|
3) Okula adapte olamayan çocuklarda görülebilecek sorunlar:
Okula adapte olamayan çocukların bazılarında okul korkusu diyebileceğimiz bir sorun ortaya çıkar. Çocuk okula gitme konusunda isteksizlik gösterebilir. Hatta kimi çocuklarda çok sık ağlamalar veya sabah okula giderken huysuzlanmak, inatçılık yapmak gibi şikayetler görülebilir. Okul korkusu bazı çocuklarda kusma, mide bulantısı, karın ağrısı, baş ağrısı, diyare ya da uykusuzluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Anne-babaların okula yeni başlayan çocuklarında gördükleri bu tip belirtileri yalnızca fiziksel, organik bir rahatsızlık olarak değerlendirmemeleri, bunun okula adaptasyon güçlüğü nedeniyle ortaya çıkabilen psikolojik bir sorun da olabileceğini göz önünde bulundurmaları gerekir. Bunun dışında, okula gitme konusunda bir sorun yaşamadığı halde, okuldaki düzene uyum sağlamak konusunda sorun yaşayan çocuklar da vardır. Bu tip çocuklar okuldaki kurallara uyum sağlamada sorun yaşarlar. Öğretmenlerine ya da arkadaşlarına karşı saldırganca eğilimleri olabilir. Bu tip uyum sorunlarının arkasında gelişim bozuklukları olabileceği gibi uyum, davranış bozuklukları veya duygusal sorunlar da olabilir. Bazı çocuklar ailesine karşı duyduğu öfkeyi ya da güvensizliği okuldaki öğretmen ve arkadaşlarına yönlendirerek bu sıkıntılarını, bu duygularını açığa çıkarma olanağı bulabilirler. Bu saldırgan ve uyumsuz davranışlarının altında aileye karşı olan öfke ve güvensizlik duygularını ifade etme isteği yatıyor olabilir. Ancak gerek okul korkusu gerekse okul uyumsuzluğu konularında ailenin bir uzmandan yardım almasında yarar vardır. Bu tip bir sorunla karşılaşan ailenin en kısa zamanda bir psikologa başvurmalarını öneriyoruz; çünkü okul yaşamının başlangıç döneminde bu tip sorunlar yaşayan çocukların bu sorunlardan bütün öğrenim yaşamları olumsuz etkilenebiliyor. Ayrıca, tamamen bu soruna bağlı olarak bir takım psikolojik sorunlar da geliştirebiliyorlar.
4) Çocukların derslerine, ödevlerine ne kadar müdahale etmek ya da yardım etmek doğrudur?
Anne-babaların okul ve ders ile ilgili konularda eleştirel ve baskıcı tutumlardan uzak durmaları gerekir. Çocuğun ödevlerini zamanında yapmaması, derslerine çalışmaması durumunda sürekli yargılanması, sorgulanması ve eleştirilmesi çocuğun hem derslerinden soğumasına, hem okula karşı negatif duygular beslemesine neden olur. Anne-babanın ders konusundaki yaklaşımı mümkün olduğunca olumlu olmalıdır. Çocuğa derslerini yapması konusunda zaman zaman hatırlatmalarda bulunmak doğaldır ancak bunu yaparken anne-babanın kullandığı uslup önemlidir. Örneğin, okuldan geldikten sonra direk televizyon karşısına oturan bir çocuğa annenin ‘Ödevin yok mu senin, ödevini yapsana’ ya da ‘Ödevlerini bitirmeden televizyon seyretmek yok demedim mi ben sana’ gibi ifadeler kullanmasındansa çocuğa, ‘Sanırım ödevlerini çizgi film izledikten sonra yapmaya karar verdin, değil mi ?’ gibi bir soru sorarak hatırlatması çok daha olumlu bir etki yaratır. Bu şekilde çocuğa sorumluluğunu hatırlatmış oluruz. Ancak bunu çocuğu aşağılamadan, onu küçümsemeden, eleştirmeden ve baskı yapmadan yapmış oluruz. Anne-babanın çocuğun dersleriyle ilgili alacağı sorumluluklar konusundaki yaklaşımı daha çok çocuğu bu konuda yönlendirmek, cesaretlendirmek ve sorumluluklarını eline almasını sağlamak şeklinde olmalıdır. Sürekli çocuğu aşağılayarak ya da yargılayarak, suçlayarak sorumluluk sahibi olmadığını dile getirmek ne çocuğa ne de aileye bir şey kazandırmaz. Anne-baba ödevlerin yapılması konusunda bir sorun ortaya çıktığında çocuğun yerine ödevi yapmak ya da sorunu çözmek yerine çocukla birlikte ve çocuğu yönlendirerek o sorunun çözümüne ulaşılmasını sağlamalıdır. Özetle, anne-babanın dersle ilgili konularda hedefi çocuğun yerine çocuğun sorunlarına çözüm üretmek değil, bu sorunlara bulunacak çözümler konusunda çocuğa yol göstermek olmalıdır. Anne-baba çocuğa yardım edebileceğini çok açık ve net bir biçimde ifade etmeli ama çocuğun yerine hiç bir şekilde sorumluluk almayacağını da ifade etmelidir. Ayrıca, anne-babaların unutmaması gereken başka bir şey de ders konusunda anne-babanın her sorumluluk almasının çocukta şu tip bir düşünceye yol açacağı olmalıdır; Nasılsa annem-babam sorumluluk alıyor, dolayısıyla benim sorumluluk almama gerek yok ya da nasılsa ben bu sorumluluğu alabilecek kadar güvenilir bir kişi değilim, ya da sorumluluğu üstlenecek kadar büyük değilim, becerikli değilim, annem-babam bu sorumluluğu verebilecek kadar bana güvenmiyor, demek ki ben güvenilir bir insan değilim diye düşünebilir. Bu da çocuğun kendine olan güveninin azalmasına, kendisiyle ilgili kararları kolay verememesine ve yaşamıyla ilgili görev ve sorumlulukları yerine getirememesine neden olur.
Bu yazı 525 kere okundu.
|