b) Endişeye kapılmak ÖSS ya da SBS ye hazırlanan bir genci endişelendiren iki durum vardır. 1) Deneme Sınavlarının sonuçları, 2) Konuları yetiştirememe düşüncesi, Bu endişeleri yenmek için 2.a) Deneme sınavlarını bir boy aynası gibi düşünün, 2.b) Planlı programlı çalışın c) Kendine güvenmeme Öğrencinin kendine güvensizliği kendini tam olarak tanımamasından ve başarılı olacağına inanmamasından kaynaklanır. Bunun için; Öncelikle kendinizi her yönünüzle çok iyi tanıyın. Performansınızı, yapabileceklerinizi tespit edin. Bilinçaltınıza daima yapabileceğinize, başarabileceğinize dair olumlu mesajlar gönderin. d) Başaracağına inanmama ÖSS ya da SBS ye hazırlanan bir gencin önündeki en büyük engel nedir? Sayısı çok fazla olan rakipleri mi? İyi bir lisede okumuyor olması mı? Yeterli ölçüde ders çalışma ortamına sahip olamayışı mı? Yoksa bizzat sınavın kendisi mi? Aslında en büyük engel bunların hiç birisi değildir. Sınava girecek adayın önündeki en büyük engel bireyin kendisidir. Üniversite giriş sınavı ile ilgili olumsuz düşünceler ve başaramayacağına dair inançlar aşılması zor olan en büyük engel ve geçilmesi güç olan en büyük rakiptir. Bu yüzden başaramayacağınıza dair inançlarınız varsa hemen bunlardan kurtulun. Küçük bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu öyküde kişinin mücadelesinin önündeki en büyük engelin yine kendisi olduğu daha güzel görülecektir. Nick adında bir demiryolu işçisinin öyküsü bu. Nick güçlü, sağlıklı bir demiryolu işçisi. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki, kötümser birisi, her şeyin kötüsünü beler ve başına hep kötü şeylerin geleceğine inandırır kendisini. Bir yaz günü tren işçileri, ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat önceden bırakırlar çalışmayı. Tamir için gelmiş olan bir soğutucu vagonunun içine girer Nick, yanlışlıkla içerden kapatır kapıyı, kendini soğutucu vagona kilitler. Diğer işçiler Nick in kendilerinden önce çıktığını düşünürler. Nick kapıyı tekmeler, bağırır, ama kimse duymaz, duyanlar da bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda çalıştıkları için kulak asmazlar bu gürültülere?. Nick burada donarak öleceğinden korkmaya başlar ve buna inandırır kendini. Eğer buradan çıkamazsam kaskatı donacağım diye düşünmeye başlar. İçeride yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girer, titremeye başlar. Eline geçirdiği bir kâğıda karısına ve ailesine son düşüncelerini içeren bir mektup yazar: Çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı. Bir uyusam! Bunlar benim son sözlerim olabilir. Ertesi gün soğutucu vagonun kapısını açan işçiler, Nick in donmuş bedenini bulurlar. Üzerinde yapılan otopsi, onun donarak öldüğünü göstermektedir. Fakat bu olayı olağanüstü yapan, soğutucu vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olmasıdır. Vagonun içindeki ısı 18 derecedir ve vagonda bol havavardır. Nick kendini orada donarak öleceğine öylesine inandırmıştır ki bu inancı kendini gerçekleştiren bir kehanet olmuştur. SONUÇ: inançlarımız sonucu etkiler. Başaracağınıza inanmıyorsanız başaramazsınız. O halde; Başarmak için inanmalısınız. Nick i ölüme götüren ne oksijensizlik ne de aşırı soğuktu. Nick i ölüme götüren beynindeki algılamadır. Yani kendisidir. e) Umutsuzluğa kapılma Motivasyonun önündeki bir diğer iç etken de umutsuzluğa kapılarak, pes etmedir. Olmuyor, ne yaparsam yapayım sonuç değişmiyor, boşuna uğraşıyorum, siz de bu sözcükleri sık sık kullanıyorsanız pes etme sinyalleri vermeye başladınız demektir. Ve pes etmeye başlamak her şeyin sonunu hazırlar. Tüm emeğiniz, çabanız boşa gider. Bu konuda da konunun daha iyi anlaşılabilmesine katkı sağlayacağına inandığım için bir öykü sunmak istiyorum Köpek balığı ve küçük balık: Bilim adamları büyük cam bir akvaryumun içine bir köpekbalığı ve küçük bir balık yerleştirir ve akvaryumu ortadan ikiye cam bir bölme ile ayırırlar. Köpekbalığı karşısındaki küçük balığı yiyebilmek için saatlerce hatta günlerce uğraşır. Küçük balığa ulaşmak için her hamle yaptığında aradaki cam bölmeye çarparak durmak zorunda kalır. Bir, beş, on derken yüzlerce hamle yapar ama nafile işe yaramaz. Bu yüzlere denemeden sonra artık pes eder ve küçük balığı yemekten vazgeçer. Bu deneyi yapan bilim adamları bir süre sonra aradaki cam bölmeyi kaldırırlar. Sonuç ilginçtir. Köpekbalığı artık küçük balığı yemek için hiçbir girişimde bulunmamaktadır. Yani PES ETMİŞTİR. Üstelik önünde hiçbir engel kalmamasına rağmen. Ne olursa olsun asla pes etmeyin ve vazgeçmeyin. Aynen sular gibi... ve mermeri delen suyun gücü değil devamlılığı olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Bu yazı 704 kere okundu.
|