KAYGI; Kişi duygusal ya da fiziksel baskı altındayken ortaya çıkan bir tepkidir. Kaygı, hiçbir zaman korku değildir. Çünkü korkuda fiziksel varlığımızı tehdit eden unsurlar vardır. Kaygıda ise fiziksel varlığımıza yönelik bir tehlike yoktur. Kaygıyı tamamen kendi olumsuz düşüncelerimiz sonucu üretiriz. Kaygının kaynağı belirsizdir. ?Ben yılandan korkarım? da olduğu gibi korkunun kaynağı belirlidir. Korku daha kısa sürelidir,kaygı ise daha uzun süre devam eder. Korku kaygıdan daha şiddetlidir. Hazırlanması gereken derslerin birikip ağırlaşması, sizden beklenenlerin fazlalığı ve bütün bunları nasıl yapacağınızı bilememeniz büyük bir yük oluşturur ve bu da zamanla bıkkınlık verir. Herkesin dönem dönem yaşadığı bu usanma ve karamsarlık son derece normaldir. Normal olmayan ise, gereksiz olan bu duygular karşısında ümitsizliğe kapılmak, kendinizi çaresiz ve güçsüz hissederek çalışmayı ve mücadeleyi bırakmaktır. Genel olarak insanlar kaygıyı, gelecek ile ilgili karamsarlık, başarısızlık, endişe,umutsuzluk,karışıklık duygularıyla birlikte dile getirirler. Sınav kaygısı da böyle başlar. ?Sınavı kazanamazsam her şey biter,hayatım mahvolur,herkese rezil olurum? vb. düşüncelere kapılarak sınava girmeden kaygı hali başlar. Sınav kaygısı, sınav sonucunda olumsuz bir sonuç umulduğu için olur. Sınav Kaygısı Nedeniyle Gözlenen Olumsuz Duygu,Düşünce ve Davranışlar: Sınavı bilgi değerlendirmesi olarak değil de kişilik değerlendirmesi olarak görme, Derslere çalışmaya rağmen yetersizlik duygusu içerisinde olmak, Çalışırken dikkat dağınıklığı, unutkanlık, öğrenilen bilgilerin birbirlerine karıştırılması, Çok çalışmaktan dolayı beynin dolduğunu düşünerek bunalmak, Aşırı huzursuzluk, gerginlik, endişe ve sıkıntı hali, Önceki başarısızlıklardan dolayı yeni denemelerde de başarısız olacağı düşüncesi, Önemli sayılan, kendine değer verilen insanların sevgi ve ilgilerini kaybetme, Başarısızlığı bir facia, mahvoluş, her şeyin sonu olarak görmek, Sınavı kazanmayı, üniversiteye girmeyi yasalaştırmak, mutlaka olması gerekiyormuş gibi düşünmek, Sınavı kazanmayı tek amacıymış gibi görmek, Sınavı kazanamama durumunda nasıl üzüleceğini düşünmek, Bütün bu nedenlerden dolayı, sınav yaklaştıkça yaşanan panik duygusu, Kaygı esnasında soluk alıp vermemiz hızlanır, terlemeye başlarız,kelimeler boğazımızda kalır,midemiz bulanmaya başlar ve bunlar hafif tedirginlik duygusuyla bizi rahatsız eder, o andaki aktivitemizi olumsuz etkiler. Kaslarımız gerilmeye başlar, el ve ayaklarda üşüme, avuç içlerinde terleme olur. Nefes alıp vermede düzensizlik, kesik kesik nefes alma, gerginlik, kalp çarpıntısı, bel ağrısı, mide ağrısı, ishal ya da kabızlık, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissetmesi, sürekli yorgunluk, sürekli baş ağrısı, boyun kaslarının gergin olması vb. Kaygı esnasında organizmada gözlenen bu olumsuz değişiklikler bizim o andaki aktivitemizi olumsuz etkiler. Bu gibi belirtiler bedensel hastalıkların belirtileri de olabilir. Bu belirtiler bireyde uzun zamandır gözlenmiş ve onun günlük yaşamını etkiler dereceye gelmişse, bireyin bir doktora gidip muayene olmasında yarar vardır. Kaygı Yararlı Olabilir mi? Kaygının derecesi ve başarmayı amaçladığımız görevin zorluk seviyesi, kaygının zararlı ya da yararlı olduğunu belirler. Öğrenilen malzeme basit ve kolaysa, yüksek kaygı derecesi bunun çabuk öğrenilmesine yol açar. Öğrenilen malzeme karmaşık ve zorsa, o zaman yüksek kaygı öğrenmeyi zorlaştırır. Orta derecede akademik yeteneği olan öğrenciler ve düşük kaygı düzeyindeki öğrenciler, yüksek kaygı düzeyindeki öğrencilere nazaran daha başarılı olmuşlardır. Çok yüksek ve çok düşük akademik yeteneğe sahip öğrencilerde yüksek ya da düşük kaygılı olmak öğrenme açısından pek fark oluşturmamıştır.
Bu yazı 725 kere okundu.
|