|
Tüm gönül dostlarıma en içten duygu ve hislerimle Merhabalar !..Yavaş yavaş tatilin son günlerine yaklaşırken, gezi ve gözlemlerimizi toparlayıp siz değerli okurlarımla paylaşmak üzere sıraya koydum. Bunların bir kısmını burada yazarken bir kısmını ise zamanı gelince peyder pey aktaracağım. Geçen haftadan kalan yazımın son paragrafında denizlerimiz ile ilgili birkaç cümle yazmıştım, fakat yazımı gazeteye geçtikten sonra aklımda kalan diğer birkaç cümleyi de bu yazımda aktarmak istedim.Sevgili dostlarım; atalarımızın güzel bir sözü vardır bazen kızdıklarında “Allah seni dünyaya zarar versin diye mi yarattı” diyerek boş ve anlamsız, insanlıktan uzak bir davranış içerisinde olduğumuzu vurgularlardı. Tabii ki zamanla insanlarımız eğitim,kültür ve teknik seviyesinin gelişmesi nedeni ile çevrecilik ve coğrafi bilinçten konuşmaya başladılar.Çevremize,doğaya ve canlılara zarar verilmemesi için çeşitli eylem ve konuşmalar yaparak, halkımızı bilinçlendirmeye büyük gayret sarf ettiler. Bunların bir kısmı işe yaramasa da, mesajı alan kısımlar konunun üzerinde hassasiyetle durarak, çevrecilik bilincini taşımaya ve yaymaya başladılar. Bizde bundan son derece memnunuz. Çevreciler ve doğal hayat dostları olarak, çevremizi,ormanlarımızı korumak, derelerimizi,denizlerimizi kirletmemek, doğal hayatta yaşayan canlılara zarar vermemek, çöpleri gelişi güzel çevreye atmamak, ağaçları yakıp kesmemek için hepimizin yapacağı bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmayan insanlarımız ben ülkemi seviyorum diyemez. Eğer böyle hovardaca çevremizi kirletmeye devam edersek coğrafi ortam mirasımız hiçte iyi olmayacaktır. Şahsım olarak bazen kendi kendime sorular sorar kendimi sorgularım. Acaba ben çevre adına ne yapabiliyorum veya ne yaptım, Yüksek sesle müzik dinleyerek gürültü kirliliği yapıyor muyum, yeşili koruyabiliyor muyum, Gereksiz yere yanan ışığı söndürebiliyor muyum, Hayvancıklara bir tas su koyuyor muyum, ozon tabakasına zarar verdiği için parfüm kullanmaktan kaçınıyor muyum, çöpleri atarken pil ve naylon plastik atıklarını ayırabiliyor muyum v.s v.s Bu davranışlarının çoğunu yapıyorsam ben ülkemi ve yurdumu seviyor, toplum ahlak ve bilincine, insan sevgisine saygı gösteriyorum demektir. Ben sağlıklı çevrenin sağlıklı insanlarca sağlanacağına inanıyorum. Herkes bu dünyayı ben mi kurtaracağım bir tek benim yapmamla ne olur diye, istenmeyen davranışları yaptığımız müddetçe sağlıklı bir kişiliğe sahip olamadığımızı istesek de istemesek de kanıtlamış oluruz. Sevgili dostlarım , bu haftaki yazımı yazarken Göçbeyli taraflarından yükselen yangının istenmeyen o kıpkırmızı rengi Çandarlı semalarını adeta isyan ettirdi. Haberlerden öğrendiğim kadarı ile 600 dekara yakın bir alanın yanması ve beş köyün boşaltılması ile yanan bu kadar ormanın ortasında kalan bir çok canlı ve ağaçların telef olmasının hesabını bakalım kim verecek. Yanan o kadar ormanın tekrar dikilip yetiştirilmesi kaç seneler sürecek diye düşündüğüm zaman kahroluyorum. Yarın bir gün olayın açığa çıkma sebebini açıkladıkları zaman % 100 insan kaynaklı olacağından asla şüphem yoktur. İnşallah bu caniyi de yakalayıp adalete teslim ederler ve yanan kül olan binlerce canlının mahlukatın hesabını sorarlar.
Hafta sonu ulusal basın haberlerinde yer alan bir haber vardı ki bu haberi hepinizin okumasını isterdim. Ben buradan size İ.T.Ü Afet Yönetim ve Araştırma Merkezi Mikdat KADIOĞLU’nun yapmış olduğu röportajdan başlıklar sunacağım. “…Dünya son 130 yılın en sıcak yedi ayını 2010 da yaşadı,2013 yılı 2010 yılından çok daha sıcak olacak, IPCC (Hükümetler arası iklim değişim paneli)’nin 2030 senaryosuna göre , dünyayı bekleyen olası iklimsel değişiklikler de şöyle sıralanıyor ;
• Sıcak hava dalgaları
• Orman Yangınları
• Tarımsal Haşereler ve kuraklık
• Şiddetli yağışlar (Ani sel ve şehir sellerinde artış)
• Tropikal fırtınaların, yani tayfunların sayısında ve şiddetinde artış
• Tarım, hayvancılık tatlı su depolamasında olumsuz etkiler
• Sıtma ve malarya gibi hastalıkları taşıyan böceklerin, normalde yaşadıkları bölgeden çıkarak yayılması
• Haberleşmede ciddi sorunların yaşanması “
Sevgili dostlar bunların yanı sıra küresel ısınma nedeni ile kutup ve dağ buzullarındaki erime nedeniyle denizlerdeki su seviyesinin yükselmesi sonucu şüphesiz Türkiye’nin kıyı şeridinin de bundan olumsuz etkileneceği bir gerçektir. Geçen zamanın hiçbir şeye faydası olmadığı gibi,önümüzdeki günleri iyi hesaplayarak, şimdiden herkes şapkasını önüne koymalıdır.
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek hepinize tertemiz bir dünyada yaşamak üzere, temiz bir çevre ve sevgi dolu bir ortam diliyorum.
Bu yazı 654 kere okundu.
|