|
Selamların en güzeli siz sevgili okurlarım ve gönül dostlarımın olması dileği ile hepinize bu haftanın hepimize sağlık,sıhhat ve bereket getirmesini diliyorum.
Sevgili okurlarım, yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere bu haftaki konumuzu esnaflarımıza ayırmak istedim. Neden bu konuya bu hafta değinmek istedim onu da belirteyim; Her gün sabah saat 8.00 civarında Atatürk caddesi üzerinden geçerek iş yerime varırım. Her gün bu saatlerde gördüğüm birkaç esnaf ve iş yeri sahibi, dükkanların önünü kendileri temizleyerek yıkamakta iç temizliklerini ise çalışanları yapmaktadırlar. Önceleri bunu birkaç seferinde tesadüf gibi düşünsem de, senelerdir bu alışkınlıklarının değişmediğini gördüm ve çok hoşuma gitti. Reklama girmemesi açısından bu örnek esnaflarımızı açıklamak istemiyorum fakat kendilerine duyarlılıklarından dolayı teşekkür ettim.
Geçmiş günlerde bir konu içerisinde yazdığım cümlede şunu belirtmiştim; çok değil yirmi yıl kadar önce Anadolu’daki esnafların bir çoğu sabah namazından sonra dükkanlarını açar, gerekli temizliklerini yapar, yan arastadaki komşuları ile sabah çaylarını içer, herkes birbirine hayırlı işler dedikten sonra mekanlarına geçerlerdi. Zamanla bu görüntülerimiz yok oldu gitti denilecek kadar azaldı. Şimdilerde ise bir elin parmakları kadar azalan bu örnek esnaflarımız görünce duygulanmamak elde değil. Size geçen hafta bizzat şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. İlçemiz Çarşamba pazarında orta yaşlarda bir bayan, yan tarafımda yere yığıldı kaldı, her ne kadar yardım etmek istesem de öncelikle yanında bir yakını olup olmayacağını veya yardım etmesini beklerken, yanındaki iki çocuğu koşarak yerden kaldırdılar fakat kadın sanki çok yüksek bir yerden düşmüşçesine sızlanıyordu. Bir taraftan çevrede görülmenin verdiği rahatsızlık diğer taraftan çektiği acı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken düşme sebebinin yere atılan büyük bir muz kabuğuna basması sonucu talihsiz kazayı yaşadığını anladık. Şimdi bu muz kabuğunu yere atan her kim ise soruyorum, siz evde de aynı şekilde yediğiniz muzun kabuğunu evinizin içerisinde de denk gele atıyor musunuz veya çöp kutusuna mı atıyorsunuz? Sevgili okurlarım gerçekten öyle garip olaylara şahit oluyoruz ki bazen kendimizin insan olduğundan bile şahsen kendi kendime hangi medeni yaşam tarzının içerisine sığdıracağıma şaşırıyorum. Biz çevremizi temiz tutalım derken, sadece evimizi diye bahsetmiyoruz, yaşadığımız çevreyi, oturduğumuz piknik yerini, çalıştığımız iş yerini bir bütün olarak görüyoruz.
Geçen hafta içerisinde Çanakkale’ye şehitlerimizi ziyaret etmek üzere Gaziler derneğimiz ile yola çıktık. Otobüste bulunan rehberimiz öncelikle burayı ziyaret etmek için geldiğimizi, bunun bir başka geziler ile karıştırılmamasını anlattı, çok da haklıydı. Geçtiğimiz toprakların altında veya üstünde binlerce şehidimizin kanı belki de kurumamıştı. Ziyaret ettiğimiz siperleri görünce kendimi sanki savaşın ortasındaymış gibi içerimi garip, anlatılması zor bir duygu kapladı. Rehberimizin anlattığı konuların bazılarında otobüste bulunan gaziler ile birlikte bizlerde göz yaşlarımıza hakim olamadık. Buraya kadar her şey çok güzeldi. Otobüsümüzün gezi güzergahların bir yerinde mola verildi, etrafta garip kokular geliyordu. Kafamı çevirdiğim zaman 4 adet seyyar tuvaleti gördüm, akıl almaz derecede berbat ve pislik içerisindeydi. Burayı ziyaret eden yüzlerce binlerce yerli veya yabancı insan bu manzara karşısında acaba gittikleri yerlerde söyleyeceği kelimelerin ne olacağını tahmin bile etmek istemiyorum, hele bunun birde yabancı konuklar olduğunu düşündüğümde ülkelerine götürecekleri düşünceler maalesef hiçte hoşta karşılanmayacak, ve gelecek olanları da etkileyecektir. Bu imajı silmek kolay olur mu, olmaz mı bilmiyorum ama bence hoş olmadığını düşünüyorum. Tarihi önem taşıyan kalıntılar, camilerimiz, saraylarımız, hanlar, hamamlar, müzeler, ören yerleri, kaleler, anıtlar, mağaralar, peri bacaları ve daha sayamadığımız bir çok tarihi ve turizm açısından önem taşıyan bu yerlerin temizlik bakım ve düzenine daha dikkatli davranılması gerekir. Biz kirletmeye devam edersek unutmayın ki zararlı çıkarak ekmek kapısını kaybeden sadece bizler değil, hepimiz olacağız.
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek hepinize sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum.
Hoşça kalın.
Bu yazı 721 kere okundu.
|