Kuşak Çatışması Ebeveynler gençleri sorumsuz,saygısız,büyüklerin öğüdüne kulak asmayan,kendi doğrularında giden kişiler olarak tanımışlardır. Burada İsa dan 800 yıl önce yaşayan Heseiod un sözlerine değinelim: Günümüzde gençleri öyle umursamaz ki ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağır başlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdi gençler ise kuralları boş veriyorlar, duyarsızlar ve beklemesini (sabretmesini) bilmiyorlar. Ebeveynler ise gençlerin gözünde geri kafalı ve tutucudurlar. Gençleri anlamaya yanaşmazlar. Hatta gençler ebeveynleri çıkarcı ve iki yüzlü olmakla suçlarlar, ebeveynler ise nerede bizim gençliğimiz diye yakınırlar ama gençliklerinde onlarda buna benzer bir çatışma yaşadıklarını unuturlar. Bu çatışma çağımıza özgü değildir. Fakat 20.yy. ın getirdiği bilimsel gelişmeler toplumun hızla buna uymasını zorunlu kıldığı için kuşaklar arası farklılıklar iyice ortaya çıktı. Eski kuşaklar yeniliklere uymakta güçlük çekince geleneklere ve eski yaşam koşullarına sımsıkı bağlandılar ve gençleri bu şekilde yetiştirmeye çalıştılar. Oysa yeniliğe açık gençler ise bilimsel gelişmenin getirdiği yeniliklere daha çabuk uyum sağladılar ve değişime açık hale geldiler bu değişim onlarda özgürlük ve kendi ayakları üstünde durabilme çabalarını ortaya çıkardı. Aileler ve gençler arasındaki iletişim koptu. Kendilerinin anlaşılmadığını vurgulayan gençler farklı ve yanlış yaşantılara yöneldiler. Baba baskısının yoğun olduğu evlerde gençlerin genellikle sağ-sol eylemlere karıştıkları yapılan araştırma sonuçlarında görülmektedir. Doğaldır ki,başkaldırma eğilimi her zaman yıkıcı olmaz. İlişkiler tümden kopmamışsa genç olumlu sonuçlara ulaşabilir bu durumda genç ve aile bireyleri orta noktalarda uzlaşmayı yakalamışlardır. Gençlerdeki değişik olma, eskilere benzememe dürtüsü ; onları yeni gerçekler aramaya yöneltir. Gençlerdeki kendi katkısını yapma eğilimi, onlardaki coşku ile birleşince çok yaratıcı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Delikanlılık çağındaki genç sürekli arayış içindedir. Ben kimim? Neyim? Amacım ne? Hangi yolu seçersem kimliğimi bulabilirim? topluma kendimi benimsetip yerimi nasıl alabilirim? soruları durmadan sorar. Denemeye ve aramaya devam eder, çalışır, didinir. Eğer çok engel varsa boyun eğer ya da amaçsız bir başkaldırıya kendini kaptırır ya da topluma sırt çevirir. Kendini zamanın ve hayatın akışına bırakır. Hiçbir şey yapmama yolunu seçer. Sorumluluk almaz, hiçbir girişim yapmaz. Toplumun silik bir üyesi olur. Gününü gün etmeyi ve umursamazlığı yaşam felsefesi edinir. Savaşmayın sevişin der ama toplumda silik yapıdan kurtulamaz. Toplumumuzda kırsal kesimde gençlik çağı kısa sürer. Taşkınlık ve efelik belirtileri başlayınca gencin evlenme döneminin geldiği düşünülür. Evlendirilir ve babasının toprağını sürer, aynı evde yaşamaya başlarlar. Böylece erişkin sorumlulukları erken yüklenir ve gençlik dönemi (ruhsal bakımdan) son bulur. Geleneksel yaşamı sürdürür. Günümüzde sanayileşen ve gelişen Türkiye de de gelenekler etkisini devam ettirmektedir. Aydın ve kentli ana-babalar bile çocuklarına yakın olmak, hatta bir çatı altında oturmak isterler. Bilinçli olarak yapmasalar bile çocukların yuvadan uçmasını engellemek için iş ve eş seçiminde ağırlıklarını koymaya çalışırlar. Çocukların çok çalıştıklarını, arkadaşlarıyla vakit öldürmedikleri ile övünürler ama topluma çekingen, içine kapanık, güvensiz, kararsız bir birey yetiştirdiklerinin farkında bile değildirler. Gün gelir ve birey toplumda çekingen, içine kapanık,kararsız ve güvensiz biri olarak çıkınca da şaşkınlıklarını gizleyemezler ve çocuklarına her şeyi verdiklerini, hiçbir şeyden yoksun bırakmadıklarını söylerler. Gencin bağımsızlığını elinden aldıklarını ve yaratıcılıklarını baskı altına aldıklarını, çalışma ve çabalarını kısıtlayarak destek değil köstek olduklarını söyleyemezler. Yapılan araştırmalar sonucunda gençlerin saç uzatmaktan eş seçimine kadar her konuda aileleriyle büyük çatışma yaşadıklarını ortaya koyuyor. Bir taraftan bağımsızlık elde etme çabası bir taraftan da özgürlük sınırları belirlenmiş olan gençler; ailelerinin kontrollerini devam ettirmeleri nedeniyle anne-babalarıyla çatışma taşıyorlar. Ergen Ve Aile Arasında Sık Görülen Tartışmaların Nedenleri Saç, sakal uzatma Eve geç gelme Farklı giyinme tarzı Arkadaşlarla fazla gezme Karşı cinsle arkadaşlık kurma Gereğince ders çalışmama Fazla para harcama Meslek seçimi Bu sayılan konularda genelde ailelerle ergenin düşünceleri birbirleriyle ters düşer. Bu ve benzeri konularda aileyle ters düşme ve kendi isteği doğrultusunda davranış sergilemesiyle adeta aileden bağımsızlığını ilan etmiş sayar. Bu çatışmanın temelinde kendini anne ve babasının oğlu yada kızı olarak değil, kendi kimliğiyle kabul ettirebilme mücadelesi vardır. Aileler çocuklarının ruh sağlığı yerinde olan, kendisiye barışık ve sosyalleşme sürecini tamamlamış birer yetişkin olarak toplumdaki yerlerini alabilmesi için ergenle iletişimde dengeyi iyi sağlamalıdır.
Bu yazı 730 kere okundu.
|