Yazının başlığını görünce sanırım “Ne alakası var?” demişsinizdir çoğunuz. Öyle ya ne ben usta bir aşçıyım, ne de konumuz yemek yapımı? Ancak değişik bir yemek tarifi vereceğim bu gün size. Ruhumuzun ciddi anlamda ihtiyacı olduğuna ve hepimizin zevk alarak yiyeceğimize inandığım bu değişik yemek midemizi doyurup fizyolojik beslenmemizi değil, ruhumuzu doyurup psikolojik ve sosyolojik beslenmemizi sağlayacak bir yemek. Yemeğimizin adını vereyim önce: İNSANLIK… Bu yemeğin önce malzemelerini, sonra hazırlanışını en sonunda da bizim üzerimizdeki etkilerinin neler olabileceğini anlatmaya çalışacağım. Malzememiz: Gülümseme, Dostluk, Yumuşaklık, Nezaket tozu, Yardımlaşma, Alçakgönüllülük, Güven, İnanç, Aklıselim, Sevgi, Sabır, Övgü, Şevk Ve teşekkür… Bir de bu yemeğin içinde hazırlanacağı bir mutfağa yani temiz bir kalbe ihtiyacımız var malzeme olarak. Görüldüğü gibi bu malzemelerin temininde hiç para harcamayacaksınız. Dolayısıyla yemeğimiz aynı zamanda çok ekonomik olma özelliği de taşıyor. Yemeğimiz, isteyen herkesin hazırlayabileceği bir yemek. Hazırlanışı: Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın yemeği hazırlamaya. Bir kap dolusu dostluk ilave edin gülümsemenize. Sonra da bir tutam yumuşaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın. Kıvamında kabardıktan sonra bir kaşık ümit, bir büyük porsiyon yardımlaşma, çok miktarda ilim ve bir tutam alçak gönüllülükle iyice çırpın. Kuvvetlendirmek için de bir çorba kaşığı güvene ihtiyacınız olacak. Bir sadakat kâsesi içinde bir ölçü inanç, iki ölçü aklıselim ve birkaç damla hoşgörüyü azar azar ilave ederek sevgi ile karıştırın. İki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin. Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın. Kalp mutfağında hazırlanan bu yemeği sadece siz yemeyin. Sizinle birlikte çevrenizdekilerin yemesine de izin verin. Yani çevrenizdekilere de ikram edin hazırladığınız bu yemekten. Bu yemeği her gün hazırlasak ve gün boyu hem kendimiz yesek hem de etrafımızdakilere ikram etsek hayatımızda neler değişir? Beraberce düşünelim. Yaşam bizim için daha da kolaylaşır mı? Yoksa hiçbir şey değişmez mi yaşamımızda, ne dersiniz? Sabah kalktığımız andan itibaren çevremizdekilere gülümseyebilmek hem bizi hem de çevremizdekileri sanırım mutlu eder. Dostluk yemeğin malzemeleri içinde önemli bir yer tutmaktadır. Dolayısıyla bu yemeği yemek bize dostça yaklaşım biçimini de kazandıracaktır. Yakın çevremizdekilere dost elimizi uzattığımızda onların bize karşı tutumları da değişecektir. Dostluk ve gülümseme kavramlarının birleşmesinden dostça gülümseme doğacaktır. Bunun ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek ancak duygudaşlık (empati) ile mümkündür. Yani size çevrenizdekiler dostça gülümseseler, dostça kucak açsalar ne hissederdiniz? Bir atasözümüzde; “her şey incelikten, insanlar ise kabalıktan kırılır” denilmektedir. Dostça yaklaşım nezaket ve yumuşaklıkla birleşince ortaya sevgi ve saygı da çıkar. Bireyler arası ilişkilerde sevgi ve karşılıklı saygı esası varsa daha mutlu bir toplum oluşması için önemli mesafe kat edilmiş demektir. Ben “arkadaş çevresinin çok dar olduğunu” söyleyen birçok öğrenciye, sabah okulun bahçesine girdiği andan itibaren aralarındaki samimiyetin ölçüsünü dikkate almadan karşılaştıkları tüm öğrenci arkadaşlarına ve öğretmenlerine gülümseyerek günaydın demelerini öneriyorum. Bunun yararının olduğu yönünde geri dönütler de alıyorum. Özel ve kamu sektöründeki tüm kurum ve kuruluşlarında iş veriminin artması, dolayısıyla kalkınmanın esası olarak toplam kalite yönetiminin önem kazandığı günümüz toplumunda işin başında olan yönetici ve liderlere de bu konuda önemli bir rol düşmektedir. Çünkü bu yeni misyonun lider yöneticiye biçtiği rolde “ teşekkür ederim, özür dilerim, lütfen” deyimleri ön plana çıkmaktadırlar. Bireylerin ve toplumun maksimum düzeyde mutlu olmalarını esas alan İslam dininde de aynı konu işlenmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) bir hadis-i şeriflerinde : “Tanıdığınız ya da tanımadığınız kişilere selamı yayınız.” Buyurarak bize bir bakış açısı göstermektedir. Yani bir Müslüman olarak da çevremizdekilere gülümseyerek “günaydın” diyebilmemiz öngörülmektedir. Bence unutmamamız gereken bir gerçek bir birey olarak hepimiz bu toplum için önemliyiz. Ve biz ne kadar mutluysak bizlerden oluşan toplum da o kadar mutlu olacaktır. İNSANLIK adını verdiğimiz yemeğimiz için hepinize afiyet olsun diyorum. Mutlu bir hafta dileğiyle…
Bu yazı 826 kere okundu.
|