|
Selam sevgili dostlarım, değerli kurtuluş gazetesinin değerli okurları, Bu yazımı kaleme aldığım gün seçim yasakları başlamıştı ve ben ancak kafamı toplamaya çalışıyordum. Hafta sonu acil bir işim için Turgutalp çevre yönünden Soma’ya gelmek üzere yola çıktığıma yüzlerce kez pişman oldum. Dakikalar süren bekleyişin ardından yol açıldı ve bizlerde acaba kazamı var diye merak ederken meğersem parti araçları son görevlerini yani konvoylarla son propagandalarını gerçekleştiriyorlarmış. Havaya kalkan tozdan yüz gözü görmüyordu. Gürültü şamata derken bir seçim dönemi daha böylelikle sona ermiş oldu.
Sevgili dostlar hepimizin bildiği güzel bir deyim vardır “ ekmeğini taştan çıkarmak” Son zamanlarda dikkatimi çeken bir olayı yazmak istedim. Sabahları bazen erken kalkarım, aslında erken kalmayı çek severim. Her cadde başında çöp konteynırlarının başında ekmek arayanların çoğaldığını görmekteyim. Önceki günlerde bu sayı bir veya iki kişi iken son zamanlarda nerede ise her caddede en az dört veya beş kişi görüyorum. Yeni bir ekmek kapısı mı, çaresizlik mi derken çok düşündüm. Hangisini düşünürsem çıkış yolu göremedim. İhtiyacı olmayan insanın sabahın erken saatlerinde o kadar döküntünün arkasından ellerini sokarak karıştırmaları arayışları normal mi, geçimini başka yollarda arayacaklarına mikrop, hastalık demeden gelecek sonuca katlanmak daha mı iyi, veya buralarda iyi bir kazanç mı yatıyor. Geçenlerde birisi ile sohbet etme imkanı yaratarak konuştum. Çöp toplama olayından aslında rahatsızlık duyduğunu, geçim sıkıntısı çektiklerini mecburen kimseler kalmadan bu işi yaptığını anlatırken, bir diğer vatandaşımız bunu yaparak Pazar parasını çıkardığını hem de spor yaptığını, çöpten sadece bira tenekelerini aldığını söylerken, aslında diğer insanların da dilenmek yerine çöp tenekelerini seçtiklerini, birilerine bağımlı olarak yaşamaktansa böylelikle ekmek parasını kazandıklarını bildiğini söyledi. Aslında onların hayatı bambaşka bir dünya.Aynı durumun bir benzerini Pazar yerlerinde görüyorum. Eline çuvalı alan genci yaşlısı pazarcıların kenara bıraktıkları meyve sebze artıklarını bir çuvala toplayarak evlerine götürmektedirler. Bazıları kartonları toplamakta, bazıları plastik atıkları toplayarak bir yerde Belediye personeline yardımcı olmaktadırlar. Geçmiş yıllarda bu çöp toplama işini roman vatandaşlar diye bildiğimiz insanlarımız at arabaları ile yaparken şimdi herkes yapmaya başladı. Çöpten ekmeğini kazanan insanların tahsili yok, kimisinin sabıkası olduğu için, kimisinin nüfuslu tanıdığı olmadığı için başvurdukları kapılar teker teker yüzlerine kapanıyor. Ben ekmeğini çöpten kazanan bu insanlara gerçekten saygı duyuyorum. Başkaları gibi hırsızlık, gasp, kanunsuz işler, çek senet mafyası, asalak olarak yaşamaktansa alınlarının teri ile ekmek parasını kazanıyorlar. Kahveye gidip okey oynamaya kalkıyorlar. Sahte para basmayı düşünmüyorlar. Başkalarının ellerine bakmamak için sabahın erken saatlerinden geçenin geç saatlerine kadar çoluk çocuk çalışanları da görüyorum. Dışarıdan baktığımızda bize tuhaf gelebilir, ama dünyanın bin bir türlü hali olduğunu söyleyen rahmetli atalarım, bana her zaman “ Zengine bir kıvılcım, güzele bir sivilce yeter “derdi. Onun için Çöpe attığımız bazı kesici maddeler (jilet, kırık cam, permatik, delici maddeler) gibi şeyleri kalın kağıtlara sarıp çöpe atalım. Çünkü bu maddeler onların ellerine zarar verebiliyor ve mikrop da alabilirler. Çünkü hiçbir sosyal güvenceleri yok. Naylon, şişe, plastik, mukavva gibi şeyleri de ayrı poşetlere koyarak çöpe atalım. Bayat ekmeklerimizi temiz poşetlere koyarak çöp kutusu içerisine değil, dışına asmalıyız. Bu insanlar akvaryumdaki süs balıklarının yanında yüzen “çöpçü” adı verilen balıklarla benzer. Çöplerden faydalandıkları gibi bir kutsal görevi de ifa ediyorlar. Hem israfı önlüyorlar, hem de milli ekonomiye çöp dönüşümü ile fayda sağlıyorlar.
Herkes oturduğu yerden kolayca para kazanmak ister ama, önemli olan helal kazanç ve alın teridir. Lütfen bu insanlara bir başka göz ile bakmayalım. Onlarda bizim içimizden bizden birileridir. Türkiye genelini düşünecek olursak hayatını böyle devam ettiren binlerce vatandaşımız vardır. Sağlıkları nedir, nasıl korunurlar, kontrole gidiyorlar mı ? Sağlık taramasından geçiyorlar mı? Sosyal güvenceleri var mı ? hiçbir bilgimiz yok. Aslında araştırılsa sanıyorum sayfalar dolusu yaşayışları ile ilgili yazılar yazılır.
Gelecek hafta buluşuncaya dek , hepinize sağlık, neşe, mutluluk ve huzur dolu haftalar diliyorum.
Bu yazı 830 kere okundu.
|