|
Sevgili dostlarımla güzel bir haftanın başlangıcında beraber olmanın sevinci ile herkese en güzel dileklerimle Merhabalar!..
Sevgili yeşil ve doğa dostlarım, bizim çocukluk yıllarımızda bahar ayını ve yazın gelmesinin müjdesini rahmetli babaannem verirdi. Cemrenin sırasıyla havaya, suya ve son olarak da toprağa düşmesi ile birlikte evdeki sobalar yavaş yavaş yerinden kaldırılır, evler kireçler ile boyanmaya başlardı. Cemrenin Arapçadan geldiğini söyleyen büyüklerimiz Türkçe karşılığının “ateş,kor” olduğunu anlatırlardı. Ben cemre sözünü küçükken maddi gözle görülen bir cisim olarak algılar, bazen de acaba önüme gelip ben cemreyim diyen birisi çıkarmı acaba diye bakardım.Yerde ,gökte aradığım cemre aslında itibari bir manaymış.
Sevgili dostlarım ekolojik dengede meydana gelen bazı iklimsel değişiklikler olsa da hâla halkımız arasında cemrelerin düşmesinin bitmesi ile kışın bittiğine inanılsa da bu her zaman aynı sonucu vermez.Fakat halkımız arasında cemre inanışı yoğun olarak yıllardan beri devam edip gelmektedir.Cemreyi yazmakla bende çiçeklerin ve ağaçların dikme zamanın geldiğini doğa dostlarıma müjdeleyerek paylaşmak istedim. Bahçe işlerinin en yoğun periyodu ilkbahar ayıdır. İlkbaharda havalar ısınmaya başlamış, yağmurlar bereket yağdırmış, toprak işlenmeye hazır hale gelmiştir. Ağaçlara, otlara su yürümüş doğa kış uykusundan uyanmıştır.Ağaç ve bahçe çiçeklerin dikme zamanı bu aylarda yapılır.Bizler her nerede olursak olalım bulunduğumuz yere ağaç dikmeye gayret edelim. Ağaç dikmek ve yetiştirmek bir vatan borcu olduğu kadar dinimizce de kutsal bir görevdir. Başa güzellik veren nasıl saç ise toprağa da güzellik veren ağaçtır. Hiçbir ayrım yapmadan boş bulunan alanlara çeşitli bitki ve ağaçlar dikerek, ömür boyu tüm canlıların istifade etmesini sağlayalım.Bahçelerimizi balkonlarımızı rengarenk çiçeklerden kokusundan mahrum bırakmayalım. Çiçek hayatımızın en güzel anlamdır. Size çiçek ikram edildiği zaman verdiğiniz kişinin yüzündeki gülümsemeyi hiç fark ettiniz mi? Duyduğu sevinci, yaşadığı mutluluğu içerinizde hissetiniz mi? Geçen hafta Atatürk caddesi üzerinde geçerken bir bayanın sepet içerisinde rengarenk çiçekleri sattığını görünce kalbim yerinden fırlayacak derecede sevinç kapladı.Bu öyle güzel bir duygu ki onun rengini, kokusunu kalbinin derinliklerinde hissederek yaşamak benim için en büyük yaşam kaynağıdır. Evet çiçekler bizi fazlası ile memnun eder, ister kırmızılı, ister mavili, ister sarılı olsun ama ben biraz beyazı fazla seviyorum galiba. Kır çiçeklerine de ihanet etmek istemiyorum, papatyalara, lalelere.. onları da çok seviyorum.Yalnız kalıp kendime arkadaş, dost bulmak istediğim zaman onları seviyor, kokuyor okşuyor, kendime hayat iksiri enjekte ediyorum. Öyleyse çiçeklerin her türlüsü bizleri başka duygulandırır, bir başka mutlu eder bizleri.Hiç düşündünüz mü insanlar neden birbirlerine sevgilerini sunmak, mutluluklarını hatta acılarını paylaşmak istediklerinde hep çiçekleri kullanmak gereğini duymuşlardır. Çiçek aynı zamanda bir samimiyet ve yakınlaştırıcı olarak da insanlar arasında elçilik görevi görmektedir. Delikanlılarımız sevdiklerine bir tek kır çiçeği bile olsa verdiklerinde onların gönlünde ayrı bir taht kurmuş olurlar.Bir tek papatya onları mutlu etmek için yeterde artar bile.Düğün,nişan doğum gibi olayları da kutlarken sevincimizi paylaşmak onların sevincine ortak olduğumuz gibi, vefat olaylarında da gönderdiğimiz çiçekler ölene son kez saygımızı ve sevgimizi belirtmek için çelenkler göndeririz. Evlerimizde saksılarda, bahçelerde, çiçek fidan yetiştirerek doğayla birlikteliğimiz sağlamak insan olarak yaşadığımız çevreye yaptığımız en büyük güzellik ve erdemliliktir.İşte sevgili dostlar bazen üzerine basarak veya bazen koparıp atarak yok ettiğimiz çiçekler bize hayatın her anlamında eşsiz güzellikte faydalar sağlamaktadır. Bizlerde yok etmek yerine üretmeyi, koparmak yerine yetiştirmeyi, sökmek yerine dikmeyi ilke edinerek yarınlarımıza güzel bir dünya bırakalım.
Hepinize gelecek haftaki yazımda buluşuncaya dek sağlık ve güzellikler dileği ile hoş kokulu bahar günleri diliyorum.
Bu yazı 724 kere okundu.
|