|
Selam ve Muhabbetlerin en güzeli siz sevgili dostlarımın olması dileği ile hepinize selam ve sevgilerimi sunuyorum. Bu haftaki yazıma başlarken kelimeler aslında beni çok uzaklara aldı götürdü. Bizler gazete köşelerindeki bu yazılarımızı amatör olarak, etkilendiğimiz, gördüğümüz veya olmasını arzu ettiğimiz olayları ancak sade ve yalın bir dille süslemeden, gördüğümüz gibi objektif olarak görüp anlatabiliriz. İçten gelen bir merhabada her zaman için bir rahatlık ve sükûnet olduğu kaçınılmazdır. Yazımın başlığında da belirttiğim üzere aynı dili konuşabilmenin ve karşılıklı sevgi ve saygının yerini, yönünü tayin edebilmek için karşımızdakinin güvende olduğunu hissetmemiz çok önemlidir. Çok güzel bir ifade veya tatlı bir söz ile bir anda dostluk köprüleri atılabilirse, yine bir sözle her şey bir anda yıkılabilir. Onun için hızla gelip geçen şu zührevi hayatta önemli olan ve en güzeli “ Bu güzel kubbede hoş bir seda bırakabilmektir” Sevgili arkadaşlarım; Aynı dili konuşmak, bir birinin dilinden anlamak, bir çeşit yakınlık, dostluk kurmaya vesiledir. Aynı dili konuşamayan iki insan nasıl arkadaş olsun; bu herhalde pek mümkün değildir. Aynı dil, sadece aynı lisan anlamına gelmez. Nitekim bazıları aynı lisanı konuşsalar da, dostluk kuramazlar. Demek ki, aynı dil, aynı lisanı ifade etse de daha ileri bir anlam düzeyine sahiptir. Aynı dil, aynı duygu, aynı düşünce ve aynı hayalle gelişen ahbaplık kurulabilecek dildir, ben bunu diğer bir ifade ile gönül dili olarak görüyorum, yani gönülle, kalple ve bakışlarla anlaşılabilen, anlatabilen bir iletişim sistemi, muhabbet, neşe, ruh ve maneviyat dilidir. Baş gözü görmek istemediklerini görmezden gelebilir; ama gönül gözü her şeyi görür. Gönül dili demişken burada önemli bir konuyu da anlatmakta fayda görüyorum, birincisi bu içten ve derinden gelen ses yüce Mevla ile kontrastımızı sağlarken, diğer yönü ile de yaratılanların kendi arasındaki birbirleri ile dostluk köprüsü kurabilmek için iletişim kurmamıza vesile olur. Hz. Mevlana nın: “Gönlün varsa eğer, yürü, gönül sahibi bir dost ara!” çağrısı işte bunun içindir. İşte bu yüzdendir ki, gelecek nesillerle bağlarımızı sapasağlam kuracak en güçlü ve ölümsüz vasıta, gönül dilidir. Bende bu kadar gönül dilini anlatmışken, tanrımın bana ihsan eylediği gönül dostlarımdan bahsetmek istiyorum. Şahsen çocukluğumdan beri hayvanları çok severim, hayvanları seven insanları çok daha fazla severim. Çocukluk yıllarım o zamanın yıllarına göre cins olmayan kedi, köpek , kuşları beslemekle ve sevmekle geçti. Hayvanları sevmeyen insanlarla hiçbir zaman aram olmadı. Benim mantığıma göre hayvanlar hiçbir zaman hırsızlık yapmazlar, ev soymazlar, katil olmazlar, kimseyi haraca bağlayamazlar. Onlar insanların vereceği bir dilim ekmeğin yüzüne masumane duygularla bakarak karıncıklarını doyurmaya bakarlar, bunu da bazen alırken ya tekme yerler yada taş yerler. İnsanlarda yalan riya olabilir ama hayvanlarda asla olamaz. Bunların örneklerini saymakla bitmez. Eğer insanlardan hayvanları seven , ona bakan, yiyeceği ve yatacağına kadar dikkat eden insanlar gerçekten riyasız , saf, temiz ve mükemmel insanlardır. Geçenlerde kızımın can dostlarından bir aileyi ziyaret ederken, yan taraflarında bulunan emekli bir bürokrat büyüğümüzle de tanışma fırsatı buldum. Akhisar’ın yakınlarında çiftlik sayılabilecek bir yerlerde kendilerine ait kurdukları dünyayı görme fırsatını da yakalamış oldum. İstanbul gibi büyük bir şehri terk ederek buraya yerleşen bu dostumun anlattıklarını dinleyince gerçekten mest oldum ve bu dosta karşı içimden sıcak bir akıntıların şelaleye dönüştüğünü fark ettim. Örnek sayılabilecek ve imrenilecek güzellikte anlaşarak şehrin dışına yerleşen ve kendilerine kedilere, köpeklere, ördeklere, tavus kuşlarına, yeşilliğe ve meyvelere adayan bu iki örnek aile beni hem kıskandırdı hem de mutlu etti. Bir hayvanın barınağı, yemekleri, kulübesi, suları, bu kadarımı temiz ve bakımlı olur. Hafta sonu ziyaretimde boxer cinsi köpekleri beş tane şirin mi şirin yavru yapmış, ailenin sevincini görünce inanın ne diyeceğimi bilemedim, yavruların güneşlenmesinden, annenin altındaki yatağının temizliğine kadar özenle bakılması beni gerçekten çok imrendirdi. Bir kez daha inandığım hayvanları seven insanlar, her zaman her canlıya karşı şefkat duymalarının kesin olduğudur. Bu hayvanlar kendilerine karşı sevgi duyulduğunu her zaman hissediyorlar, hayvanlar hiçbir zaman hissiz değildir. Çok güzel bahçe içerisine özenle yapılmış iki dost ve sevecen ailenin bahçesindeki yavru kedileri konuşurken bir ara konu “ Kedilerin çıkardıkları seslerden terapi alınmasına “ geldi. Bence hayatında hiç kedi sevmeyen ve ben sevemem diyen insan varsa bu dostumu ziyaret etmelerini öneririm. Siz çimlerin üzerinde çayınızı ve bahçenin enfes meyvelerinden yapılmış reçellerin tadına bakarken, o kar pati ve karamlar sizin kucağınıza oturarak , sevginin en iyisini tattıracağına hiç şüpheniz olmasın. Bu sevgi zamanla inanıyorum ki aşka dönüşecektir. Nasıl ki her aşk tatlı ise aşkın da her türlüsü, hayvanın her çeşidi tatlıdır. Bir hayvanın yüzündeki sevgiyi, bakışındaki ifadeyi anlarsanız, gerçek aşkı o zaman yaşamış olursunuz. Sevgili dostlarımın ifade ettiği gibi , onları oynarken kucağınızda hırıltısını dinlerken, yavruların doğuşunu seyrederken, yüzmelerini görürken, ve sonunda yorgunluktan uykuya dalışını seyrederseniz en büyük terapi ve aşk da sevdada bu olur, o zaman tarifi mümkün olmayan bir huzura kavuştuğunuzu ancak o zaman hissedersiniz.
Yüce yaradan tüm insanlara hayvanları seven ve onlarla beraber olmasını bilen dostlar nasip etsin dileklerimle hepinize güzel bir hafta diliyorum.
Bu yazı 622 kere okundu.
|