|
Tüm gönül dostlarıma, sevgili Soma lı hemşerilerime güzel bir hafta olması ve sağlıklı günler geçirmesi dileklerimle Merhabalar diyorum… Sevgili dostlar, son günlerde basınımızda da izlediğiniz gibi hayvanlar üzerinden yapılan bahisler, dövüşler, güreşler sıklıkla yer almaya başladı. Elbette masum hayvanları kan revan içinde bırakarak birileri iddiaya girecek, kumar oynayacak diye can yakmaya tahammülümüz olamaz. Her geçen gün sayıları hızla artan bu insanlar, hayvanlara eziyet ettikleri yetmediği gibi aynı zamanda gelecek nesillere de kötü örnek olmaktadırlar. Bakınız, Çevre Bakanımız hayvanlara yapılan kötü şartlar gerçekleştiğinde : “Cezadan yana değiliz, hayvan sevgisini aşılamak düşüncesindeyiz.” Demektedir. Geçenlerde Samsun Vezirköprü de sürüye iyi bakamadığını iddia eden insan bile denmeyen yaratık, kangal kırması köpeği öyle bir dövüyor ki, izleyenlerde bu görüntü infial yarattı. Yılladır yüreğim paramparça canlara yapılan mezalim, işkence, acımasızlık görüntülerini, haberlerini takip ederim. İsyan eder, ağlar, hırslanır, bilenirim acımasızlıklara karşı. Bu acımasızlara, insanlara nasıl hayvan sevgisini öğreteceğiz,
Yer, İstanbul Kıraç ;27 mart günü Ateş yakıp Kutlama Bahanesiyle Yakılan Ateşe 4-5 tane Küçük Köpek yavrusu atmışlar .Yavru köpekler bağıra bağıra onca insanın gözü önünde feci şekilde yanarak can vermişler.sordum soruşturdum herkes küçük çocukların yaptığını söyledi. Büyükler niye engel olmadı?
Yer; Yurdumdan bir köşe. Önce kenelerinden kurtulsun diye mazotlandı, sonra çakmakla tutuşturuldu. Kulakları bile eridi, o 5 aylık bir sokak köpeği idi.
Yer,Samsun Vezirköprü ye bağlı bir köy, nasıl bir hınç ki çaresiz hele getirilen bir canlı dövülerek kemikleri un ufak edildi, içi kanatıldı, öldürüldü….
Duymadığımız, bilmediğimiz nice benzeri olay her gün yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda su içmek için indiği akarsuda ayı yavrusu da dövülerek öldürülmedi mi ? Ne değişti ?
Öldürene, yok edene kabahat işledi derseniz, şiddetin alıp başını gittiği , her kesimde gittikçe tırmandığı şu günlerde “sevgiyi öğretmek” romantizmden öteye gitmez.
Geçtiğimiz hafta basında bir fotoğraf içime işledi . Sosyal proje kapsamında bir gurup öğrenci köyde bulunan ilköğretim okullarında ihtiyaç sahibi öğrencilere ayakkabı dağıttı.
Dağıtanlar bir projeyi gerçekleştirmenin mutluluğu ile gülerek objektife bakmışlardı.
Ellerinde verilen ayakkabıları ile diğer çocukların yüzlerinde buruk gülümseme vardı.
Öğretmen, psikolog, pedagog olmaya gerek yok. O çocukların yerine bir anlık kendimizi koymamız yeterli. Empati bu…..
Akranlarını projenin bir parçası olarak gören çocukların kabahati yok. Çocuklar
Empati nedir bilmiyor ki. Yaptıkları hayırları “kör kör gözüm parmağına” dercesine yayan büyüklerini izliyorlar. Daha bebecikken çocuklara empati kurmayı öğreten eğitim sistemi gelmeli.Diğer canlara her ne olursa olsun sevgi ve saygı öğretisi zorunlu ders olarak müfredata girmeli. Çocuk kalplere bunu ekmezseniz İNSAN olmaz.
Bir başka canlıyı öldürmek doğaya karşı işlenen cinayet suçu olarak değerlendirilip hafife alınmadan layık olduğu ceza verilmeli. Öğrenim yaşını aşmış büyükler de ancak bundan anlar
Gelecek hafta bir başka yazımızda buluşuncaya dek hepinize neşeli, mutlu ve umutlu güzel günler dileklerimle iyi muhabbetler sunuyorum.
Sevgi ve saygılarımızla,
Bu yazı 1122 kere okundu.
|