|
Asansörü kullanmak yerine koşar adımlarla çıktığı merdivenlerden sonra, zile bastı, kapı açılmamıştı. Kemal kreşteydi ama eşinin evde olması gerekiyordu. "Yine annesine gitti galiba" diye homurdanarak, anahtarıyla kapıyı açtı. Üstündekileri çıkarıp, kapıyı bile tekrar kapatmadan hemen mutfağa gitti. Karnını doyurması gerekirken bile aklı hala aşağıda ağlayan 6 minikteydi. Bir anda şizofreniz bir hareketsizlik geldi vücuduna. Yutkunmak bu kadar zor olmamalıydı. Aman Tanrım, sabah çıkarıp yarısını burada unuttuğu ekmekler yoktu. Yüzüne kan hücum ederken, koşarak odaları gezmeye başladı. Banyoya girdiğinde gördüğü manzara karşısında hissiz duyguları uyuştu. Eşi, ağzından sarı köpükler çıkmış bir halde yerde yatıyordu. "Seda" diye bağırarak sarıldı. Kalbinin yerinden çıkacakmış gibi atması umurunda bile değildi, o artık sadece bağırarak karısına sarılmış ağlıyordu..
Anne ?...Kemal in merak içinde sesi duyuldu kapıdan. Oğlu kreşten dönmüş, açık unuttuğu kapıdan girerek, banyo kapısına kadar gelmiş, korku dolu gözlerle onlara bakıyordu. "Annem, annem" diye haykırarak içeri koştu ufaklık. Boğuk bir sesle ağlayarak annesine sarıldı. "Annem ben geldim, annem acıktım... Kalk annem... Ne olur kalk annem..." Yüreği parçalanmıştı. Kendi elleriyle hayatının hediyesini, tuz buz olmuş cam kırıklarına çevirmişti. Oğlunun feryatlarını gördükçe aklına aşağıdaki minikler geliyordu. Pişmanlığı kalbini aştı, boğazına kadar geldi. Dudakları ise, çoktan ısırmaktan kanamıştı.
"Ne olur kalk annem..." çığlıklarının yankılarıyla, hayallerden sıyrıldı. Çözülmüş gözyaşlarıyla "Lanet olsun" diye mırıldandı. Kimin suçuydu tüm bunlar? Tüm hayvanların mikrop olduğunu öğreten ailesinin miydi, yoksa tüm hayatı boyunca hayvanlara duyduğu nefretin mi? Her gece bu hesaplaşmayı yapmaktan bıkmış usanmıştı. Tüm mahkemelerinde, vicdanı peşini bırakmıyor, hep aynı vakitlerde gün doğarken suçlu bulunuyordu. Gözlerini yastığına sildi. Ağzında sırılsıklam olmuş sigarayı yakarken, hayatının tüm anlamsızlıklarına bir kez daha pişman olurcasına mırıldandı. "Keşke..." Sami Güzel & Dragon-internetten
.Kutlu Doğum Haftası Merhamet üzerineydi. Geçtiğimiz hafta Çobanisa beldesinde köpeklere yiyecek dağıtıldı Ne demişti Peygamberimiz ” Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”. İyilik sadece insanlara yapılmıyordu ki. Hayvanlar da Yüce Allah ın yarattığı canlardı. Hem kitaplarda demiyor muydu “ hayvana yapılan iyilik de sevaptır” diye...
Et sıyrıklarından hazırlanmış mamalar sağa sola dağıtıldı. Günlerdir aç olan köpekler lezzetli yiyeceği içindeki farklı tadı algılamadan mideye indiriverdiler. Ve acı başladı. Fark edemedikleri farklı tat et ile karıştırılan zehirden kaynaklanıyordu Anneler, yavrular, ızdırap içinde bir bir öldüler.
İster belediye ister hoca ister hacı her kim ağaçlara, kuşlara, hayvanlara, suya acımıyorsa her canlının var oluş hikmetinin farkında değilse bilin ki orada merhamet, sevgi yoktur. Şiddet vardır ya da var olacaktır. Gün gelir onlara da merhamet gösteren çıkmayacaktır.
Asfalt sezonu açılışı için dört biryanda koyunlar kurban edildi. Bir tanesi de bizim mahallede idi. OKULA bitişik kaldırım üzerinde ince sicimle sımsıkı bağlanmış ayaklarıyla memeleri şiş bir koyuncuk melül bakışlarla çevresinde toplanan başını okşayan çocuklara bakıyordu. Kesilecekti, törenin başlaması bekleniyordu! Orada, okul önünde, istikbalimiz çocukların gözünde, betonda kesilecekti. Ne için? Asfalt çalışmaları başladığı için ..
Her şey çocuklarımız için diyor büyükler. Hayvandan kork, yanına yaklaşma, olağan işler için bile kan akıt, yapılan işin sağlamlığını boş ver akan kan korur, kazalarda her sene 0rtalama 5000 kişi ölüyor. Her alınan araç için kan akıtmasak bu sayı 15 000 olur diyor büyükler.
Yok, ede bitire yaşamı kurutuyorlar. Kupkuru bir dünya hazırlıyorlar çocuklara.
Koyunun başındaki 8 yaşlarındaki yaşı küçük yüreği ve aklı büyük çocuğun “ o hayvan biz insanız. Ama her ikimizde can taşıyoruz “ yorumu bile umutlandıramıyor bizi. Yok edenlerin hızına ulaşamıyoruz.
Sevgi ve saygılarımızla,
Bu yazı 592 kere okundu.
|