|
Selam sevgili dostlarım, sıcak soğuk derken kendini göstermeye ve geldiğini hissettiren kış ayına girmiş bulunuyoruz. Ben kendi penceremden baktığım zaman her mevsimin kendi güzelliğinin yaşanması ve bu tadın çıkarılmasından yanayım. Sonbaharda yere düşen ve sararan yapraklar, bembeyaz görüntüleri çocuklarımızın neşe kaynağı olan kar, ilkbaharın kırkikindi yağmurları ve çiçeklerin uyanmaya başlaması ile yaz aylarının gelmesi ile de deniz hasretinin bitmesi hepsi ayrı bir mutluluk yaşatıyor. Sevgi bilincimizi yitirmeden kış ayını da yaz ayını da doyasıya yaşamak ne kadar güzel değil mi sevgili dostlarım. Yaşamın bu penceresinden baktığımız zaman asıl güzellik bu zaman netleşiyor. Sizlerinde bu çerçeveden bakarak sevinç ve mutluluk payı ile yaşamınızın ayrı bir anlam kazanmasını yaşam serüveni içerisinde fark edilemeyen bu güzelliklerin ve mutsuzluklardan daha çok fark edilemeyen mutlulukları doyasıya yaşamınızı görmek en büyük mutluluğum olacaktır.
Sevgili dostlar, Geçen hafta içerisinde ilçemizden haç yolculuğuna gidecek hacı adaylarımız bu kutsal yolculuğa çıkmaya başladılar.İlçemizden haç yolculuğuna çıkan sevgili kardeşlerimize hayırlı yolculuklar dilerken şimdiden yapacakları ibadetlerin ve ziyaretlerin hayırlı olmasını diler, bu güzel görevde kendilerine bizler içinde dua etmelerini dilerim.
Sevgili okurlar; Bir 4 Ekim’i daha geride bıraktık. Biz hayvan severler ve derneklerimiz , sivil toplum örgütlerimiz olarak sabırla çok çabaladık. Sabır ve çabamız beş sene öncesi arasında dağlar kadar fark yarattı. Moralimiz yerlerde süründüğü zaman aklımıza beş sene önceki o hatırlamak istemediğimiz görüntüleri getiriyoruz. Gerçekten çok güzel adımlar atmışız. 4 Ekim Hayvan hakları gününde bir çok gazetede ve medyada hayvan hakları ile ilgili haberlere yer veriliyordu. Artık hayvan severlere gönüllü hayvan sever bekçilik kartları verilmeye başlandı. Bu bizim adımıza gerçekten son derece sevindiricidir. Her ne kadar sayımız az olsa da yakın bir zamanda bu sayımız hızla büyüyecektir. Parklarda kuş bile istemeyen toplumda, onların da yaşam hakkı olduğunu unutturmamak ve yaşam mücadelelerine her kesimden destek verenlerin varlığını gözler önüne sermek çok önemliydi. Evet sabırla , içimizdeki öfkeyi kavga ederek akıtmak yerine bizi ayakta tutan enerjiye çevirerek yılmadan sessiz-sedasız mücadele ile bugüne geldik. Daha çooook başlardayız. Yolumuz uzun ve engebeli. Yapılacak çok şey var. Bir canlıyı yemek zevk verdiği sürece 4 Ekim’ ler mutlu kutlanmayacaktır. Bugün medyada yer alan haberlerde küçük çocuklara yapılan işkenceden ve cinsel istismardan tutunda hırsızlık şebeklerine kadar nasıl kullanıldığını okuduğumuz zaman o günkü motivasyonumuz ve moralimiz maalesef sıfır oluyor. Peki ama sokak hayvanların yaşadıkları eziyetler ve zulümler bu haberlerden çok mu daha farklı tabii ki hayır. Sokakta kuyruklarına teneke bağlanan, gözleri yapıştırıcı ile kapatılan, cinsel istismara uğrayan, bahis için dövüştürülen, çek senet mafyalarında kullanılan aç susuz bırakılan, üzerlerine bir aracın bile alamayacağı kadar yük sararak birde kendini oturtmak… Daha hangisini saymamızı istersiniz bunları sizlerde biliyorsunuz. Aradaki farkın ne olduğunu söyleyeyim; insanlar çocuklar hariç ,kendilerine yapılan her tür saldırıda savunmaya geçerek karşılık verebilirler fakat ne yazık ki zavallı hayvancıklar kendilerine yapılan bu tür kötülüklerde hiçbir savunmada bulunamazlar bazen ısırmaya kalksa da veya koşturmaya çalışsa ki bunu da ancak canları çok yandığı zaman yapacaktır hemen medya manşetlerin de süslenerek boy boy resimleri çekilerek haber yapılır ve katledilmesi için infaz timi hazırlanır. Geçmiş dönemdeki yazılarımın içerisinde aileye çok büyük görevler düştüğünü ve toplumuzun dikkatini çocuklarımıza çekmeyi yazdım. Tekrar belirtmek isterim ki bugün hayvanlara zulüm eden çocuklarımızın yarın birer potansiyel suçlu olarak toplum içerine karışarak annesini, babasını, büyüklerini öldüren,emekli maşını almak için yerlerde sürükleyen kabadayılar,tecavüzler ve devamını buradan yazmak istemediğim bir çok tüyler ürpertici suçları işleyen insanlar olarak karşımıza çıkacaktır. Bu satırlarımızdan ısrarla sevgili anne babalara, öğretmenlerimize, seslenmek istiyorum, Yapılan bu tür işkence ve zulümler hayvancıkları katletmekten daha ziyade içinde bulunduğumuz ve yaşadığımız toplumun ruh halinin psikoz bozukluğu ve hastalığıdır. Şimdiye kadar okumuş olduğum çeşitli bilimsel yazılarda hayvanlara eziyet yapan kişilerin kendi ailelerinde çeşitli baskı dayak olayına maruz kalarak bunlarda aynısını tatbik ederek kendilerine hedefler seçtiğini öğrendim. Yapılan araştırmalara göre hayvana eziyet yapan kişi ya ailesinde eziyet görmekte, ya da ailesine eziyet yapmaktadır. Hayvanlara yapılan eziyetin cinayet dahil tüm suçlarla bağlantılı olduğu saptanmıştır. Ve yine araştırmalara göre hayvanlara yapılan eziyetin kaynağı her eziyet ve vahşette olduğu gibi Güç ve kontrol isteğidir. Çocuklarımıza sahip çıkalım, hayvanlara eziyet eden, öldürenleri belirleyelim ve pimi çekilmiş bomba gibi aramızda dolaşmalarına izin vermeyelim. Bugün bir hayvana zulmedenin yarın bizlere, yakınlarımıza zararı dokunacağını unutmayalım.
Gelecek hafta ki yazımızda buluşuncaya dek yüzünüzden sevgi ve muhabbet, içerinizde yaşam ışığının hiç eksilmemesi dileği ile hepinize sevgiler sunuyorum.
Bu yazı 709 kere okundu.
|