Tüm sevgili dostlarımıza yeni bir haftanın başlangıcında beraber olmanın mutluluğu içerisinde sevgiler sunuyorum. Hepimiz biliriz ki çocuklarımızın doğaya ve tüm canlılara karşı ayrı bir ilgileri vardır. Piknik yapmak,ormanda koşmak,top oynamak, tırmanmak, çevrede gördükleri her şeyi dikkatlice izlemek,onlar hakkında soru sormak, tüm bunlar çocuklara özgü, hayatın vazgeçilmez zevkleridir. Ancak hızlı ve düzensiz yerleşim, değişen hayat şarları karşısında bunu her çocuğun yapma şansı artık yoktur,çoğu çocuklarımız etrafımızda bulunan çok değişik canlı türlerini bırakın görmeyi,adını bile duymamıştır. Bunun tek nedeni insanlarımızın doğaya verdiği bilinçsizce zararlar, sorumsuz avlanma , doğal kaynaklara,çevreye verdiğimiz zarar, aşırı zirai ilaç kullanımı ve kirlilik gibi unsurlar sayılabilir. Bugün çevreyi bu hale getiren büyüklerin genelde küçüklüklerinde bu konuda herhangi bir eğitim ve uyarı almamış insanlar olduklarına inanıyorum.,çünkü hala bana küçükken yapmam gereken her şeyi yapıyor,yapmamam için tembih edilen her şeyi de yapmıyorum.(tabiî ki istisnalar olabiliyor) Doğayı korumak, yaşadığımız çevredeki ortak kullanım alanlarını paylaşmak,canlı yaşamına ve kendi hak ve ihtiyaçlarımıza olduğu kadar onlarınkine de saygı duymak çevre bilincinin temel unsurudur. Çevrecilik eğitimi, doğal çevrenin korunması ve çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir. En önemlisi de doğa, küçük yaştaki çocuklar için eğlence dolu,heyecanlı ve gelişmelerini sağlayıcı bir ortam oluşturduğu için ,ona sahip çıkmanın heyecanını çocuklara yaşatmaktır. Ebeveynlere ve eğitimcilere düşen görev ise öncelikle çocukların heyecan ,merak ve ilgilerini paylaşmak ve bu doğal ortamdan olabildiğince yararlanmak ve keşfetmek isteyen çocuklara yol göstererek, onların çevreye duyarlı olmalarını sağlamaktır. İnsan gelişiminde de hayvanların, bitkilerin özellikle de evcil hayvanların katkısı olduğu sanıldığından daha çoktur. Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ve sosyal gelişimi bir bütünlük içinde ve birbirini az yada çok etkileyerek tamamlanır. Çocuk önce kendini ve kendi dışındaki dünyayı beş duyusu ile algılar, algıladıklarını da taklit ederek, onlarla karşılıklı ilişkiye girerek öğrenir. Muhakkak k bu ilişkideki önemli kişiler önce annesi ve diğer aile bireyleri, daha sonraları da yakın ve uzak çevresindeki insanlardır. Hayvan ve bitkiler de gerek canlı, gerekse cansız (oyuncak) halleri ile çocuğun dünyasına bebeklikten itibaren girerler Yaşadığımız çevrede nedenini bilemediğim bir konu da, genelde bazı ailelerin çocuklarını her türlü hayvandan uzak tutarak büyümesini tercih etmeleridir. Küçük yaşlardan itibaren çocuklar hayvanları gördüğü zaman korkarak uzaklaşmaya ve hayvanlara karşı büyük bir endişe ve korku duyguları içinde olmaya zorlanmaktadırlar. İşte en büyük yanlışlık budur! Burada en büyük görev ebeveynlerine düşmektedir. Daha çok küçük yaşlarda çocuklara hayvan sevgisini aşılamak bir ailenin çocuğuna verebileceği en güzel duygudur. Günümüzde hala hayvanları gördüğünde korkarak kaçan insanlarla karşılaşmaktayız, biz hayvan severler için ne komik bir durum! Hayvanlar yaşadığımız dünyada bir denge unsurudur. Dengeyi yok etmek mi yoksa korumak mı gerekir? Çiçekten çiçeğe,ağaçtan ağaca dolaşan böcekler,ve onların yardımıyla bitki örtüsünün çoğalması buna en güzel örnektir daha nice örnekler verilebilir bu konuda.. Sokakta gezen bir köpek veya atılan yemek artıklarının etrafında dolaşan bir kedi sadece karnını doyurma çabasında iken insanlardan ne isteyebilir ki .. Ancak onlara zarar vererek insanlara karşı yabancılaşmalarını sağlamadıkça hiçbir hayvanın insana zarar verdiği düşünülemez. Bu güne kadar etrafımızda yılan, köpek ,akrep gibi çevrece zararlı sayılabilecek hayvanlardan hangisi insan ölümüne neden olmuştur? Evimizin bir kenarına koyabileceğimiz içi renk renk dizayn edilmiş birkaç süs balığı, güzel bir akvaryum, yine güzel bir kafes içerisinde alacağımız muhabbet kuşu çocuğumuz için büyük bir sevgi kaynağı oluşturacak, hayvanlardan korkmamasını onlarla sevgi içerisinde yaşamasını ve paylaşmasını öğrenecektir, çocuğumuza ?bu kuşun veya balıkların sorumluluğu artık sana ait ? deyin. Kuşu besledikçe balığın büyüdüğünü ve suda oynadığını görünce ve onlara bakarak geniş hayaller besleyerek içindeki hayvan sevgisi hem kendine hem çevresine pozitif enerji verecektir. Yada yavru bir köpek alın bakımını çocuğunuzun üstlenmesini sağlayın, bir süre sonra göreceksiniz insanları daha çok seven, paylaşımını bilen merhamet duygularına nail olmuş hoşgörülü bir evlat olacak ki bu sizin ona baktıkça gururlanacağınız ve iftihar edeceğiniz yanınızdır. İlköğretim okullarımızın müfredatında maalesef arzu edilen derecede hayvan sevgisi, çevre bilinci, hayvan haklarına ait bilgiler yok denecek kadar azdır. Bunun doğal sonucu olarak içinde yaşadığımız doğaya, canlılara karşı duyarsız nesiller yetişmektedir. Bir taraftan yasak olmasına rağmen kayıt altına alınamayan ve serbestçe satılan bu köpeklerin ticareti yasak olmasına ve cezai yaptırımı 5199. sayılı kanunda bulunmasına rağmen caydırıcı olma yönüyle yetersiz gözükmektedir.(Belediye veterineri sayın Levent ÖZBEN Bey e barınağın kurulmasında sarf ettiği çaba gerekse de burada bulunan canlılara göstermiş olduğu özverili çalışmalarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim) Gerçek anlamda sevgiye ulaşmanın yolunun doğayı ve içinde bulunan tüm canlıların sevebilmekten geçeceği düşüncesi ile hayvan sevgisinin artırılmasının insanın hayatıyla barışık olmasını sağlayacağı inancındayız. En güzel duygularımla bir dahaki yazımızda görüşünceye dek hoş cakalın.
Bu yazı 2096 kere okundu.
|