|
4-Bir direniş belirtisi olarak kekemelik:
Bu görüşte olanların hareket noktası,insan oğlunda değişikliğe karşı bir direnmenin var oluşudur. Değişiklik fizyolojik organik olduğu gibi ruhsal ve sosyal olabilir.
Eğer birey direnmeye neden olan bir durumun etkisi altındayken konuşmaya zorlanır ya da kişi kendini kendini konuşmak için zorunlu hissederse, direnme etkisini onun konuşmasında gösterir.
5-Kekemelik tek bir nedene bağlanamaz:
Bu görüşte olanlara göre kekemelik her zaman bir tek nedene bağlı olarak açıklanamaz.
RİPER a göre kekeme çocuklar duygusal çatışmaları olan bir geçmişe,konuşmada olağan sayılacak tutukluğu kekemelik diye tanılayan bir aileye; kendilerini kekemeliğe kadar götürebilecek uygun bir bünyeye; konuşmalarının akıcılığını engelleyen bir çevreye ve sınırlı hoş görüye sahiptirler.
Bazı ailelerde gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır. Anne-babada obsesif-kompulsif kişilik yapısının varlığına da bu bozuklukta işaret edilmiştir. Çocuklukta yaşanan endişe, gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümü olarak düşünülmüştür. Hastaların % 40-60 kadarında ailelerinde kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.
Görüntüleme çalışmalarında beyin kan akımlarında azalmalar ve bölgesel olarak bazı alanlarda akımda düzensizlikler saptanmıştır.
Araştırmacılar, kemeliğin başlamasında aşağıdaki sebepleri sorumlu tutmaktadırlar
1. Çocuğun zekasının yeterli olmayışı ve daha zor ve yetersiz öğrenmes
2. Hareket artması, huzursuzluk ve kelimelerin mafsallanmasındaki zorluklar.
3. Çocuğun başarılı olması için çevresinden ve özellikle ana-babasından gördüğü zorlanma, buna karşı, çocukta sıkıntının geliştirilmesi
4. Sol elini kullanmak üzere yaratılmış olmasına rağmen, çocuğun ille de sağ elini kullanması için zorlanması.
5. Ana-babanın aşırı mükemmeliyetçi bir karakterde olması, hoşgörü eksikliği, gereğinden fazla bir disiplin uygulanması. Kekeme çocukların ailelerinde, ana-*babalarının aşırı titiz ve kuralcı olduğu gözlenmiştir. Bu ana-babaların çocuklarından beklentileri çok yüksektir. Çocuğu sürekli denetim altında tutarlar. Konuşmasına aşırı önem verirler
6. Obsessif- saplantılı kişilik yapısı, uygunsuz bir fizik yapı, belirli kan grupları,
7. Belirli bir sosyal çevre,
8. Çocuğun cinsi, erkek çocukların kızlara göre daha fazla etkilendiği bilinmektedir.
Kekemeliğin başlamasında korku en büyük rolü oynamaktadır. Halk arasında da bu kanı yaygındır. Aile, kekeleyen çocuğa daha sorulmadan "hiç bir şeyden de korkmadı ki, niye oldu anlayamadım" diye dile getirmektedirler
Okula başlama, bir çok durumda kekemeliğin başlamasıdır. Bazı çocuklar uzun süre yeğlerler, bazıları ise bozukluğa karşın, konuşmayı sürdürürler
Aile ve ikiz çalışmalarında bu çocukların akrabaları arasında kekemelik oranının %12-19 gibi genel topluma göre, 23 kat daha fazlası oranlarda bildirilmesi, bozukluğun nedenlerini açıklamada kalıtım etkisi olacağını göstermiştir
Kekelemeler daha çok:
1. Hecenin ya da kelimenin başındaki h sesinde görülür. Baştaki sessiz harf sesli harften daha zor çıkarılır.
2. Cümlenin ilk kelimesinde daha çok görülür.
3. Uzun kelimelerde kısa kelimelere göre daha sık görülür.
4. Sessiz harften sesli harflere geçişlerde daha çok görülür.
Kekemeliği artıran durumlar:
1. Telefon görüşmeleri,
2. Bir isim söylerken,
3. Önemli bir şey söylemek isterken,
4. Zaman yetersizliğinde,
5. Kekeleyen kişiyi zor anlayacağı düşünülen birileri ile konuşulduğunda
6.Önemli bir şahıs ile konuşulduğunda
7.Geniş bir dinleyici kitlesine konuşulduğunda
Bu yazı 313 kere okundu.
|