|
Tüm gönül dostlarıma en içten duygularımla Merhabalar !.. Soğuk, sıcak derken yavaş yavaş mevsimler değişmeye, günler uzamaya başladı bile. Bu satırlarımı yazmaya başladığım zaman on beş tatil, okul dönüşü, 23 Nisan, Kaymakamlık kupası hazırlıkları, 19 Mayıs derken Yaza merhaba yazılarımız manşetlerde yerlerini almaya başlıyor. Okullarda Nisandan sonra aktiviteler artıyor, veda partileri, ÖSS sınavı derken günlerin ne kadar hızlı geçtiğini anlayamıyoruz. Bu hafta görevim icabı Manisa tarafına yolum düşmüştü. Manisa nın gerek yeşilliği, gerek düzenliliği ve laleleri, parkları, yeşil alanları beni her zaman mutlu kılmıştır. Beklide bu bizim gözümüzden ilimize olan sevdanın göstergesi de olabilir bilinmez ama mademki plakamız 45 ise sevdamız da elbette Manisa ve ilçeleridir. Manisa da gördüğüm kadarı ile Hayvan dernekleri temsilcileri çok iyi çalışarak organize olmuşlar, hoş HAKDEM Başkanı Sayın Reyhan Elbirler hanımefendi ile yaptığımız konuşmalarda daha arzu ettiklerimizin çeyreği bile olmadığını ve daha kat edecek çok yollarının olduğunu söylese de ben bu kendi mütevaziliği ve alçak gönüllüğü olarak algılıyorum. Manisa da insanlar hayvanlarını parklarda, yeşil alanlarda rahatça gezdirerek hem dinleniyorlar, hem de bu sevgilerinin karşılığında stres atıyorlar. Reyhan Hanım bize bu konuyu açtığımız zaman, “Çağdaş olan her kişi bilir ki hayvanı korumak, ona şefkat ve merhamet etmek, o toplumun seviyesini gösterir. Hayvanını koruyan, kollayan bir toplum, insanın da zayıfına, muhtacına ve fakirine sahip çıkıyor demektir. Hayvan hakkını korumak insan hakkını korumamak değildir bilakis tüm canların haklarına saygı gösterilmesi adına çok ulvi bir davranıştır. Hayvanların yaşam hakkını korumak aslında çevre ve insan haklarını da korumak demektir.” Diyerek kah hayıflanır, kah hüzünlenir. Bu parkların, bahçelerin, eğlence alanları ve meydanların düzenlenmesi belediyelerin değişmez projeleridir. Halkın kullanımına açık alanlardan olan parklar; rahatlamak, dinlenmek, spor yapmak, gezmek gibi farklı amaçlarla kullanılmaktadır. Ancak hem insanları hem de hayvan popülâsyonunu göz önüne alarak uygun park yönetim sistemleri oluşturulmadığı takdirde parklarda gezerken bir takım istenmeyen olaylar gerçekleşebilmektedir. Bu olaylar sonucu hem hayvan sahibi olan kişiler hem de hayvan sahibi olmayan kişiler mağdur olabilmektedir. Bu tür mağduriyetler sonucu toplumsal anlamda hayvan sever ya da sevmez gibi kavramlarla birlikte birbirine tepkili ve önyargılı iki ayrı grup oluşmaktadır. Bundan da en çok sahipli ya da sahipsiz hayvanlar zarar görmektedir. Kent yaşamında hayvan nüfus yönetim planlarının başarıya ulaşması belli bir süreç gerektirmektedir. Bu süreç dahilinde park yönetim planlarına getirilecek bazı düzenlemelerle hem mevcut sorunların çözülmesi hem de hayvan nüfus yönetim planı ve halkın bilinçlenmesi çalışmalarının hız kazanması mümkün olacaktır. . Dolayısıyla eksiksiz park yönetim planları oluşturulması, hayvanlar için park yapmak, parkların bir köşesine kedi evi, kuş evi, köpek kulübesi yapmak bir lüks değildir çevre sağlığı, halk sağlığı ve hayvan hakları açısından esastır. Hayvan haklarını uygulayabilmenin temelinde yatan tüm evcil hayvanları sahipli kılabilmektir. Sahipli kılmayı başardığımız hayvan nüfusu için yapılacak tüm çalışmalar hayvan hakları başta olmak üzere çevre ve halk sağlığı için önemli bir katkıdır Bu çalışmalarda herkesin beraberce elini taşın altına sokarak sadece şikayet etmekle değil, beraberce çözüm üretmekle şikayeti ve sızlanmayı bırakmalıdırlar.
Şimdi ben bir diğer önemli konuyu ele almak istiyorum. “ Evlerdeki her türlü atığımızı çöpleri maalesef bizde olmayan “çöp atma kültürünü” bilmediğimiz için kendimizi suçlu görüyorum. Bugün kaç kişimiz acaba çöp poşetlerine atıklarımızı koyup, ağzını bağlayarak çöpe atıyoruz ? bu rakam maalesef 10/1 kişiyi ancak bulur. Çünkü marketlerden fazla fazla alınarak çevreye zarar vermek için yarıştığımız naylon torbalara konulan atıklar, çöp için bulunmaz ilk yardımdır. Burada temizlik görevlisi elamanlar ne yapsın ki? Çoğu öylece atılmış, altından sular akıyor, çöp tenekesine giren kedi, köpekler yiyecek arama derdine düşünce tabii ki ortaya çıkan manzaranın hoş olduğunu da hiç kimse söyleyemez. Gerçek anlamda bir şey ifade etmek gerekirse eğer kediler olmasa her tarafımızı fareler basar. Her zaman anlattığımız gibi yüce rabbim doğadaki ekolojik dengeleri o kadar dengeli yaratmış ki bizlerin bu dengeleri bozmaya hakkımız olmadığını ve gücümüzün yetmeyeceğini düşünüyorum.
Gelecek hafta beraberce buluşuncaya dek, hepinize sağlıklı, mutlu, huzurlu güzel günler diliyorum. Hoşça kalın.
Bu yazı 807 kere okundu.
|