Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bir bilim dalıdır ve canlı hayatının tarihi kadar eski bir bilim dalıdır. Farkına varmasak da günlük hayatta sık sık kullandığımız birçok atasözü ve deyim ekolojiyle ilgilidir Ekolojiyi sadece çevre kirliliği ile sınırlamak mümkün değildir.?Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini de inceler. Kısacası Hayatımızın her anında vardır. Doğada büyük, küçük hiçbir canlı tek başına bulunmaz. Diğer hiçbir canlının bulunmadığı, belli fiziksel-kimyasal koşulların karşılanmadığı bir ortamda var olamaz. organizmayı doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak etkileyen tüm türler, canlı çevreyi oluşturur. Doğal kaynakların dikkatli kullanımı,Çevre kirliliği, hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği ve sanayi ve tarım politikaları da bir nevi ekoloji unsurudur. Ekoloji, bir anlamda hem yeni, hem eski bir bilim dalıdır,Sadece günümüzde ortaya çıktığı kadarıyla değil yıllar öncesinden de çeşitli şekillerde yapıla gelen fakat değişik çalışmalar ve faaliyetlerle çevre ve tarım politikalarımda, hayvancılık ,ziraat, yetiştiricilik ve modern tarıma geçiş bile ekolojinin gelişim faaliyetlerindendir. Çevre bilincinin yoksunluğundan ve ekolojik dengenin bozulmasından en çok etkilenen ne yazık ki topraklarımızdır.Etrafımıza baktığımız zaman bir zamanların mis gibi kokan kavunlarından,üzümlerinden sadece geriye kalan isimleridir,burada hava kirliliği, asit yağmurları,su kirlenmeleri,bilinçsizce yapılan tarımsal faaliyetler ve ilaçlamalar ile bu tarımsal ilaçların dikkatsizce kullanımı bereketli ve verimli topraklarımızın ne yazık ki kaybolmaya yüz tutmasına aracı olmakta, kendi geleceklerini yok etmek için bir mumda kendileri yakmaktadırlar.Birçok çiftçi ve üretici arkadaşımla zaman zaman ,toprağın yıllık verimi ve bereketi hakkında geçen sohbetlerde ilk dert yandığı konunun başında hemen çevre kirliliği,santralar,ve kömür ocaklarını örnek göstermektedir,haklılık payı yok mudur ? tabii ki vardır ama konunun özünü sadece sanayi ve endüstriye bağlamakta doğru değildir.Bugün kaç üreticimiz toprağının verimlilik oranı ve tahlilini yaptırmıştır veya kaç çiftecimiz Ziraat mühendisine,Teknikerine , İlçe Tarım Müdürlüğüne,veya Ziraat Odaları Birliğine giderek, hangi tarım ilacını ne zaman nasıl kullanmalıyım, veya hangi gübreyi tarlama atsam faydalı olur diye fikir sahibi olmuştur. Oysa Sanayileşmiş birçok ülkede birçok kentli, giderek boş zamanlarını bahçecilik, seracılık, balıkçılık gibi uğraşlarla değerlendirmeye çalışmaktadır. olanakları ölçüsünde, bahçesinde sebze ya da çiçek yetiştirir. Eğer yakınlarda deniz, göl, ırmak varsa, balık tutmaya gider., işte balıkçılık, bahçecilik, avcılık gibi bütün bu uğraşlar, az veya çok düzeyde bilgi kullanımı gerektirir.Bilgi olmadan gelişigüzel yapılan avcılık ve yetiştiricilik,boşa giden koca bir zamandır. Boş zamanlarında zevk için, ama ciddi şekilde çiçek yetiştiren,sebze meyve yetiştiren kişi, bahçesini en iyi biçimde kullanmak için gerekli ekoloji bilgiyi edinmiştir. Bahçesindeki toprağın cinsini, hangi çiçeklerin bu toprakta en iyi yetişeceğini bilir, hangi çiçeğin güneş ya da gölge sevdiği, ne kadar sulanması gerektiği ne zaman budanması gerektiği hakkında güvenilir bilgisi vardır. Bahçesini bunlara göre düzenler. Gördüğü bazı böceklerin zararlı, diğerlerinin ise, çiçekler için faydalı olduğunu gözler ve ona göre bunları yetiştirmeye devam eder,bu böcekleri öldürmek için ilaçlama yapmaz.işte bilinçli şekilde yapılan çiçek,sebze,meyvecilik,balıkçılık ve avcılık da bir nevi ekolojinin ortak faaliyet ve çalışma alanlarındandır. Maalesef üzülerek de olsa belirtmeden geçemeyeceğim,bir konuya dikkat çekmenizi istiyorum. Yapılan araştırmalarda yaşadığımız çevreyi ve doğal ortamı biz insanlar kadar zarar vererek ve onu tahrip ederek, yaşama idamesini değiştirmeye çalışan başka hiçbir canlının olmadığı belirtilmektedir... İnsandan başka hiçbir canlı geniş alanların bitki örtüsünü kaldırarak, kendine toplu barınak yerleri yapıp, tarım alanları açamaz.,bu bitki örtüsünü yıkıp, yakamaz. . buna mukabil çevre kirliliği canlılar içinde en çok insanları etkilemekte,böylece insanoğlu dolaylı yoldan kendine zarar vermiş olmaktadır. Çünkü; insan doğaya değil doğa insana sahiptir. İnsan doğaya zarar verince içinde bulunduğu halkaya da zarar vermiş oluyor ama bizler hala bunun farkına ne yazık ki varamadık. Bu yüzden hiç kimse bu konuda "Ben istediğimi yaparım. Her koyun kendi bacağından asılır." diyemez. Doğa hepimize Allah ın bir armağanı olduğuna göre, ona zarar verenleri durdurmak hepimizin, tüm insanlığın ortak görevidir. Bu yüzden ekolojik dengenin sağlanmasına çabalayan tüm kişi ve kuruluşlara bir şekilde destek vermemizin çok isabetli olacağı kanaatindeyiz. Tüm Gönül dostlarımıza,üreticilerimize bol kazançlı,bereketli günler dileğiyle,hoşça kalınız.
Bu yazı 1168 kere okundu.
|