|
Sevgili dostlar, Kıymetli okurlarım, güzel ve hafif ılık bir Soma sabahından siz nadim okurlarıma seslenebilmenin ve yazabilmenin engin mutluluğu içerisindeyim. Hepinize Merhabalar !..
Bu hafta yazıma başlamadan önce geçen hafta sonu yani 27 MART tiyatro haftası ile ilgili birkaç cümle yazmak istiyorum.Hepimizin bildiği üzere Tiyatro yaşamımızın bir parçasıdır.Yaşamı sergiler,yaşama sevinci yaratır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya, bazen de müziğe yer verilir.Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir.İlk tiyatroyu Muhsin ERTUĞRUL yazdığı bilinir. Tiyatro karşıdan bakıldığı zaman sadece seyredebildiği kadar kolay bir şey değildir.Sahne duruşundan, mimik hareketlerine kadar defalarca kez çalışmayı gerektirir.Kısacası özel eğitim gerektiren meslektir. Tiyatro sahnelendiği zaman insanları bazen geçmişe götürür,bazen eğitir ve eğitirken de sevindirir. İnsanlara beraberce ağlamayı, beraber gülmeyi, beraber düşünmeyi ortak payda haline getirir. Şahsım adına tiyatromuzun tüm duayenlerini ve emeği geçenlerine sevgi ve hürmetlerimi sunuyor, ebediyete intikal edenlere rahmet diliyorum. Soma’da sergilemiş olduğumuz “Şehitler tepesi” oyunda rol aldığımız değerli öğretmen ve öğrenci arkadaşlarım ile Halk eğitim Müdürlüğü merkezimizin çok değerli ve saygıdeğer tiyatro öğretmeni Sayın Burcu KÖSE hanımefendiye hürmetlerimi arz ediyorum.
Sevgili dostlarım Geçen hafta içerisinde birkaç okurumdan ve çevreden sokaktaki köpekler ile ilgili şikayet aldım. Sokakta başıboş geziyorlarmış, çocuklar korkuyormuş, kimse geçemiyormuş vs. anlaşılan bu memlekette sokak hayvanların yaşam hakkı yok.Belediye Başkanlığımız Soma’da çoğu kimsenin yerini dahi bilmediği bir köpek barınağı yaptı. Bu barınakta sahipsiz ve kimsesiz köpekler toplanıp maalesef tek veteriner olan Levent ÖZBEN tarafından kısırlaştırılmakta ve kulakları mühürlenerek sokağa bırakılmaktadır. Çünkü yasada bunların kısırlaştırma işlemi bittikten sonra kendi yaşam alanlarına bırakılması söyler. Şimdi bizler hayvanlar için ne yapıyoruz onu düşünelim. Kendini savunma hakkı olmayan sokak hayvanlarına tecavüz ederiz, işkence ederiz, işkence ile öldürürüz, kuyruklarını kulaklarını keseriz, eziyet ederek öldürürüz, bahis uğruna alkanlar içinde bırakarak dövüş ettiririz, gözleri oyulmuş üzerine asit dökülmüş hayvanları görürüz eeee peki cezası ne ? belki 250 tl beklide kimse şikayet etmezse öylesine yok olur gider, gidende yok olur gider.Bir çok yörelere toplu katliamlar yapılarak sürüler halinde köpekler öldürülür neden kimse bir tepki vermez acaba, sokakta kendi halinde yaşam savaşı vererek bir lokma ekmek arayan köpek, taşlarla sopalarla ağzından lokması alınırken neden hiç kimse vicdan muhasebesi yapmaz. Üç yaşındaki bir insan yavrusu gibi, üç yaşındaki bir köpeğin de masun olduğunu unutmayalım.
Sevgili dostlarım onlar bizim değil, bizler onların doğal yaşam alanlarını yıkarak, yok ederek, üzerlerine kat ve kat binalar kurarak yerlerinden, inlerinden yok ettik, hem de işgaliye ödemek yerine onların canlarını alarak işgal ettik. Birde kalkıyoruz tabiri caiz ise zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkıyoruz. Her canlının yaşam hakkı olduğu gibi lütfen hayvanlarında yaşam haklarına saygı gösterelim. Bizler hayvanları sevmek zorunda değiliz, ancak birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız. Unutmayın ki sokakta başıboş gezen köpeklerin kısırlaştırılması yapımlı ve aşısı tamamlanarak sokağa bırakılmıştır. Sizlere şikayet yerine,sızlanma yerine kulağı mühürsüz veya başıboş gezen köpek görürseniz bunları Belediye yetkililerine bildirerek yardımcı olabilirsiniz. Adı üstünde sokak köpeği, normal köpeklerin yaşam ömürleri 15 yıl iken sokakta bu ancak 3 veya 4 yıl ile sınırlı kalıyor. Dünyada hiçbir şey sahipsiz değilken, sokaklara da sokak köpekleri sahiplik etmektedir.
Sevgili dostlar hayvan sevgisi olmamasının en büyük nedeni küçük yaşlardan itibaren çocuklarımıza öğretemeye çalıştığımız adına av denilen can alma sevdasıdır. Siz kalkar çocuğunuza tek kırma tüfek vererek, kuşlara, kırlangıçlara, kumrulara ateş etmeyi öğretirseniz, temeline de, zehir tohumlarını saçmış olursunuz. Gelecek nesil’e de soyları ve ırkları gittikçe azalan hatta yok olan bir tabiat bırakmış olursunuz. Hiç bir hayvan kendisine kötü muamele yapılmadıkça veya geçmişte kendisine kötü muamele yapılmadıysa kendiliğinden saldırmaz. Eğer saldırıyor ise bu bizim toplumumuzun onlara bakış açımızın acı faturasıdır. Köpeklerle dost olmak bazılarımız, için çok zahmetli sabırları zorlayan bir süreç olabilir ama bir kere dost olunursa, ömür boyu bitmeyen bir sevgi ve dostluk kazanmış oluruz. Yeter ki hoş görüyü elden bırakmayalım, onlardan nefret etmeyelim. Köpekler, bunca anlayışsızlık, haksızlık ve ihanet içinde olmamıza rağmen, hâla bize sadık kalabilen, bir lokma ekmekle gönlünü alabildiğimiz tek canlı türüdür.
Önyargılardan arınılmış, sevgi ve hoşgörüler üzerine kurulmuş nice dostluklar yaşayabilmemiz dileği ile hepinize en derin saygı ve sevgilerimi sunar, sağlık ve mutluluk dolu bir hafta geçirmenizi temenni ederim.
Bu yazı 900 kere okundu.
|