|
Sevgili dostlarım, değerli okurların hepinize gönül dolusu selamlarımı sunuyorum. Geçen hafta yazdığım “ Herkes bir tas su koysun lütfen” yazı ile ilgili olarak sevgili gönül dostlarımdan teşekkür ve takdir dolu mailler aldım, sağ olsunlar Varolsunlar. Bizim istediğimiz yeryüzünde yaşayan hiçbir canlının zarar görmeden, acı çekmeden yaşam evresini tamamlayabilmesidir. Bunu biz yazsak ta yazmasak ta bu konuda duyarlı birçok arkadaşımın ve dostumun olduğunu biliyorum, bende onlara teşekkür ediyorum. Özelikle bana duyarlı bir mail atarak, evdeki, yemekleri ve ekmekleri artık anneme attırmıyorum, balkona yer yaptık oraya koyuyoruz diyen sevgili Cenk Sait’e özel olarak teşekkür ediyorum. Bu haftaki yazımı Turgutalp sınırları içerisinde bulunan ve “Azot çamlığı” diye bilinen piknik alanı ile ilgili görüş ve düşüncelerimi yazacaktım fakat hafta sonu yaşadığım bir olay kafamda daha fazla soru işareti bıraktığından yazımın içeriğini değiştirdim ama ilerleyen günlerde bu konuyu farklı yönleri ve mukayeseleri ile tekrar yazacağım.
Sevgili okurlar,
İnsanlar yaptıkları işlerle ya rahmetle ya da lanetle anılırlar. Bilinçli ve insan haklarına saygılı, insana insan olduğu için değer veren, yaratılanı yaratandan ötürü seven olmalıyız.
İnsanları kandıran, insanlara zarar verenler gerek hayatta iken, gerekse yaşarken nefretle anılırlar. Tarihte bu gibi insanlar hiçbir zaman iyi anılmamışlardır. Dünya da kimse çakılı değildir. Herkes ölümlüdür. Nice zülüm yapanlar, nice zenginler ,nice hükümdarlar, Bakanlar, Başbakanlar, Milletvekilleri, parti başkanları, Genel Müdürler kısacası kim olursa olsun sözün özü; bütün canlılar fanidir. Onun için iyilikleri ile anılanlar arasına girmeye çalışmalıyız! Bu makalemi yazmak ihtiyacım gözümle şahit olduğum birkaç olaydan ötürü kaleme alarak hem vatandaşı uyarmak ve hem de bu işlerle ilgili memurlara görevlerini hatırlatma yapmak için yazdım.
Pazarlarda ve sokaklarda bazı satıcı arkadaşlar sattıkları meyve veya sebzenin üzerine kocaman bir yazı ile ürünün fiyatını etiketin üzerine yazıyor. Fakat fiyatın altına yada üstüne çok küçük “yarısı” ilave ediyor. Örneğin etikette meyve 4 TL görünüyor. Fakat almaya kalktığınız zaman altındaki yazıda yarım kilo olduğunu belirtiyor. Vatandaş malın ucuz olduğunu düşünerek tarttırıyor. Tam parayı vereceği zaman ücreti iki misli istiyor satıcı. Sorulduğunda ise; “etiketin altında yarım kilosu yazıyordu, görmedin mi?” diyor. Vatandaş malı tarttırmış, alsa bir başka, almasa bir başka! Bütçesini ona göre hazırlayarak pazara çıkıyor. Malı geri verse bazı aksi satıcılar kavga çıkarıyorlar. Aynı bankaların vatandaşı kredi kartı verirken imzalattıkları çok küçük yazılı sayfalar dolusu sözleşmeler gibi…
Bu işte vatandaşı düpedüz kandırmak, enayi yerine koymaktır. Böyle durumlarda alınan malı geri vermek ve en yakın zabıtaya şikâyette bulunmak gerekir. Bu gibi insanlara çanak tutmak hem dinen hem de insanlık ayıbıdır. Hele birde tezgahın ön tarafına iyileri konulan ve arkalarından vatandaşın zorla aldığı tornaya doldurulan çarık, çürük meyveler var ki onların yorumunu da sizlere bırakıyorum.
Hz. Muhammed (SAV) bir gün pazara gittiğinde, satıcının darı sattığını ve darının üzerinin kuru alt kısmını ıslak olduğunu görünce; “insanları aldatan bizden değildir” sözü ile ıslak kısmı üste getirtmiştir.
Vatandaş olarak bize çok sorumluluk düşüyor. Eğer bir haksızlığı önleyebilme imkânın varsa önleyeceksin! Kaleminle, elinle, kanuni yollarla tabii..
Yukarıda bahsettiğim satıcılar gibi insanlar hiç değilse insanlar kandırmazlar ve o gibi insanlardan da alışveriş yapmamak gerekir. Tarihte eksik tartı ile mal satan kavimlerin (medyan kavmi gibi) başlarına belalar gelmiştir. Çok konuşulur; tarih tekerrürden ibarettir.
Belediyelere ve görevli kişilere bu yazının ihbar olarak kabul edilmesi düşüncesi ile kaleme alıyorum, bunların çok iyi denetlenmesi gerekir, vatandaşı özür dileyerek söylüyorum enayi yerine koymanın hiç kimsenin hakkı yoktur. Amacımız üzüm yemektir, kesinlikle bağcıyı dövmek değildir. İnsanlar pazara çıkarken cebindeki parayı hesaplarken defalarca kez düşünmektedirler, sizlerde onu haram ve hile ile almaya kalkarsanız, kazandığınız para size hayır getirmeyecektir. Elbette bu sözüm ve yazım tüm Pazar esnafı için değil, onları buradan tenzih ediyorum, ama diğerleri de kendilerini çok iyi biliyorlar.
Gelecek hafta bir başka konuda buluşuncaya dek şen ve esen kalın, sevgi ile kalın sevgili dostlarım.
Bu yazı 565 kere okundu.
|