|
Selam sevgili arkadaşlarım, değerli yeşil ve çevre dostlarım!. Bu haftaki yazımı kafes içersinde sıkıştırılarak satılan hayvanlara ayırmak istedim. Son günlerde Pazar yerlerinde, ruhsatsız satış belgesi olmayan kişilerde sıkıştırılarak satılmaya çalışılan bir çok civciv, tavşan, tavuk, gibi bir çok hayvancık görmekteyim. Bir çoğunun önünde içecek bir tas su bile yok, sadece ticari amaç uğruna sıcağın altında ağızlarını açarak ve sık sık soluyarak nefes almaya çalışıyorlar. Bu nasıl bir ticari ahlak anlayışıdır bilinmez. Ticareti ticaret gibi yapan insana bir diyeceğimiz yoktur, suyunu, yemini önüne koyar ve müşterisi geldiği zaman çıkarır verir eyvallah fakat eşya gibi vitrine çıkarırcasına konularak satılırsa satılsın mantığı ile hareket eden insanlar kendileri de bir gün o kadar daracık yere girerek aç, susuz kalacaklardır, o zaman nasıl olacağına karar verme zamanı geçmişimi olacaktır diye şimdiden düşünmenizi istiyorum. Ben bu hafta ki yazımı yazarken STDM Yönetim kurulu üyesi Sevgili Ayça Mutlucan sanki içimi okurmuşçasına bir mail atmış ve bende bu mailin bir parçasını sizlerle paylaşmak istiyorum ;
…… Zavallı hayvanlar küçücük kafeslere kapatılarak yaşanmaya zorlanıyorlar. Tüm dükkânlarda satılan hayvanların kaderi maalesef bundan ibaret olmuş. Oysa bu hayvanların temiz hava almaları, koşturmaları, koklayıp etrafını tanımaları gerekiyor.
Küçük bir kafese tıkıştırılmış, hareket alanı olmayan, temiz hava almaktan mahrum kalmış hayvanların ruh hallerinin nasıl bozulacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Her şeyi mallaştırıp sattığımız bu çağda hayvanlarda nasiplerini pek tabii almış durumdalar. Peki, hayvanlar satılıyor ve biz de bu gerçeği değiştiremiyoruz. Tabi bir de hayvanat bahçelerinde kafeslere tıkıştırılmış hayvanlar var. Doğal ortamlarından uzak olan hayvanlar sadece insanların keyfi için o kafeslerde yaşanmaya zorlanıyor. Doğrusu bir fil, kaplan, aslan gibi hayvanları görmeyi ve onları izlemeyi çok seviyorum. Televizyondan izlemek ile canlı görmek çok farklı bir heyecan ve mutluluk ama benim bu mutluluğum için o hayvanların acı çektirilmesi doğru mu? Hanginiz satılmak veya birilerinin merakını gidermek için kafeslere kapatılıp yaşamak ister? Kaldı ki geçmişte de bu yapılmamış bir şey değil. Geçmişte “canlı ara geçiş formu” bulmak arzusunda olan bazı evrimciler Ota Benga( Dost) isimli bir Afrikalı yerliyi bulmuşlar, yakalayıp kafese kapatmışlardır. Yarı insan, yarı hayvan muamelesi gören bu insan hayvanat bahçelerinde bile sergilenmiş, sonunda dayanamayıp intihar etmiştir. İnsana bunu yapıyorsak, hayvana niye yapmayalım ama değil mi? Bu bize hayvanlara karşı ne şekilde yaklaştığımızı gösteriyor aslında. Onları yedirip, içirmek ve kafeslerini temizlemek yeterli sayılacak bir ücret mi?
Elbette hayvanlar için doğal yaşam alanları oluşturulan büyük hayvanat bahçelerine sözüm yok. Ben tüm hayvanat bahçelerinin o şekilde olmasını savunuyorum. Bu sayede hayvanlar özgürce, kendi ortamlarında yaşamlarını sürdürebilirler. Bu ortamlarda, soyu tehlikede olan hayvanların korunmaya alınıp üretilmesi de daha rahat ve insanı olacaktır.
Aynı şekilde devletin bir yasa çıkartması taraftarıyım. Hiçbir hayvan dükkânında kedi köpek satılmamalı. Bu hayvanlar özel olarak oluşturulacak hayvan çiftliklerinde sağlıklı ve doğal ortamlarında yaşatılmalı. Satılacaklarsa en azından bu tarz bir yaşam ortamı oluşturulsun. Kafese sokulmasınlar. Ayrıca kertenkele, yılan gibi hayvanların satışlarının yasaklanması gerektiğine inanıyorum. Bu hayvanlar evcil hayvan değiller. Ayrıca yılan gibi hayvanların tehlikeli olduğunu unutmamak gerekir. Çocukları öldürüp yiyen yılan haberleri azımsanacak kadar değil.
Kısacası “kafes kültürüne hayır!” diyorum. Hayvanları kafeslere kapatmayalım, onları özgürleştirelim. Hiçbir canlı kafese kapatılıp yaşamak istemez.
Sevgili Ayça hanıma gerçekten yürekten teşekkür ediyorum, o kadar güzel o kadar içten kaleme almış ki bu yazıyı en az üç sefer okudum. Ticarete veya kazanca hiçbir şekilde sözümüz yok ama bu hayvancıklar üzerinden para kazanarak rızklarını temin eden insanlarımız lütfen kafes içerisinde satılmayı beklerken acı çekmelerine de göz yumarak önlerinden bir tas su ile bir avuç yemi eksik etmesinler.
Gelecek hafta görüşünceye dek hepinize neşe, sağlık ve mutluluk dolu günler diliyorum.
Bu yazı 543 kere okundu.
|