|
Merhabalar sevgili çevre ve gönül dostlarım, Güzel bir haftanın başlangıcında sizlerle olmaktan her zaman olduğu gibi son derece mutluyum. Bu haftaki yazımızı geçen hafta tanık olduğum tatsız ve talihsiz bir olaya şahit olduktan sonra yazmaya karar verdim. Öğlen saatlerinde Hükümet konağı önünde beklerken bir bayanın yanında bulunan tahmine beş veya altı yaşlarındaki çocuğa, kendi halinde çamların altında yatan hiçbir şeyden habersiz yatan zavallı köpeği işaret ederek, elindeki simidi yemezsen seni bu köpeğin önüne atarım sözü ile irkildim. Sevgili dostlarım; ne zaman sokakta kendi halinde dolaşan bir hayvancık görsem, bana her zaman tek başına yaşam savaşı vermeye çalışan kimsesiz insanları anımsarım.
Hayvan sevgisi defalarca öğretildikten sonra ancak davranışa dönüştüğü için uzun zamanlı bir öğretidir. Ne yazık ki çocuklarımız ısrarla korku ve şiddetle büyütmeye devam ediyoruz.” Hav hav geliyor mamanı ye, pisi mamayı elinden alacak, git pisi gir oğlum, kızım uykuya dalacak” gibi tehditlerle bir şeyler yaptırılmaya çalışan çocuklar ve tahdit aracı zavallı hayvancıklar. Maalesef yıllardan beri üzülerek söylediğimiz Ülkemizde havyan sevgisi yok denilecek kadar azdır. Havyan sevgisi okulda değil, ailede yaşanarak öğretilecek bir sevgidir. Yaşadığımız aile ortamında defalarca tekrarlanması gerekiyor ki bu bir davranış ve sevgi şekline dönüşebilmelidir. Sevgili dostlarım ; Sevginin yerini alan korku çocuk bilinçlerine öyle işler ki kendi kimliğini kazanmamış, her şeyi kendisine tehdit olarak sayan yetişkinler ortaya çıkar. Uzmanlar, korkutularak büyütülen çocukların korkutmayı hedef seçtiğini, yok etmeyi yaşam biçimi saydıklarını söylüyor. Bağnaz, mantıktan, bilimden ,sevgiden uzak bilgilerle yetiştirilen çocuklardan çevresine değer veren, saygı gösteren, var olanı koruyan birey olmasını ,yüreğine, beynine yerleştirmediğiniz duygu ve bilgilerle davranmasını nasıl beklersiniz ? Aşılanmış, veteriner hekim denetiminden geçmiş yaşadığı yere bırakılan köpekler varsayım üzerine şikayet ediliyor. “ya ısırırsa “ diyor genç kadın. Önlem almayı, sevgiyle yaklaşmayı öğretme yerine durmaksızın , çeşitli araçlarla şikayetini sürdürüyor. Taa ki o hayvanın oradan alınmasını sağlayıncaya kadar. Çocuğun izlediği ve öğrendiği de “bir şeyden rahatsız oluyorsan onu ortadan kaldırmanın yolu onu yok etmektir” oluyor.
21.yüzyıl Türkiyesi olarak gelişiyoruz. Gelişirken neler görüyoruz?
Sürekli değişen kaldırımlar, betonlar,apartman-site- uydu kentlere hapsedilmiş yaşam,
okullardan daha büyük, kapsamlı dersaneler, her ay indirim ilanlarıyla giysi, kozmetik ürünlerinin yer aldığı yabancı dilde dükkanlar, nerdeyse her Allahın günü , bir buket çiçek ya da bir kutu tatlıyla kutlanan günler, haftalar, kalitesiz yaşama alıştıran garip isimli dükkanlar , pazarlar, , her gün 450 dizinin yer aldığı yayınlar, internetten indirilen hazır ödevler ve en önemlisi kurstan kursa koşarken oyun oynamayı unutan, haftanın her günü okul, dersane arasında yarış atı misali terleyen, aksamları yine lüks arabalar ile büyükler tarafından alınıp, doğru eve hapis edilen ve en önemlisi hayal gücü olmayan çocuklar......
Çocuklara korkutmadan sevgiyi , saygıyı öğretmenin yolu nedir ? Araçları nelerdir ? Sormanızı ve düşünmenizi rica ediyoruz.
Mevlana’nın sözleriyle İp ucu verelim;
Bitkiyi sevmeyen hayvanı sevmez, hayvanı sevmeyen insanı sevmez, insanı sevmeyen Allah’ı sevmez……
Olumsuzlukların, hayvana yapılan şiddet ve işkencenin her yıl daha da arttığını gördükçe sevginin yok oluşunu endişeyle izliyoruz.
Bir başka canlıyla barışık yaşamayı çocuğunuza öğretemediyseniz ondan hoşgörüyü, barışı, sevgiyi beklemeyin…
Çocuğunuza ; sokakta yaşam mücadelesi veren canlar için tabakta kalmış, çöpe atacağınız yemeği bir kaba koyup çöp bidonunun altına ya da yanına koyması ve sokağınız bir köşesine su kabı yerleştirmesi için izin verin. Bunları yapamıyorsanız yapanları çocuğunuzun yanında teşvik edin ki çocuklarınız bu Dünyayı başka canlarla paylaştığımızı, onların da yaşam hakları olduğunu öğrensin.
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek hepinize neşeli, sağlıklı ve mutlu günler temenni ediyorum. Sevgi ile kalın,Hoşça kalın.
Bu yazı 773 kere okundu.
|