Bu günkü yazıma tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü en içten dileklerimle kutlayarak başlamak istiyorum. Şimdiye kadarki yazılarımızda ya öğrenciye yada anne babalara hitap ettim. Bizleri ve çocuklarımızı yetiştiren, nice ümit kesilmiş çocukları topluma kazandıran sevgili öğretmenlerimizden bahsetmemek, onlara teşekkür etmemek haksızlık olacak diye düşünüyorum. Öğretmenlik mesleğini daha iyi anlayabilmek için bu gün sizlerle paylaşacağım hikâyeyi dikkatlice okuyun lütfen. Hayriye Hanım, dersler başladığında 5. sınıf öğrencisi Yusuf u gözlemlemiş onun diğer çocuklarla oynamadığını; giysilerinin kirli, saçlarının da oldukça dağınık olduğunu görmüş ve yadırgamıştı. Yusuf un dosyasını incelemeye karar verdi. İncelediğinde oldukça şaşırdı. Çünkü 1. sınıf öğretmeni “Yusuf zeki ve neşeli bir çocuk. Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve arkadaşları ondan çok memnun” diyordu. 2. sınıf öğretmeni: "Mükemmel bir öğrenci, fakat annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor...” diyordu. 3. sınıf öğretmeni: “Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi göstermiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yasam onu etkileyecek.” diye yazmıştı. 4. sınıf öğretmenine gelince: “ Yusuf içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor. Hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.” demişti. Simdi Hayriye Hanım sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kâğıtlara sarılmış, süslü kurdelelerle paketlenmiş öğretmenler günü hediyelerini getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Yusuf un armağanı kaba, kahverengi bir kese kâğıdına gelişigüzel sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona acı verdi. Birkaç taşı düşmüş, sahte taslardan yapılmış bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce öğrenciler gülmeye başladılar. Fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı. O gün okuldan sonra Yusuf öğretmenin yanına gelerek “Öğretmenim, bugün hep annem gibi koktunuz” dedi. Çocuklar gittikten sonra öğretmen uzun süre ağladı. Sonraki günlerde Yusuf a özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken Yusuf un zekâsının tekrar canlandığını hissetti. Ona cesaret verdikçe, çocuk gelişiyordu. Yılsonunda Yusuf, sınıfın en çalışkanı ve kendisinin de en sevdiği öğrenci olmuştu. Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Yusuf tandı. Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu. Ondan mektup alana kadar 6 yıl geçti. O mektupta liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve Hayriye hanımın hala hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup daha aldı Yusuf tan. Üniversitede okuduğunu ve iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarf etmesi gerektiğini yazıyordu. Ve Hayriye Hanım hala onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi. Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi. İyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve hala Hayriye Hanım onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi. Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu. Tip Doktoru unvanı eklenmişti adinin altına. Sonra ilkbaharda bir mektup daha aldı Hayriye Hanım. Yusuf, çok iyi bir kızla tanıştığını ve evleneceğini yazmıştı. Ve babasının birkaç yıl önce öldüğünü ve Hayriye Hanımın düğünde, damadın anne ve babası için ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi. Ve tahmin edin ne oldu? O törene giderken birkaç taşı düşmüş olan o bileziği takti. Ve tabii ki öğretmenler gününde Yusuf un ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu söylediği parfümü de sürmeyi ihmal etmedi. Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken Yusuf onun kulağına “Bana inandığınız için çok teşekkürler, Hayriye öğretmenim. Beni önemli hissetmemi sağladığınız ve beni hayata döndürdüğünüz için...” diye fısıldadı. Hayriye Hanım gözünde yaşlarla ona karşılık verdi: “Ben sana teşekkür ederim, yanılıyorsunuz, seninle karsılaşıncaya kadar ben öğretmenliği bilmiyormuşum.” dedi. Sevgili okurlar işte gerçek öğretmenlik bu. Öğretmenlik mesleği gerçekten diğer mesleklerden çok farklı. Çünkü fedakârlık ve sevgiye dayanır. Her öğretmen öğrencisiyle arasında özel bir ilişki geliştirir. Sizlerle paylaştığım bu hikâyeyi, hayatlarını mesleklerine adayan ve çocuklarım dediği öğrencileri için gece gündüz çırpınan tüm öğretmenlere ve her karşılaşmamızda bana “Oğlum!“ diye hitap eden sevgili ilkokul öğretmenim Fikret BERKİLER e ithaf ediyorum. Size çok teşekkür ediyorum Fikret öğretmenim.
Bu yazı 859 kere okundu.
|