|
Tüm dostlarıma içtenlikle güzel bir haftanın başlangıcında merhaba diyerek bu haftaki yazıma başlamak istiyorum. Hepimizin malumu olduğu üzere bu sene yaz ayı hayli yağmurlu geçtiğinden havalar serin gidiyordu, ancak içinde bulunduğumuz haftadan itibaren hava sıcaklığında aşırı artışın olacağı söylenmekte olup,bu konuda şeker, tansiyon ve kalp hastası gibi insanlarımız uyarılmaktadır. Bu hafta sonunu her zaman olduğu gibi Kozanlı köyünde, kuşlarımla, kedilerimle beraber geçirdim. Onlar benim hayat , neşe kaynağım, sevincim, doktorum, ilacım gibi bir şey. Şehirde mesai saatlerinde kaldığım her saatte hafta sonunun gelmesini, hayvancıklarıma kavuşabilmek için dört gözle bekliyor ve sırf bu yüzden Çandarlı’daki yazlığıma bile gitmek istemiyorum. Bu hafta gittiğimde kaplarına koyduğum suları azalmıştı. Hortumu açıp taslarını doldurduğumda hepsinin ne kadar mutlu olduğunu tepemde attığı taklalarla anlayabiliyorum. Bazen ağaçların altını gölleme gibi yapıyor, onları uzaktan seyrederek suyun içinde oynadıklarını seyrediyorum ve inanılmaz bir haz duyuyorum. Bence hayatta hiçbir güç ve zenginliğe değişilmeyecek bir yaşam felsefesi. Bu zevkten ve hazdan herkesin faydalanmasını istiyorum. Lütfen bir kere deneyin, hayatta bir daha geçen günleriniz de yaşayamadığınız bu mutlulukta neden geç kaldığınıza kendiniz bile isyan edeceksiniz. Sevgili dostlar bizler istesek de, istemesek de sevsek de sevmesek de etrafımızda bulunan hayvanların yaşamaması diye bir şey asla söz konusu değildir.İçinde yaşadığımız yer yüzünde milyonlarca hayvan yaşamaktadır. Biz dünyaya gelmeden önce de bu hayvanlar vardı, yaşıyordu, biz yok olup gitsek de bu hayvanların ırkları yaşamaya devam edecektir. Biz yer yüzüne geldikten sonra hayvancıkların inlerini, kulübelerini, yuvalarını bozarak kendimize ev, tarla yaptık,yol yaptık üstüne oturduk.Şimdi deyim yerinde ise “Dağdan gelip, bağdakini koğmak” bu deyim ile bire bir örtüşüyor. O zaman bu dünyada insanlar kadar masum canlıların da yaşam hakkı olduğunu unutmayalım. Geçenlerde bir arkadaşımla hayvanlar üzerinde konuşurken ben hayvanları severim ama yanıma gelmesini veya ellemesini istemem benden uzak olsun dedi. Bu nasıl sevgi olur ki, öyle bir şey duymadım dedim. Bu güne kadar bir hayvana bir tas su vermediyseniz, aksine sokağa bırakılan suları zevk için dökmüşseniz, evinizde artan yemekleri bir canlının midesine gitmesi yerine çöp tenekesini tercih etmiş iseniz, o zaman hayvan seviyorum demenin mantık ve metodu olmamalıdır.
Sevgili dostlarım Bilinçli bir toplumun, hem insan hem de hayvan ve dolayısı ile doğayı korumak adına önemi çok büyüktür. Bugün hoşgörü ve sevgi bilinci ile hareket ettiğimiz takdir de hem biz, hem çevremiz hem de sessiz varlıklarımız huzur içerisinde olacaklardır. Hayvan hakları konusunda dinimiz tarafından da yasaklanmış bir çok ayet bulunmaktadır. Kitabımızda hayvanlara yapılan her türlü işkence yasaklanmıştır. lütfen onlara eziyet etmek yerine havaların sıcak gittiği şu günlerde pencere önlerine, bahçe kenarlarına, bir tas su koymak en büyük insanlığımız olacaktır. Yapacağınız bu hareket çoluğumuza, çocuğumuza örnek olacağından aynı zamanda onlara hayvan sevgisini de kazandırmış olacağız. Geleceğimizi emanet edeceğimiz bu çocuklarımız anne, babalarından gördükleri iyi hareketleri kendileri de tekrarlayarak ortak yaşama aidiyetini öğrenmiş olacaklardır. Bu aynı zamanda bir insanın evladına verebileceğin en güzel yaşama dair hareketlerden birisidir. Geçen hafta bir köy ziyaretinde yaşlı, ak yüzlü bir teyze ile sohbet ederken küçük tenekelerin içerisine su konmuş kapları gördüm ve sevinerek sohbete başladım. Yaşlı teyze anlatmaya başladı, eskiden mezar taşlarının üzerine mermer su kabı konarak buraya doldurulan suları kuşlar, böcekler, arılar içsin diye gelen geçen ziyaretçiler doldururlardı dedi. Gençlik yıllarını anlatırken, sabahleyin erken kalktığımızda önce hayvanlarımızı sulardık, arkasından çit kenarlarındaki yarım kalmış suları doldururduk diyerek şimdi ise hayvanlar için koyduğum suyu insanların gelip tekmeleyerek devirdiklerini gördüğünü anlattı ve bunları anlatırken sanki öfke ve kin doluydu. Oğlum dedi; sen çocuğuna tüfek alıp ava götürürsen, ağaçtaki kumruya saçma atmayı gösterirsen, kediyi köpeği düşman gibi gösterirsen eeeee ne olacak bu nesil, nasıl yetişecek tabii ki karşısındakini düşman gibi görerek öldürmek, yok etmek için kendini hazır hissedecek dedi. Yaşlı teyzenin söyledikleri karşısında söyleyecek bir şey bulamadım ve inşallah Allah hepimizi aklı, fikir sahibi yapsın dedim.
Sevgili dostlarım lütfen bu sıcak hayvancıkları, kuşları, böcekleri bir tas sudan mahrum bırakmayarak, merhamet duygularımız onlardan esirgemeyelim.
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek, hepinize güzel ve sağlıklı günler diliyorum.
Hoşça kalın.
Bu yazı 5605 kere okundu.
|