Sevgili, gönül dostlarımız hepinize sonsuz selam olsun.Ne mutlu ki sizlerle yine beraber olabilme fırsatını bulduk şükürler olsun.Bu haftaki yazımızda içimizde olması gereken hayvan sevgisi ,doğa sevgisi ve çevre sevgisini işlemeyi düşündük. Yeryüzünde sadece insanlar yaşamıyor, onlar,birçok canlı türünden sadece biri.Bu canlı türleri de var oluş nedeni ve halihazırdaki işlevleri ile,birbirini tamamlayarak karşılıklı etkileşerek yaşamlarını anlamlı kılmaktadırlar.Dünyada doğan herkesin en başta gelen hakkı yaşama hakkıdır.Yaşama hakkı sağlanmadan diğer hakların yaşama geçmesi mümkün değildir Yaşamın sürmesi için ise sağlıklı bir çevre şarttır.Bu ise temiz hava ve güvenli gıda demektir. Sanırım hepimizin hayatımızın bir anında,bir döneminde bir hayvan dostumuz ile hayatı paylaşmış veya hala paylaşıyor da olabiliriz.Hiç hayvan beslemediğini düşünen bir bile geçmişi özellikle çocukluğunu düşündüğü zaman; hayatında bir sokak kedisinin,bir köpeğin,bir kumrunun bulunduğunu muhtemelen hatırlayacaktır.Ben hayvan sever bir dost gördüğüm zaman, veya yolda kedilere bir lokma ekmek veren,evinin balkonunda artık bir tas yemek artığını bahçenin bir kenarına bırakan insanları gördüğüm zaman onlara minnet duyup,sarılasım , sizi çok seviyorum diye avazım çıktığı kadar bağırmak geliyor(Bu arada sosyal site de oturan sevgili büyüğümüz,değerli hayvansever ablamız Sevgi DOSTUM a şükran duygularımı belirtmek istiyorum).O yüzden itiraf etmeliyim ki hayvan sever insanları daha yürekten,daha candan ,daha içten seviyorum. Burada zaman zaman Yüce önder Mustafa Kemal ATATÜRK ün ve Yüce din alimlerinin de hayvan sevgilerinden bahsedeceğiz. Bu yaz Çandarlı da arka limanda gezerken bir ara kedi sesleri ile irkildim sanki Çandarlı nın bütün kedileri bir anda hepsi ortaya çıkmış koro şeklinde sesler çıkartıyordu,arkayı dönüp baktığımda orta yaşlı bir beyefendi elindeki poşet içindeki getirdiği eski ekmek ve üzerine dökülmüş biraz süt ile karıştırıp taşların üstüne dökmeye başladı,yanlarına yaklaştım beyefendi ile tanıştık anlattıkları ise çok ilginçti TÜPRAŞ tan emekli bu değerli dostumuz,un emekli maaşından başka hiçbir geliri yoktu fırında satılmayan eski ekmekleri düşük fiyatla aldığını ancak bunu öğrenen esnafın ekmeği normal fiyatla satmaya başladığını ve çok üzüldüğünü anlatmaya başladı. Kendisini şikayet etmedikleri merciinin kalmadığını belirten kardeşimiz oradaki esnaf a sitem ederek bu ekmekleri almak için Dikiliye gidip geldiğini anlattı Nedir içimizdeki bu hayvan düşmanlığı anlayabilmiş değilim. Gençlik yıllarımda Fethiye de yaşarken arkadaşlarımın ökse otu ile kurduğu kuş kapanlarını bozmaktan çok dayak yemişimdir,komşumuz Meral teyze tavuğunu bana uzatıp kesebilir misin diye sorunca evet keserim diyerek elinden aldım ama ayaklarının ipini kesip salınca akşam eve gelen babama ben ayaklarının ipinin kesileceğini sandım desem de dayak yemekten kurtulamamıştım.Taşradaki evimizde rahmetli babaannem mahallenin neredeyse tüm kedilerine çarşıdan balık artıklarını ,kasaptan sakatat artıklarını getirip onları o zamanki gaz ocağında kaynatarak keser, keser hak geçirmeden hepsine sıra ile dağıtırdı. Bende çocukluk yıllarımdan itibaren onlarla koyun koyuna uyudum,onlarla birlikte büyüdüm,onlarla oynadım ve onlarsız bir dünyanın olmayacağını anladım. Günümüzün koşullarında evimize bir hayvan almak bir zorluk ve sorumluluk gibi görülebilir.Ancak unutmamak gerekir ki onlar da birer canlı ve evlerimize birçok yeni sorumlulukla birlikte, kendilerine has dünyalarını ve güzelliklerini de birlikte getiriyorlar. Yaşadıkları evlerine dostluk,eğlence,mutluluk ve huzur verebilmek gibi özellikleri var.Bunun yanı sıra evde kedi yada köpek ile büyüyen çocukların gülen yüzlerini ,paylaştıkları sevgiyi, oyun keyfini ayaklarınla oynamasını,ördüğünüz ipin elinden çekilmesini de düşünürseniz evdeki hayvanların gerçek birer dost ve arkadaş olduğunu görürsünüz. Birçok arkadaşımızın ,dostumuzun zaman zaman evinde veya sokakta gördüğü kedi,kuş,köpek gibi hayvanlarla sayısız anıları vardır.Ve biliriz ki, bütün hayvanlar temelde sadece karınları doyacak kadar yiyecek ve çokça sevgi isterler.Ne yazık ki dilleri yoktur.Ama gözleri vardır ve o gözler eğer onların bakışlarını anlamak isterseniz emin olun ki size çok ama çok şey anlatmak isterler. Geçen gün bir internet sayfasında okuduğum yazıda ilginç bir anıya rastladım, çok dikkatimi çektiği için bir kenara not etme ihtiyacını duydum.Yazı aynen şöyle başlıyor; Kedi çizimleri de yapan ünlü ressam Leonardo da Vinci, kedileri şöyle tanımlamış; Doğanın başyapıtı. İngiliz sanat eleştirmeni Philip Gilbert Hamerton a göre, eğer hayvanlar konuşabilselerdi; köpek potlar kıran açık sözlü dürüst bir tip; kedi ise gereğinden fazla bir sözcük bile söylememek gibi ,az rastlanır bir inceliğe sahip olurdu diyor Fransız düşünür Alain de, dünyada estetik açıdan kusursuz diye nitelendirilebilecek iki şey olduğunu söylemiş; Kedi ve saat Yeryüzünün ve tüm canlıların yaratıcısı yüce rabbim bu tabiatı ve canlıları yaratırken tüm ekolojik dengeyi o kadar güzel bize bahşetmiş ki ne kadar şükür etsek azdır.Sevgili peygamberimiz Hazreti Muhammet S.A.V ; Yerdekilere merhamet edin ki Göktekiler de size merhamet etsin buyurarak tüm yeryüzündeki varlıklara merhamet etmeye endekslemiştir.Bir köpeğe su veren kadının bağışlandığını belirtirken, bir kediye eziyet edip ölümüne sebep olmanın Allah ın gazabını çektiğini vurgulamıştır. Sevgili dostlar,değerli okurlarımız tabiî ki zaman ,zaman bize katılanlarda olacak,bizi eleştirenlerde olacaktır,karşı çıkanlarda olacaktır hepsine karşı muhakkak saygılıyız sizlerin yapıcı yöndeki eleştirirlerinizi her zaman dikkate alacağız,uygun gördüklerimizi burada yer vereceğiz. Bir dahaki yazımız da görüşünceye dek hepinize sağlıklı mutlu,ve umut dolu bir çevre temenni ediyorum
Bu yazı 1473 kere okundu.
|