarak üç tür kekemelikten söz edilir
1-Kronik kekemelik : Spazmodik olarak harf ya da hece yinelenir.
2-Tonik kekemelik: Sesin kesilmesidir.
3-Diğer kekemelikler: Palialik (söylenecek kelimeyle ilişkisi olmayan harf tekrarı) ve atonik kekemelik (ses çıkarmanın aniden kesilmesi)dir.
Hastalık genellikle 12 yaşından önce çoğunlukla 2-7 yaşları arasında başlar. 2-35 yaşalar arasında başlayan kekemelikler genellikle geçici olmaktadırlar. Çocuklarda düşünce hızının konuşma hızını geçtiği bu yaşlarda henüz yetersiz konuşmayla ile düşünce ifade edilememekte bu nedenle konuşma bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Buna fizyolojik kekemelik denir. Bu durum her çocukta görülmemekte; ancak konuşma bozukluğuna yatkın olan çocuklarda rastlanmaktadır
Kekemeliğin ruhsal durumlarla yakın ilgisi olduğu çeşitli gözlemlerlerle belirlenmiştir. Nitekim, kekemelikte gırtlak, ses telleri, ağız veya dil gibi konuşmayla ilgili organlarda hiç bir bozukluk saptanmamıştır
Bozukluğun şiddeti, kişinin içinde olduğu duruma göre değişir. Kekemelik stresin yoğun olduğu durumlarda artar. Konuşma çok yavaş veya çok hızlı olabilir. Genellikle, şarkı söylerken ve şiir okurken kekeleme olmaz. Ağır durumlarda tekrarlayan vücut hareketleri, konuşmaya eşlik eder. Örneğin, elini, dizini, masaya vurma gibi.
Kekelemeye kötü bir huy diye bakmak yanlıştır. Bir hastalık, hele hiç değildir. Kekeleme, bir belirtidir. Temelde yatan hastalık, bir korku nevrozudur, kekeme de bu nevrozun psikosomatik belirtisidir.
Kekemelik uygarlıktan etkilenen ve uygarlıkla arttığı söylenilen bir özürdür. Örneğin Amerikalı Kızılderili kabilelerinin bazılarında hiç kekeleyen bulunmacığı gibi dillerinde kekemelik karşıtı sözcükte bulunmadığını gösteren araştırmalar vardır. Kekemelik oranı toplumdan topluma, kültüre ve hatta aynı toplumun içinde sosyo-ekonomik düzeye göre bu oran değişebilmektedir. Bizde 760 öğrenciyi kapsayan bir araştırmada oran %2 olarak bulunmuştur.(ÖZSOY,1974)
Kekemelik cinslere göre farklılık göstermektedir. Genel olarak kızlara oranla erkek çocuklarda daha sık rastlanmaktadır. Kekemelik erkeklerde kızlara göre daha uzun süren bir sorun olmaktadır. Erkek çocuklarda daha çok görülmesinin sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Schuell’e göre neden şu olabilir. Erkek çocukların, fizik, sosyal ve dil gelişim hızı kızlara oranla daha yavaştır. Bu onları kızlarla eşit olmayan yarışmaya ve kıyaslamaya zorlamaktadır. Bunun sonucu erkeklerde daha çok engellenme güvensizlik ve duraksama görünmektedir. Öte yandan kız çocuklarına her yaşta daha ılımlı davranılmaktadır. Bundan dolayı kekemelik kızlarda daha az görülebilir.
Genelde 2–4 yaşları arasında olan kekemelik normal olarak karşılanır. Kekemeliğin %90 geçici olmakla beraber %10 kadarı kalıcı olabilir. Israr eden kekemeliklerde gerekli müdahalenin yapılması gerekir. Bazı durumlarda kekemelik dalgalanmalar şeklinde değişik dönemlerde görülebilir.
Çocuk çoğunlukla kekemeliği okul öncesi çağda geliştirmeye başlamaktadır.İlk çocuklukta başlayan kekemelik yaş ilerledikçe artar. Buluğ çağında kuvvetlenir. 18-20 yaşından sonra hafifleyebilir. Kekemelik bazen birden bire, bazen çok hafif belirtilerle başlayabilir. Gelişimi yavaş yavaş olur. Aile ne zaman başladığını bilemez.
Çocukların çoğu 2-4 yaş arasında kekemeliğin sınırına gelir.Bazı çocuklarda bu sınır 6-7 yaşa kadar uzanabilir. Çocuk 2-4 yaş dönemi konuşmayı öğrenir. Çocuğun ne söylediğine ve nasıl söylediğine dikkat edilir.Bu dönem çocuğunda düşünme hızı, sözcükleri çıkarabilme hızından fazladır. Bu sebepten çocukta geçici bir kekemelik görülebilir
Bu dönem çocuğun dikkati konuşması üzerine çekilmezse,bu dön. 7-8 yaşlarına doğru düzgün konuşmayla tamamlanmış olur. Kekemelik derece ve süreğenlik açısından farklılıklar gösteren bir özürdür. Kekeme her zaman ve sürekli olarak kekelemez. Kekemenin rahat ve düzgün konuştuğu zamanlarda vardır. Orta derecede bir kekeme sözcüklerin ancak %10 nun da kekeler. Kekeme koroda şarkı söylerken,kendi kendine konuşurken,çalışma sırasında konuştuğunda kekelemez. Spor etkinliği sırasında,karanlıkta rahat konuşur.
Kekemelik sürekli değildir. Bireyin kekelemediği zamanlar vardır.Bu zamanlar onun kekemelik derecesine ve yaşam havasına göre azalıp çoğalır.
Kekemeliğin şiddeti de değişebilir. Çocuğun yaşantısı, heyecan, yorgunluk bu değişikliğin nedenlerindendir.
Kekemelik gelişimsel bir özürdür. Gelişimi içinde kekemelik belli bazı dönemlere ayrılıp incelenebilir. Çoğunlukla kabul edileni "birinci dönem kekemeliği" ile "ikinci dönem kekemeliği" diye adlandırılan ikili ayrımdır.
Birinci Dönem Kekemeliği
Kekemeliğin başlangıç dön. diye adlandıra bileceğimiz bu dön. konuşmanın yalnızca sesine ilişkindir. Çocuğun konuşmasında tutulma,duraksama,yineleme dinleyenler tarafından fark ediliyor,fakat çocuk bunların farkında değil ve çekinmiyorsa böylesi özürler birinci dönem kekemelidir denilebilir. Çevremizde bu tür konuşmalara çok rastlarız. Onun için böylesi belirtiler gösteren her çocuk kekeme değildir.
Bunun ölçüsü şudur; konuşmadaki duraksama,tutulma yineleme ve uzatmalar dinlerken bir tek kişinin değil de çok kişinin dikkatini çekiyorsa ve dinleyenin dikkatinin ne konuşulduğundan çok nasıl konuşulduğuna çeviriyorsa o bireyin konuşması birinci dönem kekemeliğe girebilir.
İkinci Dönem Kekemeliği
Bu dönem konuşmasında, duraksama, tutulma uzatma ve yinelemelerden başka birtakım yüz,el,kol ve vücut devinimlerinin eklenmesiyle konuşma daha çok nasıl a dikkat çeker hale gelir. Konuşanda ne söyleyeceğinden daha çok nasıl söyleyeceğine dikkat eder haldedir.
Bu dönem kekemeliğinde konuşmanın akıcılığının bozulmasının yanı sıra öncede söylenildiği gibi bir takım görsel belirtilerde ortaya çıkar. Konuşma anında burun deliklerinin fazla açılması,dudakların çarpılması ya da gerilmesi, alt çenenin olağan dışı hareket ettirilmesi, göz kırpmalar boyun kaslarında gerilmeler, kol ve ellerin gerilmesi, bacakların gerilmesi, ayakların tetiklenmesi, karın kaslarının fazla devinmesi gibi durumlar.
Bu yazı 684 kere okundu.
|