MLO modelinde öğrencilere, kazandırılması hedeflenen nitelikler. Temel akademik beceriler ve Hayat becerileri olmak üzere iki temel alana oturtulmuştur. MLO modelinde benimsenen öğrenci profili; Bilimsel ve akılcı düşünme becerisine sahip, Araştırmacı ve sorgulayıcı, Bilgiyi ezberleyen değil, bilgiye ulaşabilen, bu bilgiyi kullanıp paylaşabilen, İletişim kurma becerilerine sahip, Teknolojiyi etkin, bir şekilde kullanabilen kendini gerçekleştirmiş Ve bunun yanı sıra insanlığın ortak değerlerini de sahiplenmiş, Yaratıcı, Üretken, Takım çalışmasına yatkın, Öğrenmeyi öğrenmiş bireyler olarak. Belirlenmiştir. Öğrenci Merkezli Eğitimin Tarihçesi ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİMİN TARİHÇESİ Öğrenci merkezli okul yeni bir kavram değildir. John Dewey 1916 da "demokrasi ve eğitim." Adlı kitabında bir laboratuar okulunu soyut sınıfların değil, işbirliğine dayalı sosyal bir organizasyonun vurgulandığı bir eğitim planı olarak tanımlanmıştır. Dewey nin felsefesi, öğrenci merkezli sınıflarda oldukça belirgin bir yere sahiptir. Öğrenciler öğrenen bir takımın parçası oluyorlar, kendi konularını kendilerinin seçmelerine ve yine, kendi adımları ile ilerlemelerine izin veriliyordu. ABD de sanayi devrimi başlangıcına kadar bu öğrenci merkezli yaklaşım tüm okullarda yaygın bir şekilde uygulanmaktaydı. ABD de sanayi, devrimiyle birlikte Thomas Mann tarafından getirilen sanayi veya fabrika sistemli eğitimi benimsediler. Thomas Mann tarafından getirilen sanayi veya fabrika sistemli eğitim sistemini uygulayan; Bu okullarda, öğrenciler;kronolojik olarak, gruplandırılıyor, aynı kitaplardan ve aynı materyallerden, soru sormayan ve itaat eden bir tarzda öğrenmeleri bekleniyordu. Bu sistem tüm öğrencileri aynı yöntemlerle fabrikaların üretim hatlarında, çalışmaya hazırlamak üzerine kurulmuştu ve bir, süre yararlı da olmuştu. Ancak günümüzde, bilgisayarlar ve robotlar daha önce işçilerin yaptığı, tek düze ve sıkıcı işleri devralmaya başlamışlardır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında ise öğrenci merkezli eğitimden çok, fabrika sistemi gelişim göstermişti. Sanayi devriminin kitlelerin eğitiminde yeni ihtiyaçlar doğurması üzerine, Mann ın üretim hattı modeli tüm ABD ye yayılmıştır. 1957 de Sputnik in uzaya fırlatılması ile ABD ekonomik alanda, kendisini diğer milletlerin gerisinde olduğunu gördü. Bu durum politikaların ve uygulamaların yeniden gözden geçirilmesine sebep oldu. Böylece okullar öğrenci merkezli eğitim kavramı ile yeniden tanıştı.1990 larla birlikte sistem değişikliği talebi, geleneksel ilkeler ve uygulamaların sorgulanmasına yol açtı. Amerikan psikoloji birliği, öğrenmeyi sağlayan çevresel şartlar bağlamında öğrenciyi ve öğrenme sürecini tanımlayan Öğrenci merkezli eğitim psikolojisinin on iki ilkesi üzerinde uzlaşma sağladı. Bu 12 İlke: 1. Öğrenme sürecinin doğası: Öğrenme, bireyin kendi algıları, düşünceleri ve duygularından süzerek edindiği bilgi ve deneyimlerinden anlamı keşfetmesi ve yapılandırması sürecidir. 2. Öğrenme sürecinin amacı: Her öğrenci, elde ettiği verilerden bir anlam çıkarmak, bunu gözden geçirmek ve diğerleri için anlaşılır hale getirmek üzere çaba gösterir. 3. Bilginin yapısı : Her öğrenci daha derin bir anlama etkinliğini yapılandırmak için eski ve yeni bilgileri arasında özgün bağlantılar kurar. 4. Biliş bilgisi: Öğrenci, nasıl düşüneceğini planlayıp, gözlemleyip, değerlendirerek, sorgulayıcı ve keşfedici düşünme becerilerini geliştirir. 5.Güdülemenin öğrenmeye etkileri: Öğrencinin kontrol düzeyi, sorumluluk duygusu, hedefleri, ilgi alanları, yeterlilikleri ve beklentileri başarma güdüsünü besleyen etmenlerdir. 6. Öğrenme için içsel güdü: Her öğrenci doğal bir öğrenme eğilimine sahiptir. Bu eğilim olumsuz deneyimlerle engellendiğinde öğrenme zorlaşmaya başlar. 7.Güdü artırıcı, öğrenmeyi geliştiren ödevler: Merak, keşif ve kompleks düşünmeyi harekete geçiren güvenilir ödevler verildiğinde öğrenci giderek zorlaşan ödevler yapmaya güdülenir. 8. Öğrenmenin gelişimsel doğası: Her birey farklı zamanlarda farklı gelişim adımları boyunca ilerleyerek gelişir. 9. Sosyal ve kültürel çeşitlilik: Farklı öz geçmiş, ilgi ve değerlere sahip bireylerin birbirleri ile etkileşimi öğrenmeyi kolaylaştırır. 10.Olumlu ilişkiler: Öğrencilerin birbirine destek olması, ilgi ve saygı göstermesi gibi olumlu ilişkiler, öğrenmeyi artırır. 11.Bireysel farklılıklar Her öğrenci kalıtsal olarak taşıdığı genler ve çevresel etmenlerin bir araya gelmesi ile şekillenir ve bu nedenle öğrenmeye karşı farklı yetenek tercih ve eğilimlere sahiptir. 12.Bilişsel süzgeçler: Her öğrenci yeni fikirleri inanç, anlama, yorumlama ve tutum süzgeçlerinden geçirerek işler ve benzersiz bir anlama kazanır.
Bu yazı 755 kere okundu.
|