|
Uzun süren bir sınav maratonu geçtiğimiz Pazar günü yapılan LYS-Fen Bilimleri Sınavı ile son buldu. Öğrenciler kendi üzerlerine düşeni yaptılar. Bundan sonra tek yapacakları beklemek ve gelecek puanlarına göre güzel ve tutarlı tercih yapabilmek.
Üniversite adayları için uzunca bir maraton olan üniversiteye giriş öncesi dönemin kısa, fakat önemli bir etabına gelmek üzereyiz. Tercih dönemi…
Tercih döneminde üniversite adayları genelde bocalama yaşarlar, çünkü
a) Elde ettikleri puanlarla nereye yerleştirilme ihtimallerinin büyük olduğu konusunda,
b) Hangi yüksek öğretim kurumundan mezun olunca hangi mesleği yapacakları konusunda,
c) Hangi meslekte istihdamın daha çok olduğu konusunda,
d) Yapacakları tercihlerde üniversitenin mi yoksa bölümün mü öncelikli olması gerektiği konusunda yeterince bilgi sahibi değiller.
Her ne kadar YGS ve LYS öncesinde okul rehber öğretmenleri ve dershanedeki rehber öğretmenleri tarafından bütün bunlar anlatılmış olsa bile o dönemde sınava hazırlanma telaşından bunlara yeterince dikkatlerini vermiyorlar ya da veremiyorlar. Bu nedenle bu yazımda üniversite adaylarına ve ailelerine bazı ipuçları vermek istiyorum.
Üniversite adaylarının üniversite seçmekten önce bölüm seçmelerinin, aynı bölümü birden fazla üniversitede okuma şansları varsa o bölümü diğerine göre daha köklü olan bir üniversitede okumayı tercih etmelerinin daha mantıklı bir seçim olacağını düşünmekteyim. Çünkü özel sektör her hangi bir alanda yetişmiş eleman alımında bulunacağında sayı itibarıyla tercih yapabileceği ölçüde başvuru varsa hangi üniversiteden mezun olduğu iş arayan açısından referans olabiliyor. Ama öncelikle istenilen alanda bir programdan mezun olmak sonra da iyi referans olabilecek bir üniversiteden mezun olmak gerekmektedir.
Bölüm seçerken de,
1. Bu bölümü bitirdikten sonra yapmam gereken meslek alanında ne kadar yeteneğe sahibim? Dolayısıyla bu meslekte ne kadar başarılı yani verimli olabilirim?
2. Bu mesleği ne kadar sevebilirim?
3. Bu mesleğin çalışma ortamı bana uygun mu?
4. Bu mesleği yürütürken uğraşacağım şeyler ve hedef kitle olarak kişiler benim kişilik özelliklerimle ne kadar örtüşüyor? Sorularına mutlaka cevap vermelidirler.
Çünkü yapılacak meslek ve o mesleğin ortamı, sosyal çevresi bir ömür boy yaşamımızı etkileyecektir. Bir çeşit yaşam tarzı olacaktır. Kendisine yukarıda belirttiğim yönlerden hiç uymayan bir mesleği seçen ya da seçmek durumunda kalan kişi aldığı bir kararla hayatını altüst edecektir.
Tabanlarda ya da ortalarda bir yerlerde puana sahip olan ve fazlaca seçenekleri olmayan öğrenciler –özellikle bu yıl mezun olanlar- bence kendilerine her şeyden önce şu soruyu sormalılar:
—Benim kapasitem bu mu? Bu soruya “hayır” cevabını veren yani bir şekilde asıl sahip olduğu performansını bu yıl girdiği YGS ve LYS’de sergileyemediğine inananlar, hiç düşünmeden bir yıl sonra şansını yeniden denemeliler. Bir yıl insan yaşamında uzun bir dönem değildir. İstemedikleri, yapamayacakları ya da yapsa da maddi-manevi doyum yaşayamayacakları bir mesleği bir ömür boyu yapmak zorunda kalmaktansa bir yıllarını feda etmeleri daha akıllıca bir davranış olacağını düşünmekteyim. Ama ben ne kadar çalışsam da üç aşağı beş yukarı pek bir şey değişmez, bir başka deyimle “Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.” Diyorlarsa lise mezunu olarak kalmaktansa girebildikleri bir programa yerleşmek istemeleri yerinde bir karar olabilir.
Üniversite adaylarının seçecekleri bölümleri belirlerken ailesinin ekonomik durumu, barınma imkânları, uzaklık… vb. ailesel faktörlerin yanı sıra yukarıda meslekler hakkında verdiğim genel ölçütleri de mutlaka dikkate almaları gerektiğini bir kez daha hatırlatarak başarılar diliyorum. Her şey gönüllerince olsun.
Bu yazı 367 kere okundu.
|