|
Selam ve sevgilerimi sunmadan önce vatanımız ve devletimizin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmak üzere geceler boyu görev yapan ve bu uğurda şehit olan Mehmetçiklerimize ve yine aynı görev uğruna toplumun huzur ve güvenini sağlamaya çalışırken kalleşçe öldürülen polislerimize ve sivil vatandaşlarımıza Yüce Allahtan rahmet ve mağfiret, yakınlarına başsağlığı yaralılarımıza da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Geçekten içimizdeki acının tarif edilmesinin imkan ve kolaylığı yoktur.Bugün tüm milletimizin canı, ciğeri yanmıştır.Ne olur bundan sonra hiç olmazsa bir araya gelinerek kalıcı çözümler bulunsun, başka analar, babalar, kardeşler ağlamasın.
Sevgili okurlarım , Ulusal bayramlarımızın kutlamalarında yapılan geçit törenlerinde geçen avcıların avladıkları hayvanları sergiledikleri izlenmektedir.
Buradaki hayvan türlerinin çoğu çocukların duygusal bağ kurdukları hayvanlardır. Bu görüntüler çocuklar üzerinde olumsuz etki bıraktığı gibi şiddeti de körüklemektedir.
Geçtiğimiz yıl yakın ilçelerimizden birisinde öldürülmüş hayvanlar geçitte yer almıştır.
Bu görüntüler artık “ vahşetin görüntüsü “ olarak belirtilmekte tepki toplamaktadır. Geçtiğimiz yıl Edirne’de avlanan hayvanların da geçitte yer alması basında “ Edirne düşmandan kurtuldu vahşetten kurtulamadı başlıklı haberlerle yer almış, ölü hayvan sergilenmesi şok yaratmıştır.
Hayvana karşı davranış ile şiddet arasında ilişki kuran pek çok çalışma yayınlanmış. "hayvana şiddet olan yerde, insana şiddet vardır" noktasına varılmış ve suçla mücadelenin ilk basamağının, hayvanlara yönelik ihmal, istismar ve her türlü şiddetin durdurulması olduğunda karar kılınmıştır. Hayvana fena muamele, bir erken uyarı işareti olarak değerlendirilmektedir. Çocukluk çağında şiddet olaylarının gün geçtikçe arttığı da bilinen bir gerçektir.
Hayvan öldürmenin bir özellikmiş gibi sergilenmesinin olumlu hiçbir yanı olmayacağı bu bağlamda geçit törenlerinde öldürülmüş hayvanların sergilenmesinin acilen yasaklanmasını istiyoruz.
Sevgili okurlarım, nasıl havalar ısındığı zaman çevremizde yaşamaya çalışan hayvancıkların suya ihtiyacı var ise soğuduğu zamanda korunaklı yerlere ihtiyaçları vardır. Bizler hiç kimseye evinize kediyi, köpeği alın demiyoruz, ancak bahçe yanlarına, korunaklı olan sessiz yerlere yerleşerek kendilerini korumaya çalışan bu hayvancıkları buralardan dövüp, tekmeleyip atmaya kalkmayınız. Onların size söyleyecek, dertlerini anlatacak dilleri yok, şu gerçeğe inanmanızı istiyorum sizlerin hayvanlara verdiğiniz eziyetin acısı bir gün hiç ummadığınız şekilde karşılığını göreceğinizi bilmelisiniz. Hayvanlara şiddet ve meydan okuyanlara lanet ediyorum. Sevgili okurlarım "Her canlıya yapılan iyiliğin
mutlaka bir sevabı vardır." (Buhârî, Şürb, 9) Hayvanları da Allah yaratmıştır. Kur an-ı Kerîm de bazı sûreler çeşitli hayvan isimleriyle isimlendirilmiş,1 bunun yanında hayvanlar, insanlar gibi bir ümmet olarak vasıflandırılmıştır. Hayvanlar, ekolojik düzen ve dengenin sağlanmasında oldukça mühim bir yere sahiptirler. Ayrıca hayattaki her nimet gibi hayvanlar da insanoğlunun hizmetine takdim edilmiş emanetlerdir.
Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve selem hayvanların faydasız ve keyfî bir şekilde öldürülmesini yasaklamıştır. Bir keresinde, ashabına:
"- Haksız yere bir serçeyi öldürenden Allah Teâlâ kıyamet gününde hesap soracaktır" buyurmuştu.
Vaktiyle bir adam yolda giderken çok susadı. Bir kuyu buldu, içine indi su içti ve dışarı çıktı. Bir de ne görsün, bir köpek, dili bir karış dışarıda soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalayıp duruyordu. Adam kendi kendine:
- Bu köpek de tıpkı benim gibi pek susamış, deyip hemen kuyuya indi, ayakkabısını su ile doldurdu, onu ağzına alarak yukarıya çıktı ve köpeği suladı. Adamın bu hareketinden Allah Teâlâ hoşnut oldu ve onu bağışladı."
Bu yazı 444 kere okundu.
|