|
Güzel ve soğuk bir hafta başında değerli kurtuluş gazetesinin değerli okurlarınla beraber olduğum ve seven kardeşlerime seslenebildiğim için gerçekten sevinçliyim. Haftalık olarak kaleme aldığım yazıları ne zaman hazırladığımı soran dostlarıma şunu söyleyebilirim; Ben konuları önceden seçeyim veya hazırlayayım diye bir saplantı içerisine asla girmem, o gün içimden gelen ses beni kendiliğinden köşemde yazacağım yazıya odaklayarak kendiliğinden gündem belirlenmiş olur. Dostlarım beni gayet iyi bilir, benim sevdam her türlü hayvan, ağaç çiçek sevgisi, temiz bir çevre ve centilmence küfür ve kavganın olmadığı her türlü spor müsabakasıdır. Hayvanları sevmemin birçok nedeni vardır. Küçüklüğümde ailemden gördüğüm temiz çevre, yaşanabilir bir dünya, bu dünyada sadece bizlerin olmadığı, hayvanlarında yaşam hakkı olduğu bilinci ile hayata adımımı attım ve çocuklarımı da aynı anlayış ve bilinç ile yetiştirmeye gayret sarf ettim. Çok şükür kızlarım benim birçok eksik tarafımı bana gösterip sırası geldiğinde eleştirebilmektedir. Bundan son derece memnuniyet duyuyorum. Hayvanların gözlerinin içine baktığım zaman onların ne demek istediğini sanki anlar gibi olurum. Onların en zararlısı olsa da nasıl sevgi ile yaklaşılacağını gördükten sonra melek gibi oturduğunu bilirim. Gerçekten hayvanlar insanlara güvenmek istiyorlar, zarar görmek istemiyorlar, bazen insanların gözlerinin içine süzülerekten bakmaları hep bu yüzdendir. Bizler o bakışa hiç aldırış etmeden öncelikle elimize aldığımız taş ile veya sopa ile onları öldürmeyi deneriz. Nedendir, çeşme başına gelen bir hayvanın su içmeye hakkı yok mudur? bu ister bir yılan olsun isterse bir köpek olsun ne fark eder, bizler susadığımız zaman su içmiyor muyuz? O zaman bizi de öldürmelerimi gerekiyor. Eskiden atalarımız bize “ su içerken yılan bile dokunmaz “derken şimdi su içen yılana bizler kalleşlikle dokunuyoruz.
Malumlarımız olduğu üzere bu hafta okullarımız kapandı, öğrencilerimiz de karnelerini aldılar. Ben tüm öğrenci kardeşlerime güzel tatiller ve istirahatlar diliyorum. Hafta sonu gittiğim yerler bellidir bu öncelikle kendi kümesim olur, yoksa arkadaşımın tavuk ve güvercinleri baktığı mekân olur, akvaristler dünyası olur en sonunda da ya Nazım Yavuz stadı yâda Atatürk stadı olur, başka yer olması pek mümkün değildir. Bu ziyaretlerimden birisi sabahın ilk saatlerinde akveristler Pet Show a düştü. Sabah çayını ve sohbetini değerli dostum Aykut beyle yaparak, güne güzel bir başlangıç yapmış oldum. Kendim aslen Fethiyeliyim, Aykut beyi Soma ya geldikten sonra manavlık yaptığı yıllarından beri çok iyi tanırım gerçek üç beş dostumdan birisidir. Sonraları çalıştırdığı kıraathanenin alt katında kendi yetiştirmiş olduğu yunus çikletleri ve Japon balıklarını bir hobi neticesinde hiçbir ticari kazanç yolu düşünmeden akveristler ve kanatlı sevdalısı amatörleri bir araya toplayarak akşam sohbetlerinin koyulaştırdığı, aranılan, özlenen, günden güne dostlukların büyüdüğü güzel bir yer haline getirdi. Sevgili arkadaşım bu akvaryum sevdasının çocukların içerisine yerleştirebilmek için çok keresinde ücret almadan balığı kuş veya tavşanı verdiğine bizzat şahit olmuşumdur. Bu halkalar günden güne o kadar büyüdü ki mekân kahve, kıraathane şeklinden çıkarılarak her türlü ihtiyaca cevap verebilen ve bugün bir çok ilçede bile olmayan, yakın illere her türlü kanatlı, akvaryum malzemesi verebilen sayılı Pet Show lar arasında haklı gururu ile yer almasını bildi. Hafta sonu sohbetimizde, 15 günlük ara tatil ile ilgili bir hediye düşünüyor musun diye sorumu bitirmeden, buradan sayısını belirtmek istemiyorum ama hayli yüksek oranda teşekkür ve takdir alan bir okulda birçok hediye akvaryumu dağıttığını anlatınca inanın bir anda öyle duygulandım ki anlatamam, bu sevda anlatılmaz arkadaşlar gerçekten bu sevdayı yaşayan ve içerisinde, yüreğinde hissedebilen bilir. Gördüğümüz kadarı ile zamanın uğraşıları meyvelerinin vermeye başlamış bile. Bundan alanda, verende son derece memnundur. Sevgi, sebat, hoşgörü, temizlik, dürüstlük, sebatkarlık bir esnaf için en büyük veli nimettir. Bunu başarabilen esnaflar hangi şekil ve şartlarda olursa olsun ayakta kalmayı başarabilmişlerdir, kısa yönden zengin olma ve bir heves uğruna bizde aynısını yaparsak çok kazanırız mantığı ile körü körüne hareket eden insanlar maalesef pirinç yerine bulguru da kaybetmeye mahkûmdurlar. Bu her türlü esnaf ve ticari anlayış için geçerlidir. Aykut Bey iki oğlunu da aynı ticari ahlak ve sevecenle yetiştirmiştir. Şimdilerde Teknik bilgi ve beceri ile elektronik ortamında birleştirilerek daha kaliteli hizmetin yer verilmeye başlandığı akveristler dünyasında, hobicilere ilaç ve bakım konusunda da destek verilerek, yardımcı olunmaktadır. Takdir ve saygı ile izlediğim, kendi reklamını yapmasını asla sevmeyen Aykut beyi örnek bir esnaf, hayvan sever, sağlam bir dost,ve küçüklerin “ balıkçı amcası” nı bu hafta ben kelimeler sığmasa da kısaca özetlemek istedim. Teşekkürler sevgili dostum.
Gelecek hafta buluşuncaya dek, hepinize neşe, sağlık, mutluluk ve esenlikler diliyorum. Hoşça kalın.
Bu yazı 708 kere okundu.
|