|
En güzel dileklerimle sevgili okurlarıma Merhabalar!.. Sevgili arkadaşlarım, değerli dostlarım, Yüce Allah içinde yaşadığımız koskoca dünyayı hesaplanmayacak derecede bir denge unsuru içerisinde özenle yaratmıştır. Ne yazık ki insanoğlu olarak bizler yanlış tutum ve davranışlarımız ile diğer canlıların yaşam alanlarını da gasp ederek tehlike boyutuna gelen ve hala bir çok ülkenin çıkmaza girdiği doğada tehlikeyi ancak fark edip ne yapabiliriz arayışına girdikleri ve hızla kendilerini istenmeyen sona doğru hızla yaklaştırmaktadırlar. Günümüzde erozyonlar, iklim değişiklikleri ve doğa felaketleri bu kirliliğe bağlı ortaya çıkan insanlarımızın yarattığı en büyük tehlikedir. Bizler kadar doğaya ve çevreye zararlı olan hiçbir varlık yoktur. Ekolojik dengenin bozulması ve sağlıksız bir çevrenin ortaya çıkmasından sonra insanlar tehlikenin ancak farkına varabilmişlerdir. Bu tehlikelerin içerisinde daha hatırlayamadığımız bir çok etken olmakla beraber, aşırı tüketim ve israfta bu çılgınlığın en büyük halkasını oluşturmaktadır. Bunlardan aklımıza gelen basit bir şekilde örnek verecek olursak; bilinçsiz şekilde yapılan avlanma, ısınmak için kesilen genç ağaçlar, tarla açmak için ormanın katledilmesi, kimyasal ilaçların bilinçsizce tarlalarda rastgele kullanılması, birkaç örnekten birisidir. Doğaya karşı yapılan her türlü hareketin bedelini aslında doğa bizlere fazlası ile ödetmekte olup ancak bunu hala anlamamakta nedense ısrar edenlerimiz vardır. Bugüne kadar çevre ile ilgili yazdığımız yazılarda her zaman vurguladığımız ana konu aileye katılan her yeni bireyin her türlü temizlik, sevgi vs gibi öğrenmelerin yoğun olarak yaşandığı zaman dilimi 0-6 yaş gurubudur. Aslında bu yaş gurubu içerisinde anne ve babalarında ailenin de eğitime katılması şarttır. Vatanına, milletine, ailesine yaşadığı çevreye her yönü ile hayırlı birer evlat olmak isteyen, sorumluluklarını idrak edebilen genç neslin mükemmele erişmesi için elbette ailenin rolü ve önemi tartışılamaz. Alt yapısı sağlam olmayan, temeli eğreti olan bir binanın ayakta kalabilmesi ve doğa şartlarına direnmesi elbette zordur. Dünya nüfusunun hızla artışı aslında doğa felaketlerini de beraberin de getirmektedir. Günümüzde bir çok kirlilik çeşidi çıkmış olup, yeni teknoloji kirliliklerini de beraberinde taşıyarak günden güne yeni kirlenmeler ortaya çıkmaktadır. Çevre kirliliği ve yaşanabilir temiz bir ortamın varlığı için eğitimin önemi büyük olmakla beraber, aileden alınan eğitim ve kültürün varlığı çok önemlidir. Çevre bilinci ve yaşanabilir bir dünya için aslında ders konusu olarak okullarda kapsamlı olarak işlenmesi en büyük yatırım olur. Maalesef ülkemizde yeterli çevre bilincini ve çevre eğitimini hayata geçirebilmiş değiliz bu durum son derece üzüntülü bir durumdur. Hafta sonu bir bankanın atm sinden para çekmek için kuyrukta beklerken kısacık geçen zamanda yaşadığı iki olay şahsen beni çok etkiledi, öncelikle ailesi ile sırada bekleyen bir çocuk, elindeki bisküvi ambalajını yere fırlattı, ısrarla baktığım babası hiç aldırış etmeden beklemesini sürdürürken ön tarafımda bulunan bir vatandaşımız çocuğa kağıdı alması için rica edip, kendisine teşekkür ederken, babası sanki o değilmiş gibi duymazlıktan geldi, yine diğer bir durumda baba evladına bankamatiği gösterirken almış olduğu makbuzu okumadan yere fırlattı. Tabii burada o bankanın bankamatiğinin yanına bir çöp kutusu koymaması her ne kadar hata ise de ihtiyacı olmadan alınan fişin yere atılması da son derece kabul edilemeyecek bir hatadır. Her şeyi okuldan bekleyip, oradan öğrensin demesi son derece yanlıştır. Çöpünü yere atan çocuğun babasına şunu sormak gerekir, Sizler evde acaba atıklarınızı ve ambalajlarınızı yere atarak o evin içinde öylemi yaşıyorsunuz? Diye sorulabilir ama alınacak cevabın ne olacağını hemen hemen hepimiz tahmin edebiliyoruz “ Sana ne, sen ne karışıyorsun” cevap hazırıdır. Yaşadığımız çevrede elindeki sigara kağıtlarını, pet şişe atıklarını, kibrit kutularını, poşet atıklarını, izmaritleri ve özür dileyerek ağzından çıkan pisliklerini sokağa fırlatan bir çok saygısız insanla yaşamak zorunda kalıyoruz. Çocuklar iyi bir gözlemci ve taklitçi oldukları için ailede ne görürlerse bire bir aynısını sergilerler. Ana babanın aile içerisindeki hal ve hareketleri çocuğa ayna görevi olmaktadır. Gelecekte oluşacak karakter ve kişilik özelliğinin temeli ailede atıldığı açıkça gözlenmektedir. Kısaca çocuğun okula hazırlanmasında ve yarınlara bilinçli olarak istikbaline kavuşmasında ilk öğretmen anne, baba ve ebe beyinleridir. Burada ailenin sadece çocukla olan münasebet ve ilişkileri değil, sağlıklı bir birey ve aile topluluğunun devamlılığı adına önemli bir etken olmakla, aynı zamanda çocuk tarafından gözlenip taklit edilmektedir. Ailede birbirlerimize karşı davranışlarımızda son derece bu yönü ile önemlidir. İstemediğimiz hareketleri yapan çocuklarımızı suçlamak yerine, davranışının yanlışlığını öğreterek faydalı bir neslin geleceğini sağlamış oluruz.
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek hepinize güzel günler diliyorum.
Bu yazı 758 kere okundu.
|