|
Sevgili gönül dostlarımla yeni bir haftanın başlangıcında beraber olmanın güzelliği ve mutluluğu içerisindeyim. Her hafta Salı günleri sağlık ve mutlulukla sizlere ulaşabiliyorsam ve yazılarımı kaleme alabiliyorsam ne mutu bana. Rabbim bizleri sağlık, mutluk ve birbirimizden asla ayırmasın.
Sevgili dostlarım, yaz aylarına yaklaştığımız bu günlerde, düğün, sünnet gibi cemiyetlerde hareketlenmeye başladı. Bu hafta sonu şimdiden dört tane cemiyet davetiyemiz var. Allah yar ve yardımcıları olsun.Geçen hafta bir cemiyete icabet ettim.Yanımda çok sevdiğim değerli dostlarımla muhabbet ederken söz yemek sonrası çöpe dökülen ekmek,yemek artıklarına geldi.Bahçeye kurulan masaların üzerinden tabaklar dolusu yemek ve parçalanmış ekmekler çöpe gidiyor.Etrafa dökülen kemik suları bakteri üretmek için tam bir ortam oluşturuyor. Sokaklarda onlarca insan aç gezerken bu kadar fazla yemek yapıp, çöplere dökmemize gerek var mı ? Cemiyetlerde benim yemek çeşidim diğer cemiyetlerden daha fazla havasına bürünerek, bol bol tüketildi nasıl olsa diye övünmeye ihtiyacınız var mı ? Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre, yıllık 45 milyar adet ekmek üretiliyor, ve bunun 4 milyarı israf ediliyormuş. Yıllık dört milyar ekmek kaç kişiyi doyurur hiç düşündünüz mü ? Üstelik bu sadece Türkiye de çöpe dökülen ekmek sayısı. Yine aynı araştırma, bu israfın yıllık 700 milyon dolar, yani yaklaşık 1 milyar YTL lik kayıp anlamına geldiğini söylüyor. Bu parayı kazanmak kolay mı acaba soruyorum sizlere ? Geçenlerde bir sitede bir yazıya denk geldim, aslında yazıda resimde vardı, yazı aynen şöyle ; Bir dostum anlatmıştı; Bir tanıdıkların evinde tv arıza yapmış, tamirci gelip tv nin arkasını açmış bakmış ki bir sürü ekmek kırığı parçacıkları, kırıntısı dolu…Tabii ki kimin yaptığını hemen anlamışlar.Evin 5 yaşındaki haşere oğlu. Tabii bu hangi evde gerçekleşirse gerçekleşsin hemen öfke ve şiddete başvurularak hemencecik çocuk dövülür. Fakat aile öyle yapmamış çocuğu ile konuşmayı denemiş ve öğrendiklerinden sonra karı koca hüngür hüngür ağlamaya başlamışlar. Çocuk ekranda Afrika daki aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp,TV nin açık bulunduğu tek yerden arkasındaki ızgaralardan ekmek atıyormuş.Ben çok anlamlı ve mesajı yerinde buldum.
Geçen hafta içerisinde Kaymakamlık kupası maçları oynanırken Nakliyeciler kooperatifinin değerli yönetim kurulu seyircilere bin kişiye yakın pilav, ayran ikram ettiler. Allah kabul etsin, buraya kadar her şey çok güzel. Tabii pilavların naylon tabaklara konulacağını bildiğimiz için yan tarafına ilave çöp konteynırı koyduk.Maç sonucunda sahanın dört bir yanı plastik tabak ve ayran bardakları, plastik kaşıklara kadar çöplük haline getirmiştik.Bunun neresi paylaşım, neresi kaynaşma, ve neresi normal bir insanın yapacağı bir harekettir bilemiyorum.Günlük olarak iki kişinin temizlediği sahayı beş kişi akşama kadar zor bitirdiler.O insanlara günah değil mi? o insanlar sizin yerlere attığınız tabakları toplamak zorunda mıdır ?. Etrafı bu kadar kirletme hakkını sizlere kim veriyor? Yaşadığımız yerin neresi olduğunu hiç düşündünüz mü acaba? Kendi evinizde de aynısını yaparımsınız. Nasıl olsa ertesi günü maç yapılacağına göre, bu şekilde de maça başlanamayacağına göre temizleyen birileri var mantalitesine göre hareket eden zavallı insanlara söyleyeceğim hiçbir söz maalesef bulamıyorum. Önce toplum içerisinde ortak yaşam alanlarının nasıl korunacağını ve kullanılacağını bilsinler daha sonra keyiflice tertemiz bir ortamda maç seyretmeye gelsinler, bekliyorum. Oturduğu yerde çekirdek kabuklarını bile bir poşete koyarak çöpe atan arkadaşlarıma da sonsuz sevgilerimi iletiyorum.
Buradan Soma Belediyesinin cefakar temizlik ekiplerine ve kolluk görevlilerine teşekkür borcumu söylemeden geçemeyeceğim. Aldıkları ücretler analarının ak sütü gibi gerçekten çok helal ve alın teridir. Yağmur, çamur demeden,, sıcak soğuk demeden üzerlerine giydiği turuncu elbisenin altında ezilircesine yılmadan,usanmadan görev yapan insanlar benim için kutsal insanlardır.Ben bu insanlara sevgi ve saygı duyuyorum,i yanlarından geçerken onlara kolay gelsin, günaydın demeyi çok seviyor ve bundan da haz alıyorum.Onlar bizim her türlü atığımızı, çöpümüzü sessizce alıp götürerek çevre adına en büyük hizmeti yerine getiriyorlar. Sizlerde o güzel insanlara bir merhaba, kolay gelsin demekle bir şey kaybetmez, çok şeyler kazanırız. Onlarda bizim içimizden, bizim insanlarımız. Onların da saygıya ,sevgiye ihtiyacı var. Öyleyse yarın geç olmadan, Ali ye, İsmail e bir merhaba diyelim, inanın çok sevineceklerdir.
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek esen kalın, mutlu kalın.
Bu yazı 747 kere okundu.
|