|
İnatlaşan iki keçinin köprüden geçme sırasının belirlenmesi ile ilgili hikâyeyi birçoğunuz bilirsiniz. Bu inatlaşan kişi bazen hikâyelerin satır aralarından çıkıp çocuğunuz olarak karşınıza çıkabilir. İnat ile mücadeleyi öğrenmek için öncelikle inadın ne olduğunu açıklayarak konuya giriş yapmak isyiuorum.
Çocuklarda inatlaşma belli bir yaşa özgü değildir. Aksine her yaş döneminde görülebilir. Bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler. Bebeklikten çıkıp kendini keşfetmeye, bir akran grubuyla birlikte olmaya başladıkları yani sosyalleşmenin başladığı dönemlerde ve aileden bağımsız olmanın istendiği ergenlikte daha yoğun görülebilir. Çünkü inat çoğu kez, çocuğun kurduğu iletişimde karşı tarafa “ben de varım” türünden mesaj göndermesi anlamı da taşıyabilmektedir. Çocuklar anne-babaları ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebilirler. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Örneğin, acıkmıştır ama evdeki yemeği yememekte direnir, hamburger ister, hamburgerciye gidersiniz, ben bundan istememiştim ötekinden al diye tutturur, öteki menüden alırsınız başka bir bahane bulur vs. Birinizden biri yenik düşene kadar devam eder bu sürtüşme.
Genelde babalar dışarıda çalıştıkları için çocuklarının inadıyla mücadele etmek çoğu kez annelere kalmaktadır. Çocukların inatlaşma nöbetleri esnasında sıkça fikir değiştirmelerine yani neyi isteyip, neyi istemediklerinin belli olmamasını bir örnekle açıklamak istiyorum. Aynı zamanda anne baba olan genç çift kendi aralarında günlük yoğunluklarını tartışırlarken anne çocukla ilgilenmenin zorluğundan bahsedince eşi:
—Çocukla ilgilenmek de iş mi? Diye karşı çıkar. Bunun üzerine aralarında anlaşırlar ve bir gün boyunca çocukla tamamen baba ilgilenecektir. Baba ile çocuk yalnız kaldıklarında çocuk:
—Baba, şerbet istiyorum, der. Baba çocuğun şerbetini hazırlar. Çocuk şerbetten bir yudum içtikten sonra:
—Ben şerbet içmekten vazgeçtim, diyerek babasından şerbetin içindeki şekeri çıkarmasını ister. Babası da çocuğun elindeki bardağı alıp bir bardak su verir ve:
—Bak bu şekersiz, bunu içebilirsin der. Çocuk ağlayarak:
—Hayır, ben bunu istemiyorum. Şerbetin içindeki şekeri çıkar ve o suyu şekersiz olarak içmek istiyorum, der.
Çocuğunuzun inatlaşma dönemlerinde her iki tarafın da amaçlarını açıkça ortaya koymaya çalışın. Sizin amaçlarınız çok çeşitli olabilir; ona yemek yedirmek, bir oyuncakçının önünden geri çekmek, ablasının odasından çıkmasını sağlamak veya uyutmak. Onun ise tek bir amacı vardır; sizin dediğinizin tersini yapmak. Ancak bu şekilde size kendisinin bağımsız bir birey olduğunu, kendi tercihlerini kendisinin yapabildiğini kanıtlayacaktır. Pek çok anne-baba bunun farkında olmadığı için çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girer ve kendilerini de çocuklarını da yıpratır. Yani çocuk kaynaklı bir inatlaşma nöbeti esnasında anne ya da baba çocuğun ve kendisinin o an ki amaçlarının neler olduğunu bilirse sonuca daha kolay ulaşacaktır. Daha da kötüsü bazı çocuklar inatlaşmayı bir alışkanlık haline getirirler, daha ileriki yaşlara taşırlar ve/veya anne-baba bu çatışmalara çözüm olarak şiddete başvurmaya başlar. Kısacası çok küçük yaşlarda başlayan ve çocukların gelişiminde çok doğal olan inatlaşma, anne-baba ve çocuk arasındaki bir iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir ve bir kısırdöngüyle son bulabilir. O yüzden inatlaşmanın çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Bu yazı 791 kere okundu.
|