Merhabalar Sevgili Dostlar! Güzel bir haftanın ilk günlerinde siz değerli dostlarımla beraber olmanın mutluluğu ve huzuru içerisindeyim. Geçen hafta sabahleyin karşılaştığım ve genelde duymaya alışık olduğum bir kelime bu haftaki yazımın ana konusunu teşkil etmiş oldu. İşe gitmek üzere evden çıkan bir ailenin önünden geçen sevimli mi sevimli, siyah renkli yemyeşil gözlü , 2-3 aylık civarında bir kedi yavrusu neredeyse idam fermanı hazırlanıp asılmasına ramak kalmıştı. Siyah kedi uğursuz olduğu kadar,sevimsizmiş, nankörmüş ve o gün bütün işleri ters gidermiş ,eve geri dönüp tekrar çıkmaları gerekirmiş. O gün çok düşündüm kedinin uğursuzluğu ve sevimsizliği arasında da bir bağlantı kuramadım. Sevgili dostlarım bu konuşmalar bırakın beni rahatsız etmesini yoldan geçen bir çocuk dahi olsa acaba kedinin uğursuzluğu nedir,nedendir? diye kendi kendine düşünür durur ve sonrasında aynı durum acaba benim başıma da gelirse o gün benim için uğursuz bir gün olur mu diye hiç yoktan kendi kendinin psikolojisini bozmuş olur. Kedilerle ile ilgili olarak yapmış olduğum araştırmalarda .insanlarımızın bilmesi gereken bir konuya kısaca değinmek istiyorum Köpekler yaklaşık 13 bin yıldır, kediler ise 3 bin yıldır insan hayatına ve ev yaşamına girdikleri tahmin edilmektedir. Kedi bulduğu besini en kısa sürede tüketir ve bir köpek gibi onu saklama güdüsüyle hareket etmez. Kediler anlık içgüdüleri ile yaptığı hareketlerde, agresif tavır sergilediğinde bazı kişiler tarafından nankörlükle suçlanır, yoksa dolayısıyla kedilerin nankör olması söz konusu değildir. Köpekler tamamen insanlara bağımlı olarak yaşamayı benimsedikleri için ?Sadık dost? olarak nitelenirken , kediler ise kendini yaban hayatı reflekslerinden kurtaramadığı gözlemlenmektedir.Kedilerde zaman zaman tırmalama, ısırma gibi agresif hareketlere şahit olabiliriz bunu bazen sevgileri,bazense kızgınlıkları nedeni ile yaparlar,ama bunu kötülük olarak algılamamak lazımdır. Özellikle sokak kedileri, ev kedilerine göre daha farklı mizaca sahiptirler, hayatta kalma savaşında galip gelebilmek için daha sert ve acımasız olmak zorundadırlar.İster sokak kedisi olsun, ister ev kedisi olsun doğaları gereği karınlarını doyurmaktan çok, avlanma içgüdüsü ile hamle yapmaya ,saklanarak pusu kurmaya bayılırlar,bu onların en doğal yaşam halidir, insanoğlunun her ne şekilde olursa olsun kedinin veya diğer bir canlının doğasını değiştirmesi tamamen olanaksızdır ancak ;sevgi ile yaklaşılabilirse insanın en önemli dostudur. Kedilerin en çok istediği sevmek sevilmek, karnının doyması sıcak bir ev ve yataktır. Bir kediye bunları verirseniz size karşılığında hiç bir yerde bulamayacağınız muhteşem bir huzur verir .Geçenlerde okuduğum bir gazetede kedilerin en çok çocuklu aileler tarafından tercih edildiğine dikkat çekilmekte ve ?Aileler çocuklara paylaşımı öğrenmeleri ve bazı kıskançlık duygusundan kurtulması için kedi satın aldıkları söylenmektedir. Yine bazı ülkelerde tek çocuk olup evinde yaşamını bir kedi veya köpekle paylaşmayan çocukları "sorunlu" diye ilköğretim kurumuna bile kabul etmek istemiyorlar ! Sevgili dostlar çocukluğumdan beri ailemden de gelen hayvan sevgisi nedeniyle bir çok kedi besledim. Annemin bana vermiş olduğu harçlıklara onlara balık artıkları alır,mahalledeki kedilere dağıtırdım. Sadece kedi değil, elimden geldiği kadar kuş,balık,köpek te besledim beslemeye de devam ediyorum. Onlara bakmak ve onlarla yaşamak bana inanılmaz keyif veriyor, bir bakıma onlarla yaşamak benim için stres ve gerilimin boşalmasına neden oluyor. Bir hayvanı sevemeyenleri acıyorum. Bu sevgiden yoksun olanlara acıyorum hem de çok acıyorum. Yazımı Aşık Veysel in bir sözüyle bitirmek istiyorum yaşam ?Uzun ve ince yol? bizler için de canlılar için de .Dileğimiz içinde bulunduğumuz dünyamızda acı zulüm ve eziyet olmadan tüm canlılar sağlıkla,mutlulukla, huzurla yaşamlarını tamamlamalarıdır. Saygılarımla
Bu yazı 787 kere okundu.
|