|
En içten dileklerimle tüm dostlarıma gönül dolusu selam ve sevgilerimle Merhabalar.. Sevgili arkadaşlar, güzel bir haftanın başında tekrar beraberiz, Daha geçen hafta yeni yılınızı kutlarken, birde bakmışız ki ocak ayının yarısına gelmişiz. “ Ömür bir gün oda bugündür” derler ya gerçekten geçip giden hayatın yerine yenisini koymamız mümkün değil. Hayatımızı sağlıklı ve mutlu olarak dolu dolu yaşayabiliyor, aldığımız nefesten, yediğimiz ekmekten, içtiğimiz çaydan tat almasını biliyorsak en büyük hazinenin sahibi içinde bulunduğunuz yaşadığımız hayatın ta kendisidir. Çünkü hayat ve zaman eş değerdir. Yaşadığımız hayatta herkesiz bir yaşam mücadelesi, ekmek parası için koşuşturması vardır. Hayatımızın idamesi ve geçimin ana teması çalışmaktır. İnsanlar çalışırken haliyle yorulur ve güç sarf ederler. Bunu bir şeklide telafi etmek ve yorgunluğunu atmak için kimisi uyur, kimisi tatile çıkar, kimisi de az bir uykuyla gününü bahçede, hayvanının yanında, bahçesinde, toprağında geçirebilir.Bunların her birisinin yapılaması sırasında insanlar yaptıklarından zevk alıyorlarsa ondan mutlu insan yoktur. Yani kendimizi ve vücudumuz dinlendirmek adına yaptığımız her türlü aktivite, bir yaşam biçimi ve pozitif enerjinin ana kaynağıdır. Yaptığımız spor , okuduğumuz kitap, beslediğimiz hayvan, kıldığımız namaz, yüzdüğümüz deniz, soluduğumuz temiz hava, içtiğimiz temiz su, yaşadığımız sağlıklı çevre, doğada geçirdiğimiz zaman kendimiz için yaptığımız, iyi yaşamın başlangıcıdır. Bu yaşam biçimi bağışıklı sistemimizi güçlendirerek, karılaştığımız dirençlere karşı her zaman dimdik ayakta kalmamamızı sağlayan en büyük güçtür. Nefes aldığımız dünyada yüce rabbim insanların dinlenmesi ve kendilerine iyi bakması için her türlü nimeti insanoğlunun hizmetine sunmuştur, yeter ki , bizler bunlardan faydalanmasını bilelim, şükretmesini bilelim, birbirimiz karşı saygılı olalım, kalp kırmayalım.Herkesin hobisine, takımına, siyasi görüşüne, yaşam biçimine saygı duyarız ki, buda demokrasimizin en güzel örneğidir. Hiç kimse birbirine sen neden balığa gidiyorsun, kitap okuyorsun, balık besliyorsun, doğada vakit geçiriyorsun diye sorma hakkına sahip midir? Hayır, öyleyse hepimizin yaşamında bir sevda gizlidir. Benim arkadaşlarımın içerisinde her türlü hobisi ayrı olan veya ayrı tuttuğu takımı olan bir çok arkadaşım mevcuttur. Zamanla karşılıklı olarak fikir alışverişinde bulunur veya bazen de şaka ile karışık birbirimiz kızdırabilir dakikalarca güldüğümüz zamanlar olmuştur. Her ne şekilde olursak olalım hepimiz dinlenmek için, kendimize bir hobi, bir sevgi veya bir sevda bulalım.Bunu ararken bulmak da çok zor değil, kitapta var, camide var, barajda var, sokaklarda hayvan da var yeter ki görmesini bilelim.Çünkü vücudumuzu ve zihin dengemizi destekleyen, bizi sakinleştiren,dinlendiren, kısacası içinde bulunduğumuz hayatın yaşam yükünü taşıyan yüreğimizdeki stresi azaltarak yaşam kalitesinin yükselmesini sağlayan en önemli güç kesinlikle kendimize ayırdığımız vakit ve hobilerimizdir. Geçen hafta içerisinde uzunca bir zamandan beri görüşemediğim bir arkadaşımla karşılaştım, biraz hoş sohbet sonrası laf, gittiği çevrede kendisini bambaşka bir ortamda bulduğunu, kimsenin hayvan sevmediğini, ilişkilerin zayıf olduğunu, ve insanlar sadece mecburiyetten dolayı o şehirde bulunduklarından bahsetti, Tabii ki işter, istemez arkadaşımın durumuna üzüldüm. Kendimi bir kez daha Yüce Rabbimin şanslı kullarından birisi olduğuma şükrettim. Hafta sonları geldiğimden beri gitmediğim köylere giderek, kendime görmediğim ayrı güzellikleri de görme fırsatını bulmuş oldum. Daha çok hayvan sever arkadaşlarla tanışıyor, onlardan güzel bilgiler alıyorum. Bir arkadaşım geçenlerde Balıkesir den salına bir posta güvercinin 13 dakikada Soma ya kendi kümesine girdiğini anlattığında hayretler içerisinde kaldım. Bir Malezya serame tavuğunun 350 gr geldiği ve yumurtasının dövizle satıldığını duyduğumda kendime inanamadım. Çevremde yüzlerce güvercin,keklik,sülün,kanatlı hayvan, maymun , deve kuşu besleyen arkadaşım varken hiç birini şimdiye kadar görmemişliğin mahcubiyetini yaşadım.Bir gün bakarım, bir gün giderim kelimesini beynimden ve dilimden yok etmeye başladım.İstediğiniz kadar dolapta, misafir odasına kristal takımları sıralayın, gar dolabınızda takım elbiseleri sıralayın, belki özel bir günde giyerim diye ama yarına hangimizin garantisi var ki? Öyleyse yaşanacak bir gün varsa oda bugün olduğunu unutmayalım. Koskocaca misafir odası olarak ayrılan kocaman koltuklar, sehpalar, kat kat elbiseler hayatı dolu dolu yaşamadığın müddetçe, hayattan zevk almadığım müddetçe orda durmasının hiçbir anlamı olmadığı gibi anlamsızdır.
Ben tüm dostlarımın hayatın başıboş, katlanılmayan dertler zincirinin yerine, zevk alınacak güzel hobiler ve ortak yaşamların çoğalmasını, hayattan zevk alınılmasını istiyorum.Sizlerde aynı görüşte iseniz, ve bitmeyecek bir sevda arıyorsanız elbette ki doğru yerdesiniz.
Haftaya görüşünceye dek, hoşça kalın, sağlık afiyetle kalın.
Bu yazı 735 kere okundu.
|