Selam Sevgili Dostlarım Mayıs ayı, diğer aylarda bulunmayan bir çok farklı güzellikleri içinde barındırır. Bu ay bize çocuklarımızın tatile yaklaştığını,meyvelerin olgunlaşmaya başladığını, çalışanlar için en hoş olan tarafı da yazın kapısını açtığı aydır. Bu ayda tabiat canlı bir hal alır, Mayıs ayında çiçekler,bahçeler, özellikle ?güller? daha bir güzel açar. Büyüklerimiz mayıs ayı gül ayı derdi. Çocukluk yıllarından aklımda kalan en güzel anılardan bir tanesi de, annemin küçücük tenekelerin içine cam kenarlarına koydukları mis gibi kokan fesleğenlerdi. Bazen beyaz çiçek açan fesleğeni,babaannem salataların içine de atar,farklı bir lezzet yaratır ve elinle hafif okşadığı zaman kokusuna sivri sinek gelmez derdi. Bizim orta yaş diye tabir ettiğimiz arkadaşlar bilirler,ortaokul yıllarında tarım iş dersimiz vardı. Bu ders haftanın son iki saati yapılırdı ve biz onu tatil coşkusuyla beraber seve seve yapardık. Tarım dersinde ortaokulun bahçesinde ne kadar ağaç varsa her tarafını temizlerdik,otlarını çapalardık,sulamasını yapardık ve ben bu dersi çok severdim. Çocukluk yıllarından gençlik yıllarıma geçiş yaptığım zamanlarda babam bendeki ağaç sevgisini görünce pazardan getirdiği mandalina ağacını kendi ellerimle çukur açıp bana diktirmişti,inanılmaz keyif alıyordum her gün sabah kalktığımda ilk önce mandalın ağacına bakıyordum, acaba bugün büyüdü mü ,ne zaman meyve verecek diye sabırsızlanıyordum.İlk meyvesinde dört tane vermişti ve babam bunun bir tanesini almamı, kalanın kurtlara kuşlara bırakılmasının gerektiğini söylemişti. O zamandan beri ağaç sevgisi benim en büyük sevdam olmuştur. Çandarlı da almış olduğum yazlıkta herkes öncelikle evlerin aksesuar kısmına bakarken ,ben çeşit çeşit meyve ağaçları diktim. Babamın yıllar önce bana öğrettiği gibi bende çocuklarıma kendi ellerinle ağaç diktirdim. Ağaçlar meyve vermeye başlayınca,inanılmaz mutlu oldular,çocuklarım bizden daha fazla ağaç,çevre ve hayvan sevgisiyle büyüdüler, bazen evde kullanılan suyun bir damlasının fazlalılığına bile tahammül edemiyor ve bizleri sert bir dille eleştirebiliyorlar, kızmıyorum gurur duyuyorum. Sevgili dostlarım oturduğum lojmanın önünde dört tane erik ağacı bulunmakta, bunlardan bir tanesi olgunlaştıktan sonra yere düştüğü zaman aylarca lekesi çıkmıyor ve yeşilken tüketilmesinde daha faydalı oluyor, ancak,bizim burada tüketme şekli çok çok farklı. Geçen hafta eve dönüşte O güzelim erik ağacının dallarının çoğu kırılmış, yaprakları sıyrılmış, üzerindeki meyveler daha yenilecek büyüklükte olmadığı halde , sopalarla dökülerek yerlere saçılmış şekilde görünce kafamın içinde şimşekler çakmaya başladı,elim ayağım dondu,evin içine giremedim. Bir an erik ağacının dile gelerek ,Siz yokken beni bu hale getirdiler diye sızlandığını hisseder gibi oldum. O ağaç ın meyvesini yiyecek olan yine sizlersiniz ama dallarını neden koparırsınız,günahtır dostlarım. Bir ağacın dalını kırmak ile bir insanın kolunu kırmak arasında bence hiçbir fark yoktur. Unutmayın ki ağaçlarda canlıdır, doğarlar,büyürler, ömürlerini doldurduktan sonra yok olur giderler. Ağaçların dallarını koparanlar,ağaçları kesmeye kalkanlar acaba hayatında ne kadar ağaç dikmişlerdir ? insanlarımız bilinçlendikçe doğaya verilen zararın azalacağını düşünürken bazen de bu konuda karamsarlığa düşüyorum. Geçmiş yıllarda çocukken hepimiz birilerinin bahçelerinden meyve almışızdır, bunu bazen heyecan, bazen de bir şeyleri artık becerebiliyoruz psikolojisi ve güveni için yapıyorduk, ama hiçbir zaman ne ağaçların dallarını koparıyorduk,ne de ağaçların gövdelerine ?Seni seviyorum? diye yazılar yazıyorduk. Evimiz bahçe içerisindeydi ve salıncak kurarken,ip ile ağaç dalının arasına kalın bir bez sarardık ağaç a zarar vermesini önlemek için.Ailem benim yaşam alanımda en büyük mihmandarım. Unutmayalım ki, her türlü eğitimin başlangıcı çocukluk yıllarında aileden başlamaktadır.Minicik kalplere ağaç ve çevre sevgisini iyi ekebilirsek , bunlar zamanla en güzel şekilde boy vererek yaşadığımız toplumda ve insanların hizmetinde ?Yeşil yaşam,Temiz çevre? özlemine kavuşmuş oluruz. Hepinize Ürünümüzün ve Hasadımızın bol olması dileğiyle,sevgiler sunuyorum.
Bu yazı 842 kere okundu.
|