|
Tüm gönül dostlarıma, sevgili çevre dostu arkadaşlarıma, dünya yalnız bizim değildir ortak yaşamasını öğrenelim diyen gönül yoldaşlarıma, değerli okurlarıma selam ve sevgilerimle bu haftaki konumuza geçmek istiyorum.
Sevgili arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi biyolojik zenginlik,her bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliği demektir, diğer bir anlamı ise olağanüstü doğal zenginliktir.Bir ülkedeki canlı sayısı ile doğal bitki örtüsü zenginliğinin fazla olması o memleketin biyolojik ve ekosistem zenginliği ile varlığının göstergesidir. Ekosistemi de kısaca tarif etmemiz gerekirse , Belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile meydana gelen ve süreklilik arz eden ekolojik sistemlere ekosistem denir. Canlı varlıklarla toprak, su, hava ve mineraller gibi cansız varlıkların çeşitliliği, ekosistem çeşitliliğini oluşturur. Ekosistemlerin görevi, canlıların yaşamlarını ve nesillerini sürdürebilmek için uygun ortamın hazırlanmasını sağlamaktır. Ekosistemlerin orman, göl, çöl, dağ, sazlık, akarsu, okyanus gibi çeşitleri vardır. Bu çeşitlilik arttıkça, ekosistemde yer alan habitat ve tür çeşitliliği de artar. Biyolojik çeşitliliği oluşturan bitki ve hayvan türlerinin sayısının ve çeşitliliğinin fazla olması, o ülkeye ekonomik kazanç sağlar. Bitkiler yönünden düşünecek olursak , havayı temizler, erozyonu önler, toprağa organik madde kazandırır. Diğer canlılara barınma ve beslenme ortamı sağlayarak ekosisteme devamlılık kazandırırlar. Hayvan çeşitliliği yönünden ele alırsak, taşımacılıkta, tıpta, beslenmede, ve tarımda kısaca her alanda yaşamın sürdürülebilmesi adına önemli görevler üstlenmiştir.
Sevgili arkadaşlarım bir konuya dikkat çekmek istiyorum, bugünkü okumuş olduğum bir yazıyı sizinde ilginizi çekeceğini düşünerek kısaca değinmek istedim. ………….Çevre ve doğal yapıya önem verilmezse çevredeki popülasyon çeşidinin yirmi sene içerisinde neredeyse yarıdan fazlasının kaybolacağını şimdiden bazı coğrafik bölgelerin koruma altına alınması gerektiğini, bunun yapılmaması durumunda geleceğimiz olan çocuklarımızın kekliği, bıldırcını, sülünü, ve sakayı (Doğal ortamda yetişmiş büyümüş olan) ansiklopedilerde göreceği sinyalini vermektedirler. Bu koruma altına alınan bazı denizlerde balık sayısında gözle görülür şekilde artış olduğunu, ve balıkların tekrar kendi yuvalarını baştan yaptıklarını kaybolan orfoz ve lagos balığının tekrardan görünmeye başladığını, bununda sevindirici olduğunu belirtmektedirler. Sevgili çevre dostu kardeşlerim, bugün biyologlarımız yer yüzünden her gün en azından bir türün yok olduğu, birçoğunun ise yok olmanın eşiğine geldiği söylemektedirler. Doğada hayvan ve bitkiler ayrı ayrı değil, karşılıklı ilişkiler içinde yaşar. Bir ağaç türünün azalması besin ve barınak olarak ondan yararlanan tüm canlıların da yaşamını tehdit eder. Bugün balina, timsah, gergedan, kelaynak kuşlarının sayısında gözle görülür tükenmeler görülmektedir.
Merkezi İsviçre de bulunan Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği soyu azalan türler hakkında yaptığı araştırmalarda ve elde ettiği bilgiler ışığında düzenlemiş olduğu raporda ; etkin önlem alınmadığı takdirde soyu tükenmek üzere olanlardan, aşırı avlanma nedeniyle giderek soyu azalan türlere kadar değişen grupların tehlikesine vurgu yapılmakta, bunun bitkilerde ve çiçeklerde de farklı olmadığı bazı çiçeklerin geç yetişmesi, çabuk toplanması ve yeterince çoğalamadığından dolayı da nesillerinde tükenmeler olduğu ne yazık ki üzülerek gözlemlenmektedir.
Sevgili arkadaşlarım, bugün hepimiz çevrenin yok olması için hızla çalışmaya devam ediyoruz. Çevreye attığımız, plastikler, piller, atık yağlar ve bilinçsiz tüketim sayesinde içinde yaşadığımız ekosistemi bozmuş ve ekolojik sorunların ortaya çıkmasına da en büyük etken olmuşuzdur. Ben insanların yaşamadığı bir yerde doğal ekosistemin bozulmayacağına inananlardanım. Bugünkü depremler, yanardağ patlamaları, seller, kuraklık, kasırgalar, ve fırtınalar temel öğelerden kaynaklanan belli başlı doğal afetler ne yazık ki ekolojik dengelerin bozulmasından dolayı yaşanmaktadır. Yine bilinçsiz şekildeki çarpık şehirleşme, sanayi alanındaki eğitimsizlik, tarım alanlarındaki yanlış ilaçlamalar, bilinçsiz avlanmalar, doğaya ve çevreye yeterli özenin gösterilmemesi, ısrarla her yazıda söyleyip yazdığım ve burada tekrar etmekte fayda bulduğum, geleceğimiz olan çocuklarımızın ailede küçük yaşlardan itibaren
sosyal bilinç ve sosyal sorumluluk gelişimlerine katkıda bulunmak, çevre bilincini kazandırmak, ağaç ve ormanın toplum ve birey için önemini kavramalarına etki edecek çalışmaların kendilerine anlatılması ile çevrenin korunmasına en büyük yardımı yapmış olacaklardır. Canlıları avlama, onları bilinçsize öldürmek ve hayvanlardan korkmak yerine onlara sevgi ile yaklaşıldığında insanın en büyük dostu olduğunu, hayvancıkların gözlerine baktığınızda bir çok insanda dahi olmayan derinlik ve manayı görebilirsiniz. Bunlar hayvandır, hiç duygusu yoktur düşünemez diyen insanlar görmek istediği gözle yani yaratılanı yaratandan ötürü severse gerçekte öyle olmadığı geç kalmışlığın farkında lığına varacaktır.
Sevdiklerinizle beraber, mutlu ve huzurlu bir şekilde güzel günler geçirmenizi temenni eder, şimdiden yeni yılınızı candan kutlar, selam ve sevgilerimi sunarım.
Bu yazı 755 kere okundu.
|