|
Her öğretim yılı başında öğretmen için en önemli sorun, hangi sınıflara derse gireceğidir. Eline “Öğretmen El Programı”nı aldığında öğretmen için iki durum söz konusudur. Ya sorunsuz sınıflara gireceği için mutludur ya da gireceği sınıflarda sorunlu öğrenci çok olduğundan bu yılın zorlu bir yıl olacağını düşünecektir. Daha ders yılının başında gireceği sınıflarda sorunlu öğrencilerin çokluğunu ve bu nedenle öğretim yılının zorlu geçeceğini düşünmek ister istemez öğretmenin bu çocuklara karşılı ön yargılı tutum geliştirmesine neden olacaktır. Bu durum yani ön yargı ise öğretmenin başarını olumsuz etkileyecektir. Çünkü eğitimde ön yargı başarının önündeki en büyük engellerden biridir.
Davranış bozukluğu olan çocukların okul çağındaki oranı yapılan araştırmalarca % 1–2 olarak saptanmıştır. Bu çocukların elden geldiğince özel olarak uğraşılmaları gerekmektedir gerekir. Bunda en önemli rol öğretmene düşer. İnsan genel olarak bilmediğinin düşmanıdır. Öğretmen genel olarak uyumsuz çocuk deyimi hakkında bilgi sahibi değilse, çocuğun uyumsuzluğu ve o tip uyumsuz davranış sergileyen çocuklara eğitim verilirken neler yapılması gerektiği konularında bir şey bilmiyorsa kendine göre bir yöntem geliştirecektir. Bu yöntem de genel olarak öğrenciyi dışlamak ya da dışlanmasına çanak tutmak olacaktır. Öğretmen uyumsuz davranışlar hakkında bilgi sahibi olmalı, uyumsuz çocuklar için neler yapabileceği konusunda kendisini geliştirmiş olmalıdır ki bu çocuklar topluma kazandırılabilsin, sonları iyi olsun. Uyumsuz davranışlar ve yapılması gerekenler hakkında yeterli bilgi ve beceriye sahip olan öğretmen;
Önce çocuktan ziyade uyumsuz davranışlar üzerinde durmalı, gerekli sınıflandırmayı yapmalıdır. Çünkü değiştirilmesi hedeflenen çocuğun kendisi değil, onun olumsuz davranışı olmalıdır. Öğretmenin neyle uğraşacağını bilmesi işini bir nebze olsun kolaylaştıracaktır.
Sonra uyumsuz çocuğu adeta incelemeye tabi tutmalı, çocuğu tanımalı, onunla ve çevresiyle ilişki kurmalı, bazı yöntemler (testler, teknikler vs.) kullanarak gerekli tanı ve teşhisi koymaya çalışmalı ya da bunun için yardımcı olmalıdır. Öğretmen çocuğu bir bütün olarak tanımazsa, hangi durumların çocuktaki olumsuz davranışları tetiklediğini bilmezse ve en önemlisi uyumsuz davranışları olan öğrencisi ile sağlıklı bir iletişimi kuramadıysa öğretmenin o çocuğu eğitmekte başarılı olacağı söylenemez.
Daha sonra hem çocuğu hem de uyumsuz davranışlarını bir bütün halinde ele alarak bu davranışların nedenlerini çevrenin ve çocuğunda yardımıyla bulmaya çalışmalıdır. Eğitim bir süreçtir. Bu süreçte öğretmenin arzulanan hedefe ulaşabilmesi için çocuğun çevresiyle (arkadaşları ve ailesiyle) de olumlu iletişim içinde olması gerekmektedir. Çünkü istenilmeyen o olumsuz davranışın oluşumunda çevrenin de katkısı olmuştur.
Bu üç aşamayı geçtikten sonra, özellikle uyumsuz davranış çocukta tam olarak yerleşmemişse yani erken teşhis edilmişse, yeni ve uyumlu davranış oluşturma kolay olacaktır. Yani dördüncü aşamada sıra uyumsuz öğrencilerin eğitilmesidir. Bu da eğitimde ertelemenin olumsuz katkı sağlayacağı gerçeğini gözler önüne sermektedir.
Öğretmenin sınıf yönetimini etkili kılmak için, uyumsuz öğrenciler için nasıl bir yol izleyeceğini sonlara nasıl yaklaşacağını, onları nasıl eğiteceğini, yukarıda saydığımız dört aşamayı uzunca ele alarak yanıtlayabiliriz.
Yazımı burada sonlandırırken şimdiden tüm okuyanların mübarek ramazan bayramlarını en içten dileklerimle kutluyorum. Sağlıcakla kalın.
Bu yazı 537 kere okundu.
|