|
Sevgili okurlarım, değerli gönül dostlarım, Güzel bir haftanın başlangıcında sizlerle beraber olduğum için son derece mutlu ve huzurluyum. Baharda açan çiçeklerin kokularını yavaş yavaş hissetmeye başladık. Bahçelerde hummalı çalışmalar başladı. Pazar yerimizi çeşit çeşit süs bitkileri doldurmaya başladı. Bir an keşke dikecek yerim olsa da hepsini dikebilsem ve açtıklarında ortaya çıkacak o renk cümbüşünün keyfine ve doyumsuzluğuna şahit olsam diye çok hayıflandığım oluyor. Kozanlı köyünde ufak bir yerim var, elimden geldiği kadar boş olan yerlere meyve fidanı ve süs bitkileri diktim. Ziyaretime gelen bazı dostlar bunların çok sık olduğunu, büyüdükten sonra dallarının birbirine gireceğini söylese de, ben yine bir ağacın canlanarak rengarenk çiçekler açmasını çok seviyorum. Büyüdükten sonra kavak dalları gibi budar, tepeye gitmesini sağlayarak yinede arzuladığım o görüntüden asla vazgeçmem. Çünkü yaşadığım çevrenin içerisinde bir parça olmayı, bir ucundan tutup yeşille beraber yaşamayı çook seviyorum.Bunu yaptığım zaman nefes almanın, insan olarak yaşamanın, doğaya karşı görevimi yapmanın sevincini yüreğimin derinliklerinde yaşıyorum.Büyük şehirlerde artık ağaç dilecek yerde kalmadı. Çiçek dikmek isteyenler, bir avuç saksıya toprak koyarak kendilerini tatmin etmeye çalışıyorlar.
Sevgili dostlarım, imkanlarımız ve olanaklarımız el vermiyor olabilir, illaki, ben ağaç ve çiçek dikmeyi seviyorum ama dikecek yerim yok diyenler de dikilen ağaç ve çiçekleri koruyarak onların yaşam zevklerine ortak olarak doğaya ve çevreye büyük katkı yapmış olurlar. Bir kenardaki ağacın dibine su sökmek, bir ağacı budamak, parktaki çiçekleri korumak, dikilen çiçekleri koparmamakta bir nevi yeşil sevgisidir.Sizlere kendi yaşadığım siteden örnek vermek istiyorum. Evimin giriş kapısında daha henüz nohut büyüklüğünde açan erik meyvesi var. Aman yarabbi her gün öğleyin eve geldiğimde merdivenler, erik dalları içerisinde yürüyecek yer kalmamış, dalları koparılmış, belli ki meyveleri toplamak yerine elle sıyrılmış ve ağaç şimdiden perişan oldu. Neden acaba çocuklarımıza bu hal ve hareketlerini devam ettirdiği müddetçe gelecekte ağaçsız, yeşilsiz ve umutsuz kalacağımızı, yaşanası yerlerin bitirileceğini anlatmak lütfünde bulunmuyor, neden çocuklarımıza ağaç , çiçek dikmenin erdem ve faziletini anlatamıyoruz ? çok mu zor acaba? Ağaç dallarına zarar verilirken kimse görmüyor mu, tabii ki görüyor, bunu geçenlerde bir komşuma söylediğimde, ailesi yakın arkadaşım söylesem ayıp olur veya çocuğa git desem anası, babası darılır diyerek bence hiçte etik olmayan bir cevap verdi. Sen kendi özel evinin bahçesinde bulunan ağaçların aynı şekilde dalları kırılırcasına sıyrıldığını görsen yinede böylemi davranırsın dediğimde aldığım cevap çok ilginçti; “ama orası benim kendi evim.” O zaman burası düşman toprağı, yazıklar olsun söyleyecek söz bulamıyorum.
Sevgili dostlarım geçenlerde, doğa gönülleri derneğinden bir e-mail adlım, çok geç kalmışta sayılmayız, benim çok hoşuma gitti ve bunu noktasına ,virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim. Umarım yeşil ve çevre dostlarımdan birkaç tanesi bile bunu uygulasa benim için en büyük mutluluktur.
Yeryüzünüm aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. Bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl. .
Bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.
Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir ?aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…
Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu bunu yapmayın ve yaptırmayın. Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet... Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…
Haftaya buluşuncaya sağlık, ve huzur dolu güzel bir hafta geçirmeniz dileği ile hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hoşça kalın
Bu yazı 759 kere okundu.
|