Sevgili gönül dostlarımız,sizlerle tekrar buluşmaktan mutluluk duyuyorum. Yazılarımıza başladıktan beri güzel haberler duymaya,ve bazı yerlerdeki çevre düzenlerinde daha derli toplu oluşumlar görmeye şahit olduk bunlarda bizim değerli Soma lı kardeşlerimizin yaşadıkları yere verdiği önemin arttığını göstermektedir.İnsan ve diğer canlıların yaşam ortamı olan çevrede sağlımızı olumsuz yönde etkileyen ve ciddi zararlar veren etmenlerin sayısı ve çeşitleri gün geçtikçe artmaktadır. Çevre sağlığının bozulması zaman içinde nüfus artışı ile beraber endüstrileşme ile paralel bir yol izlemekte ve çok önemli toplum sağlığı sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Çevre kirlenmesi ve küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinde meydana gelen olaylar sadece Soma mızda çıkarılan kömürün veya Termik santralımızda yakılan atık külün etkisi değildir. Bu kirlenmenin dışında yaşadığımız gürültü kirliliği, araçların motor bakımlarının iyi yapılmammış ve ya zamanında yapılmamış olması nedeniyle egzozlarından atmosfere saldıkları zehirli gazlar,teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi ile meydana gelen kirlilikte çevremiz için aynı şekilde insan sağlığını tehdit eden tehlikelerdendir. Bu kirlilik olaylarına zaman içinde yazılarımızda sık sık değineceğiz. Çevre, insanların ortak varlığını oluşturan değerler bütünündür. En kısa tanımıyla çevre; içinde yaşadığımız atmosfer, üzerinde oturduğumuz toprak ve sudur. Kullandığımız her türlü madde ve enerjinin doğal dengeyi bozacak kadar aşırı miktarda çevreye katılması çevre tahribatına neden olur. Teknoloji dediğimiz şey öncelikle yeniliklerin insan hayatını kolaylaştıracak biçimde uygulanması anlamını içeren genel bir kavramdır. Çevre Kirliliğinin Sebepleri Trafiğe her yıl daha fazla sayıda araç çıkması ve bu araçların yaydıkları egzoz gazlarının koruyucu tabaka olan ozon tabakasının incelmesine neden olması, Ormanların, kağıt üretimi, ziraat amaçlı toprak genişletilmesi, hayvancılık alanı oluşturmak gibi sebeplerle denetimsizce kesilmesi neticesi , ağaçların gündüzleri oksijenli solunumu yaparak ortama oksijenli salınımı yapmasını gittikçe kısıtlaması, Fabrika bacalarından çıkan zehirli gazların atmosferi kirleterek, havadaki oksijen oranını giderek azaltması,neticede kirliliğin asit yağmuru olarak toprağa geri dönmesi, Hastalık taşıyan hayvanlarla ortama geçen bakteri ve virüslerin sulara ve havaya karışması Fabrikalardan atılan arsenik, siyanür, fenol gibi toksin endüstri atıklarının sulara karışması. Son zamanlarda özellikle tv programlarında küresel ısınma ve küresel felaketlerden sık sık bahsedilmeye başlandı. Dünya atmosferinin giderek ısındığını, bununda küresel felaketlerin artışında en büyük etken olacağı biz insanların bu konuda bilinçlenmemiz gerektiği vurgulanmaktadır.İnsanlık medeniyeti artık felaketlerin ve kargaşanın eşiğine gelmiştir. Atmosferin ısınması, iklimlerin değişmesi, buzulların erimesi sonucu bitki örtüsü ve üzerindeki canlıların türlerinin gün be gün nasıl sona erdiği küresel felaketler yaşanmaya başladığı zaman, insan oğlunun bunu durduracak ne teknolojisi, ne zamanı ne de gidecek başka bir yeri olacaktır. Küresel felaket kapımıza dayandığı zaman ne paramıza ne yatırımlarımızın var olduğuna, kim olduğumuza, ne kadar itibarlı ve başarılı olduğumuza da bakmaz. Her şeyi kendi sürecin de siler süpürür. Sonuç olarak çevremizin bakımlı ve temiz kalmasını, sağlıklı bir ortamda yaşanmasını istiyorsak her türlü kirliliğe karşı mücadele etmesini öğrenmemiz gerekir. Yaşadığımız çevreyi ve ortamı kendi evimiz gibi bilmeli ve o inançla korumalıyız. Doğanın bize sunmuş olduğu suyun ve toprağın veriminin tekrar geri kazanılmasını istiyorsak bunu başarmak yine hepimizin görevidir. Hepinize temiz ve sağlıklı bir ortamda yaşayabilmek arzusuyla hoş cakalın.
Bu yazı 1438 kere okundu.
|