İNANÇLARI DEĞİŞTİRMEK Aslında zaman idare edilebilir bir şey değildir, bağımsız bir varlığı yoktur. Yaşamda yalnızca olaylar vardır ve olaylar zamanın nasıl geçtiğini belirlerler ve bu da, zaman yönetiminin gerçekte olay yönetimi olduğu anlamına gelir. Yaşamımızdaki çoğu olay başka insanlardır, ya da başka insanlara ilişkindir, bu da zaman yönetiminin olay yönetimi yani insan yönetimi olduğu anlamına gelir. Bununla birlikte, başka insanları kesin bir şekilde yönetemeyiz! Yalnızca, kendimizin, başka insanlara verdiğimiz yanıtları yönetebiliriz. Taşıdığımız en derin inançlardan biri, başka insanları kontrol edebileceğimizdir. Bu inancı büyürken anne-babalarımızın ya da öğretmenlerimizin, başkalarını kontrol etmeye çalışmalarını seyrederek öğreniriz. Fakat, gerçekte, bir başka insanı kontrol etmek imkansızdır. Bununla beraber, birbirimizi etkileriz. İşteki ilişkilerimiz, yönetilen etki olarak görülebilir. Birisine sinirlendiğimiz zaman bu, onları kontrol etmeye çalıştığımız anlamına gelir. Ve, başkaları, bizim onları kontrol etmeye çalıştığımızı hissettikleri an, bizi dışarıda tutmak için önümüze çıkardıkları engeller artar, ve bizim onları bu durumdaki etkileme ihtimalimiz azalır. Bütün bunlar, öğrenilmiş, ama şu anda bilinçaltındaki olan, kontrol edemeyeceğimiz şeyi kontrol edebileceğimiz inancıdır. Karşılık olarak, bu başkaları ile ve onlar tarafından yapılması gereken işlerdeki etkinliğimizi öldürür ve bizi, neden dünyanın bizim düzenimizde dans etmediğini merak eden, hayal kırıklığına uğramış ve sıkıntılı bir hale getirir. Bu da sonuç olarak, mantığa aykırı görünen ama oldukça aydınlatıcı bir bilgiye dönüşür. Ne kadar fazla kontrol etmeye çalışırsak o kadar az etkimiz olacaktır, buna karşılık, başkalarını kontrol etmeye ne kadar az yeltenirsek, o kadar fazla etkimiz olacaktır. Soru: Yaşamınızda sıklıkla sinirlendiğiniz ya da hayal kırıklığına uğradığınız iki kişi kimdir? Onları neden kontrol etmeye çalışıyorsunuz? Düşünce: Kontrol etme gayretinizi olumlu bir etkiye dönüştürmek için kendinizin farklı olarak ne yaptığınız ( ya da nasıl davrandığınız) hakkında ne görebiliyorsunuz? Eylem: Nerede, ve kiminle daha etkili yeni bir yanıt verme şekli deneyeceksiniz? DÜRÜSTÇE YAPILAN ÖNCELİKLERİN SIRALANMASI Eğer, güne, kağıt üzerinde veya kafada pek çok işle başlarsak, öncelik verme mücadelesiyle yüzleşiriz. Zamanımızı ve dikkatimizi ilk olarak ne almalı? Seçimlerimiz neler? Şimdi hepimiz biliyoruz ki zihinlerimizde öncelik duygusu yaratmakta yardım eden dört kategori vardır. Önemli, önemli olmayan, acil ve acil olmayan. Gerçek mücadele, daha çok görevleri sınıflara ayırmakta değil, fakat bunu, günün gerçeğine göre yapmaktaki dürüstlüğümüzde olur. En derin alışkanlıklarımızdan biri, önemli olan şeyi yapmaktan sakınmak için, önemli olmayan bir şeyi almak ve bunu zihnimizde acil bir hale getirmektir. Önemli olan, genellikle odaklanmış enerji gerektiren karışık bir uygulamadır. Öğrenci sınavlarına (çok önemli) çalışmaktan kaçınmak için bazı ailevi sorunlarla ilgili (pek te önemli olmayan) olarak bir akrabayı görmek için bir yolculuğu acil hale getirir. Bir yönetici bir ürün tetkikini (henüz o kadar önemli olmayan) çok acil yaparak ekip toplantısından (önemli) kaçınır. Baba, ofiste geç vakte kadar kalmayı (mesai yapmayı) (zorunlu olmayan) acil hale getirerek çocuklarıyla zaman harcamaktan (önemli) kaçınır. Dünyadaki bütün öncelik vermeleri yapabiliriz, fakat kendimize karşı dürüst olmadıkça, zamanımızı ve enerjimizi nasıl harcadığımıza ilişkin bir fark olmayacaktır. Soru: Önemli olduğunu bildiğiniz, fakat önemli olmayan bir şeyi acil hale getirerek kaçındığınız iki şeyi belirleyin. Düşünce: Bunu neden yaptığınızı düşünüyorsunuz? Eylem: Zihinde kendimize karşı küçük bir sahtekârlık taşımak sübtil/soyut olarak bizim enerjimizi çeker. Kendinize karşı gerçek, kendinize karşı dürüst olmak- ve dolayısıyla kendinizi güçlendirmek için ne yapacaksınız/ yapabilirsiniz. ZAMAN SAVURGANLARI Bu kesinlikle doğrudur zaman yaşamdır. Yaşam, bütün enerjilerimizi ( fiziksel, zihni, ruhsal) yaratıcı bir şekilde kullanma olasılıklarımızın olduğu ve bu nedenle, yalnızca kendi yaşamlarımızı değil, aynı zamanda başkalarının yaşamlarına olan eşsiz katılımlarımızı da yaptığımız bir zaman sürecidir. Veya bunu, tümüyle yıkıcı bir şekilde kullanabilir ve zamanımızı ve enerjimizi başkalarından almaya çalışarak harcayabiliriz. Zaman yaşamdır, enerjidir. Her an yaşamımızın zamanını/enerjisini nasıl harcayacağımıza/kullanacağımıza dair seçimimiz vardır. Bu seçim, kendi düşüncelerimiz ve duygularımızla, kafalarımızda başlar. Eğer, zamanımızı TV karşısında harcarsak bu, zaman ve enerjimizi iyi kullanmak mıdır? Eğer, zamanımızı, sürekli olarak sadece başkalarını düşünerek harcarsak, bu, yaşamımızı iyi kullanmak mıdır? Eğer, zamanımızı şikâyet ederek ve başkalarını suçlayarak harcarsak, bu, zamanımızı, dolayısıyla enerjimizi ve dolayısıyla yaşamımızı, en iyi şekilde kullanmak mıdır? Zamanın ve dolayısıyla yaşamımızın, onu verimli bir şekilde kullanmadan geçip gitmesine nasıl kolaylıkla izin verdiğimizi görebiliyor musunuz? Bu nedenledir ki, çoğu kişi yaşamlarını en etkin şekilde kullanamazlar. Bunu niçin yapıyoruz? Bu, tembellik mi, çok kolaylıkla mı şaşırıyoruz, sadece kendi mutsuzluğumuzdan mı sakınıyoruz, bu, kültürümüzün bir koşullandırması mı, başarılı olma korkusu mu, daima başkalarına mı özeniyoruz, yoksa yaşamımızda, sadece gerçek odaklanmamız mı eksik? Bunlardan her hangi biri mi, yoksa bütün bu nedenlerden biraz hepsi mi? Bunun, neden olduğunu, kendiniz için, yalnızca siz bilebilirsiniz. Soru: hangi özel durumda zaman israf ediyorsunuz? Bunun neden olduğunu düşünüyorsunuz? Düşünce: Zamanınızı ve yaşamınızı daha yaratıcı, faydalı ve olumlu bir şekilde kullanmak için farklı olarak ne yaptığınızı ve farklı olarak ne düşündüğünüzü görüyorsunuz? Eylem: Başlamak için yarın ne yapacaksınız?
Bu yazı 792 kere okundu.
|