Duyuru | Foto Galeri | Video | Sitene Ekle | Arsiv | Iletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanilanlara Ekle
23 Mayıs 2012 Çarşamba

Haber Ara

Canlı Yayın

Soma'yı Canlı Yayında İzleyin

Gazeteler

Genel Editör

..Hafit UYAR.
Mehmet dedeyi düşünüyorum!

Yazarlarımız

İsmail ERGÜN
KÖMÜRÜN (LİNYİT'İN) GELECEĞİ HAKKINDA ÖNERİLER
Oktay ÇABUK
AKHİSAR SÜPER LİG DE, SOMA…
Şeref ÖKSÜM
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA !
Recep GÖLÜKCÜ
Arkadaşlarınıza hayır demeyi bilin
M.Ali ÖZTÜRK
SOMA ÇAĞRI FM’LE 29. PROGRAM
Mustafa Küçükkayapalı
BAZEN ÖZELEŞTİRİ GEREKİR –II /2 (SİYASET)

SINAV KAYGISI VE BAŞ ETME YOLLARI 2

Recep GÖLÜKCÜ
         SINAV KAYGISI VE BAŞ ETME YOLLARI 2
Sevgili anne ve babalar!
 ÖSS ve OKS tarihleri yaklaştıkça bu iki sınava da girecek olan çocuklarınızın heyecanları, kaygıları her geçen gün artmaktadır. Öğrencilere yönelik konuyla ilgili yaptığımız seminerlere başlarken genelde şu soruyu sorarım kendilerine:
Kimler sınava gireceği için kaygılı? Kalkan parmaklar genelde az olur. Bu öğrencilerin sınav kaygısı yaşamadıkları anlamına gelmiyor elbette. Bir şeyler yaşıyorlar ama yaşadıkları şeyin sınav kaygısı olduğunun farkında değiller. O nedenle öncelikle sınav kaygısının ne olduğunu açıklamakta yarar var.   Kişinin duygusal ve zihinsel baskı altındayken kendi düşünceleri sonucu ürettiği olumsuz duygular kaygıyı oluşturur. Bir diğer deyimle kaygı, kişinin kendisini rahatsız eden bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren durumdur. Başlığımız sizi yanıltmasın. Çünkü amacımız öğrencideki kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değildir. Amaç kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutmaktır. Çünkü belli düzeydeki kaygı yararlı bile olur. Öğrencilerin yaşadıkları yoğun sınav kaygısının nedenlerini içsel nedenler ve dışsal nedenler olarak iki gruba ayırabiliriz. Dışsal nedenler yani öğrencinin çevresinden kaynaklanan nedenleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
1.Öğrencilerin çoğu sınavı kişiliklerini ölçen bir test olarak algılar. Bu algılama hatası da başarısızlık halinde kişiliğinden bir şeylerin eksileceği, başkalarının yanında değerinin azalacağı endişesini yaşatır
2.Sınavda başarısız olma düşüncesinin bir tehdit gibi algılanması kaygı düzeyini arttırır.
3.Sınavla ilişkilendirilen olumsuz düşünceler öğrencinin kendine olan güvenini azaltır.
4.Öğrenci çevrenin kendisi hakkında ne düşündüğüne kafa yorar ve yaşı gereği olumsuz düşünceler kendisinde endişe uyandırır. Bu endişe daha çok çevresinin beklentilerine cevap verememe ve çevresindekileri hayal kırıklığına uğratma endişesidir.
5.?Kazanamazsam akılsız olduğumu düşünecekler? diyerek sınavı bilgi ölçen bir test olarak değil ?akıl? ölçen bir test olarak algılama da kaygı düzeyini arttırır.
6.Genellikle velilerin çocuklarını diğerleriyle karşılaştırma alışkanlıkları da öğrencilerdeki sınav kaygısını arttıran etmenler arasındadır. ?Kazanamazsam beni filanca kişiyle karşılaştıracaklar ve küçük düşeceğim? türünden endişe oluşturur.
7.Ailenin kendisi için yaptıkları fedakârlıkları boşa çıkaracağı endişesi de sınav kaygısını arttırmaktadır.
İçsel yani öğrencinin kendinden kaynaklanan kaygı nedenleri ise şunlardır:
8.Öğrencinin kendi kişiliğine verdiği değeri sınav başarısı ile ölçmeye kalkışması, sınavı kazanamadığında kendine olan saygısını yitirme duygusu yaşaması, kısacası sınavı bilgiyi değil de kendi değerini ölçen bir araç olarak görmesi
9.Aşırı gerginlik nedeniyle sınava yeterince hazırlanamamak ve buna bağlı olarak da hiçbir şey bilmiyorum başaramayacağım duygusu sınav anında eli kolu bağlayan bir başka nedendir.
  Öğrenciler genelde daha önce yaşadıkları bir olumsuz yaşantıyı abartarak genellediklerinden yaşadıkları kaygı düzeyini arttırmaktadırlar. Bazen de öğrenci olaya ?siyah-beyaz? mantığı ile yaklaşıp sınav başarılarını ha hep ya da hiç olarak değerlendirdiklerinden yoğun kaygı yaşarlar.
   Çocuklarınızda bu dönemde gözlemlediğiniz aşırı terleme, uyku düzensizlikleri, iştah bozuklukları gibi bedensel belirtilerin ve saldırganlık, içe kapanıklılık, huzursuzluk gibi davranışsal değişikliklerin sınav kaygısı ile bağlantılı olduğunu bilmeniz sizi biraz rahatlatacaktır. Çocuklarınızın yaşadığı bu yoğun kaygı düzeyini azaltmak için onlara daha anlayışlı, daha sevecen yaklaşım sergilemeniz ve dışsal nedenler olarak sıraladığımız nedenlerin ortadan kalkması yönünde çalışmalar yapmanızın da yararlı olacağı kanaatindeyim. Sınava sizin beklentilerinizi karşılamak için değil kendi hayatlarını kurma adına girmelerini sağlamaya çalışın. Bir de sınav başarısının sizin onlara olan sevginizi etkilemeyeceğinin yani sevginizin önşartsız olduğunun çocuklarınız tarafından bilinmesinde yarar vardır.
Sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diliyorum
SINAVA GİRECEK ÇOCUKLARIN ANNE-BABALARINA ÖZEL NOTLAR
Çocuğunuz sınav için hazırlanıyor, siz de onu destekliyorsunuz. Öncelikle çocuklarımızı desteklemenin, hayata hazırlamanın görevimiz olduğunu düşünüyorsunuz ki çok doğru. Sonra onların başarısının bizlere de gurur verdiğini neden söylemeyelim? Onlar bizim birer parçamız değil mi? Öyleyse, onların başarılı olmasını istiyoruz, istemekte de haklıyız. Onlar için birçok fedakarlık yapıyoruz, karşılığında da hiç değilse manevi bağları, aile için olması gereken sevgiyi bekliyoruz.
Bu konuda pek çok şey yaparken belki de unuttuğumuz bazı noktalar kalıyordur, biraz bunlardan konuşalım mı? Çocuklarımızı çok severken kişisel isteklerimizin, beklentilerimizin onlar için belki de aşırı bir yük olacağını düşünüyor muyuz? Onlara yardım etmekle, onları kontrol etmek arasındaki farkı biliyor muyuz? Onları doğru yönlendirmek isterken onları belki de unuttuğumuzu farkediyor muyuz?
Acaba çocuğumuzu nesnel olarak (objektif) tanıyor muyuz, yoksa onları görmek istediğimiz gibi mi görüyoruz? Çocuğumuzla ilgili uyarıları yada eleştirileri kabul edebiliyor muyuz, yoksa hemen onu ve kendimizi savunuyor muyuz?
Düşünmeye başlayınca görebiliriz ki, çocuğumuza karşı olan sevgimiz belki de bizi kimi zaman bazı gerçekleri görmekten alıkoyuyor olabilir. Çocuklarımıza yardım etmek isterken bizim de bilmemiz gereken şeyler var galiba.
BEKLENTİLERİMİZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN Mİ? ?
Bu soru sadece bizim için değil, bütün dünyada geçerli bir sorudur. Ünlü Amerikalı yazar Arthur Miller (sonradan ünlü sinema oyuncusu Marilyn Monroe ile evlendiği için ayrı bir ün kazanmıştı) yazdığı bir tiyatro oyununda kendi beklentilerini oğluna yükleyen ve onu zorlayan bir babanın dramını yazmıştı. Satıcının Ölümü adındaki bu oyun yazık ki kötü bir sonla bitiyor, kendi istekleriyle babasının istekleri arasında bunalan genç evini terkederken şu mektubu bırakıyordu: "Sevgili babam. Sen bir satıcıydın ve benim okuyarak senden üstün bir yerde olmamı istedin. Ama ben bu beklentini gerçekleştirecek kişi değilim. Ben daha üstün bir yerde olmayı istemiyorum, kendi yaptığım şeylerle kişiliğimi kazanmak istiyorum. Buna uygun hareket edebilmek için de evden ayrılıyorum." Baba, çocuğunun bu hareketinin kendi yanlışından kaynaklandığını anlar ve kendini suçlar. Oyun Amerika da çok etki yaptı ve pek çok aile çocuklarıyla arasındaki tartışmalara tutulmuş bir ışığı bu oyunda buldu.
Anne baba olarak bizlerin de beklentilerimizde hakkımız olabilir ama çocuğumuzun beklentilerini öğrenmek, bu beklentinin nedenlerini düşünmek önemli değil mi? Belki çocuğumuzun beklentileri konusunda bizim de haklı bulacağımız nedenler vardır. Bunları gözden kaçırmak yanlış olmaz mı?
ÇOCUĞUMUZA VERDİĞİMİZ DEĞER NELER İÇİNDİR ??
Uzun yıllardır gençlerle ve sorunlarıyla uğraşıyorum. Gençlerin anne ve babalarının kendilerine neden değer verdiği sorusuna verdikleri iki yanıt büyük bir yüzdeyi oluşturuyor:
1. Bize, onların istediklerini yaptığımız zaman değer veriyorlar.
2. Başarılı olduğumuz zaman değer veriyorlar.
Hemen arkasından da ekliyorlar: Oysa bize sadece kendimiz olduğumuz için değer verselerdi.
Bu konu bütün hayatımızı etkileyecek önemde bir konudur. Hayatımız boyunca kendimize verdiğimiz değerin içinde en yakınlarımızın bize neden değer verdiğine ilişkin kanımız rol oynar. kendilik değerimiz böyle olur. En yakınlarımız, annemiz ve babamız bize neden değer verirler? Bu sorunun yanıtı hep aklımızda durur. Bizi tanıyarak, bizi değerli bularak verilen değer çok önemlidir ve bizim başarımızın sağlam bir dayanağıdır. Bu değer bize özgüven kazandırır. Ama başarımıza verilen değer bize özgüven değil, ya başaramazsam ? diyen bir kuşku kazandırır. Onun için çocuğumuza, başarıları için değil, kişiliği, karakteri, kısaca kendisi için değer vermeliyiz ve bunu böyle belirtmeliyiz. Unutmayalım ki, hayattaki sınavlar sadece üniversiteye girmek için verilmez. Bütün hayat bir sınavdır ve hepsini de kişiliğimizin, karakterimizin değerleriyle vermemiz asıl olmalıdır.
ÇOCUĞUNUZU YETERİNCE TANIYOR MUSUNUZ?
Bu soruya kolayca elbette tanıyorum, o benim çocuğum demeden önce biraz düşünelim. Çünkü, araştırmalar göstermiştir ki, bizler, anneler babalar olarak çocuklarımızı nesnel (objektif) olmaktan çok, öznel (subjektif) olarak tanıyoruz. Bunun asıl nedeni de, anne babaların çocuklarını olmaları istedikleri gibi görmeleri için güçlü bir güdüye sahip olmaları dır. Anneler ve babalar çocuklarını belirli hayat başarıları içinde görmek isterler ki bu doğaldır. Çocukları hayatta başarılı olsun, iyi bir eğitim görsün, iyi bir mesleği olsun, iyi bir gelir sahibi olsun, mutlu bir yuvası, mutlu olacağı bir eşi, sağlıklı, güzel çocukları olsun. Hayatlarındaki başarıyı aileleri ile paylaşsın, kendisine, ailesine, topluma yararlı olsun isteği elbette doğaldır. Ancak bu istek güçlü bir güdü biçimine geldiği zaman anne babaların çocuklarına bakışını da farkında olunmadan değiştirir ve biçimler. Böylece de çocuklarımızı oldukları gibi değil , olmalarını istediğimiz gibi görmeye başlarız.
Ayrıca, çocuklarımızın bütününü görmekten çok görmek istediğimiz alanlara daha çok dikkat ettiğimiz için, tanımakta eksiklerimiz oluşur. Örneğin, bir anne için çocuklarının en önemli özelliği yeterince yemek yiyip beslenmeleri olabilir. O zaman, anne, çocuklarının duygusal sorunlarına beslenmeleri kadar dikkat etmez, bu da çocuklarını tanımakta eksiklikler yaratır. Baba, çocuklarının okul durumuna çok dikkat eder ve çocuklarının mutsuzluk nedenlerini gözden kaçırabilir. Dikkat edilmesi gereken çok şey vardır. Onun için de (evet, elbette tanıyorum demeden önce bunları düşünmeliyiz.
Çocuklarımızı tanımanın yolu, onlarla iletişimimizi arttırmak, onları dinlemek, onlara değer vermekten geçer. Çocuklarımızın duygularını, düşüncelerini paylaşmalı, kendi duygularımızı, düşüncelerimizi de onlara aktarmalıyız. Çoğu kez yapılan yanlış, çocuklarımızı sorgular gibi onların yaptıklarını öğrenmeye çalışmak, onları sadece eleştirmek ve ne yapacaklarını söylemek isteğidir. Bunların hiç birisi paylaşmak değildir ve çocuklarımızı anlamanın doğru yolu olamaz. Çocuklarımızı dinleyelim, anlayalım ve hayatı onlarla paylaşalım. Birisini yeterince tanımak oldukça karmaşık bir işlemdir ama ödülü de birbirimizi anlamak ve sevmek olarak çok değerlidir.

Bu yazı 843 kere okundu.

YORUMLAR

SON YAZILARI

Arkadaşlarınıza hayır demeyi bilin Bahar Yorgunluğuna Karşı Neler Yapılabilir BAHARIN GELMESİ ÖĞRENCİLERİ NASIL ETKİLER Çocuklara düzenli olmayı nasıl öğretebiliriz Sınıf Yönetimi Açısından Etkili Öğretmen Davranışları-3 Sınıf Yönetimi Açısından Etkili Öğretmen Davranışları-2 Sınıf Yönetimi Açısından Etkili Öğretmen Davranışları YGS ÖNCESİ SON RÖTUŞLAR ÇOCUKLARDA UYKU PROBLEMİ ERGENLİK DÖNEMİNDE ÇOCUĞU OLAN ANNE-BABALARA ÖNERİLER

Canlı İletişim

Gazetemizle Canlı Görüş

Üye Girişi

Yeni Uyelik        Şifre Unuttum ?

e-Gazete

ANKET

Sizce Soma İl olmalı mı?
Evet
Hayır
Kararsızım
Sonuçlar

Çok Okunanlar

Çıkar Amaçlı Suç Örgütüne Darbe Dev İhalenin Tarihi 28 Ağustos CHP'li Kadınlar Genel Başkan Kılıçdaroğlu İle Buluştu Önce Çarptı Sonra Kaçtı Coşku Meydana Sığmadı Yavru Yılan, kediye Yem Oldu Atatürk Stadyumu Işıklandırıldı Yunuslar Soma Sokaklarına Çıkmayı Bekliyor Soma CHP'den Protestolu Kutlama Çiftiçiler Traktör için Kıyasıya Yarışıyor

HABER YORUMLARI

chp den 1 mayıs'a büyük destek CHP'li Ören, İşçi Bayramını İşçilerle Birlikte Kutladı
KAYSU-AAYSU Soma Belediyesinden Zam Yağmuru
hayırlı olsun Fen Lisesine Müdür ataması yapıldı
başarıların devamını dileriz Ekol'de KPSS hazırlıkları başladı
Tebrik Turgutalp İlköğretim okulu resim sergisi açılışı
Tamer Hedef 12 bin üye
NİCE 166. YIL DÖNÜMLERİNE Polis Teşkilatı 166 yaşında
TAZİYE Kaymakam Abdülkadir Karataş’ın annesi vefat etti
yakışmıyor En çok Kitap okuyan öğrenciler ödüllendirildi
BAŞARILAR Huzurevispor Kaymakamlık kupasına hazırlanıyor

YAZAR YORUMLARI

teşekkür BAYRAMOĞLU BAYRAMI YA SABIR..... BU NASIL BİR SİGARA YASAĞI ZİHNİYETİDİR Başkan sizin oyunuzun rengide hayır sanırım BOZACININ ŞAHİDİ ŞIRACI! oofff ooffffffff ASİYE (SPOR) NASIL KURTULUR? Teşekkür genç adam Pencereden Bakmak gerçekten büyük insansın Pencereden Bakmak teşekkürler BİR BÜYÜK BAŞARIM, BİR BÜYÜK GİRİŞİM! büyüksün şeref abi HER EVİN ÖNÜNE BİR TAS SU LÜTFEN ! ELİNE SAĞLIK M.ALİ ABİ 10 HAYAT DERSİ teşekkürler MERALARIMIZI TARLAYA ÇEVİREREK YOK EDİYORUZ!

Nöbetçi Eczaneler

Hava Durumu